Köyden Merhaba..
Yeni bir yıl yeni bir umut yaşlı yorgun koskoca bir yılı ihtiyarlamıştı zaten hastalık tüm vücudu kaplamıştı. Sanki bu 2013 yılını tedavisi olmayan yaşlanmış hastalık pencesinde  caresi olmayan kötü bi hasta gibi idi ve tam da bu sırada nurtopu gibi ışık gibi güneş gibi tüm insanlıga sanki yeşeren bi taze filiz gibi bi yılımız geliverdi gitmesini tüm ülkemizin a den z ye herkesin bi an önce gitsiiinnn artık gitsin dedigi biyılı hoooppp bala deyip güm badak yolladık hayırlısı ile hayırlara vesile olmasını büyük bi umutla dua edip karşıladık. Bu taze yeni yılı umarım tüm dünyaya umut olur özgürlük olur demokrasinin tüm bireylerin iclerine sinecegi acıların bi nebze olsun azalacagı bi yıl olsun gali...

Bi davet üzere iki arkadaş birlikte komşu bi arkadaşın iş yerine ziyarete gittik davetli olarak tam da ögle vakti idi ögle namazını eda edip cıktıkdı ve iş yerine vardıgımızda bizi davet eden arkadaşın başka bi misafirleri vardı az bekledik az sonra onların da oldugu yere birlikte devam eden bi sohbetle başladık onlarda iki kişi birini cok iyi tanıyorum ama diger birini ilk kez görüyordum az tanışma faslından sonra konu konu actı ve koyu bi sohbet başladı.

O az yabancı olan bey sürekli anlatmak istiyor paylaşmak istiyor cok kibar ama bi o kadar mutevazı sanki eski İstanbul sakinlerinden üzerindeki elbiselerden ve yuz simasından anlaşılan cok alim cok tecrübeli cok sade normalde yalnız başına görsen garip biri gibi velakin hec öyle deel..

Başladı anlatmaya tabi kendi kendini anlatmıyor biz bi şeyler soruyoruz o konu üzere o konuyu baglama babında o ne konusu ise cok oturaklı bi şekilde heyecanlı heyecanlı anlatıyor ha bu arada tevellütünü soruyoz o da o da 1312 deyor abooyy hec de göstermiyorsunuz  deyoz ama gercekten göstermiyo.

Neyse İstanbulda oturuyormuş, hem de üsküdarda 7 bin metre kare icinde bi evde icinde söylemesi ayıp kocaman bi bahce onlarca yetmiş ceşit agac ve yeşilliklerin icinde cok eski bi villa deyin o ev diyo olsun.

Aslen Uşak merkez dogumlu Halit ziya ile bir eylül okulu arasında bi yerde evleri varmış lakaplarını söyledi. Herkes tanır ama o bilinsin istemedi sadece dedem gilin o ev 400 yıllık dedi ev duruyor mu dedim evet dedi.

Arada sırada ugrarım burada eş dost akraba var ama hec kimseyi tedirgin etmek istemem hec kimseye yük olmak istemem ben her türlü idare ederim nireye varsam kıvrılır yetinirim dedi.

Ardından hacı abey dedi şu köstekli saati bi yerde abdes alırken unutmuşsun da biz bulduk şadırvanda baktık

İsim tazıyo ve saati size ulaştırdık dedi.

 Az durdu  ve he dedi şimdi hatırladım o saati babannem şehit maaşı ile bana aldı kıymetlidir manevi olarak dedi.

Öyle üc tane saatim var hedaye ve şimdi isim yazıp duvara astım altına da acıklama yaptım bilinsin diye ve calışır bi durumda durur dedi.

Bizim arkadaş az daha kurculadı hacı abey sizin adınıza bi bagış geldi miktarı  şu kadardı gözel bi bagış da miktarı farklı idi kuruşlu bi şekilde neden öyle oldu deye sordu .

Gene az durdu ve bu sefer az şöyle tebessüm eder gibi gözleri azcık da yaşardı ve gülümseme ile göz yaşı birlikte aktı sanki söylememsi gereken bi şey vardı ve söylerse rahatlayacaktı baştan anlatayım evet  evet.

O kuruşlu bagış şöyle oldu işyerimizin günlük kac lira ciro yaptıksa o günkü miktarı tümünü,o hayır işine yollayalım diye karar almıştık o kadar bi ciro olmuş muhasebeci hacı abey şu kadar dedi tamam  tamam deyip gönderdik.

İstanbulda evimizin yanında ki camiye sabah namazını kıldıgımız komşu arkadaşlarla birlikte her zaman oldugu gibi gidip geliyordum bi yakın arkadaşım bi hayır işi yaptırıyordu sanırım okul olsa gerek kendi kendime dedim yahu şu corbaya biraz  katkımız olsun diye muhasebeciye dedim bi tır cimento kac lira örgenin tamam dedi ve o kadar miktarı bi zarfa koydum cebimde ertesi sabah namaz cıkışı o dostumuza az bekle bi ricam olacek dedim buyur dedi şu zarfı al dedim aldı ve şu sizin hayır işi icin biraz katkı yapmak istiyorum dedim.

Arkadaşımız az durdu yüzünü az asabileştirip zarfı hem fırlattı ve ben yalnız başıma yapacagım bilmiyormusun dedi baya bi kızmış arakasına bakmadan uzaklaştı.

Ben ne oldugu tam kavrayamadım ama cok üzülmüştüm hafif bi serzenişten sonra hayırdır, diyebildim.

Ve egilip yerden zarfı toparladım cebime koydum ama benzim saramış suratım farkında olmadan degişmiş.

Eve geldim hanım sordu hacı hayırmı dedi ne oldu  dedi..

Yok bi şey dedim. 

Ama sapsarısın dedi.

Gel gel dedim durumu izat ettim ve orda ona da ilk kez söyledim hanım bi hayır yapalım dedim ama kimse bilmesin kimseye de para bagış istenmesin amam kendi rızası ile veren olursa alınmak şartı ile dedim.

Hanımla konuştuk sen bilirsin hacım dedi ben de ..

Allah razı olsun dedim..

Ve istişarelerle bi yurt üstü cami ibadet yeri olsun yoldan gelen gecen ugrasın dinlensin garip fakir cocuklar okusun ilim irfan sahibi olsun diye ama hec adımız gecmeyecek bi bu işe gönül veren sekiz on arkadaş bilecek bi vakıf kurup bu inşatı yapalım inşallah dedik yola cıktık .

Ha  unutmadan yıl sanırım seksenlerin başı olabilir ortası olabilir.

Gectim tüm mal varlıgımı  malımı işimi ev dam araba arsa iş yeri her ne varsa hesap edip rakam cıkardım.

O zaman tüm mal varlıgım altın bazında 25 kilo altına mütakip ediyor. 

Eh hayırlısı dedim bu arada yeni iş koluna iş degişikligi yaptım her işte bi hayır var diye inanırım.

Ve gel git zaman işte o kuruşlu bagış adıma makbuz karşılıgı olan bi denetim gibi hesap tutulsun gelen bagışlar makbuz kesilsın alınsın diye di.

Biz her hafta belirli istenen miktarda nakit para gönderiyorduk ama tabi bagış da olmuş.

İnşat bitti yurt cami acıldı.

Baya bi süre gecti sanırım beş altı yıl neyse tekrar oturdum bi hesap yaptım biz ne yollamışız kac liraya mal olmuş sermayemiz kac lira diye tekrar bi envarten cıkarıp  analiz yaptık.

Cami yapımına tam altmış kilo altın miktarı göndermişiz.ve on kilo da bagış olmuş toplamda yetmiş kilo altın ile bitmiş.

Kendi bakiyemiz kalanı merak ediyordum bunca zaman sonra  diye bizim sermayede 25 kilo  dan 30 kiloya cıkmış.

Cok şükür yarabbim bizi mahcup etmedi deyip dua ettim.

Ve sizle birlikte bu sırrı bilen on onbeş kişi isim kullanmayın bu dost sırı deyin baş egip saygı edip selamladık.

Tüm bunları o kadar sessizlik huşu icinde dinledikki cıt cıkmadı ve bi okadarda mutevazı bi şekilde anlattı ki su gibi bi icimlikti sanki ve o mutevazi insan konu arasında ilerde ömrüm olursa dedi bir şeyi merak ediyorum.

Buyurun dedik.

Burada siz bahceniz var mı dedi.

Evet var .

İcinde kendi dikip yetiştirdiginiz meyveler varmı dedi.

Evet dedik.

İcinde kiraz agacı varsa şayet davet ederseniz baharın dalından kiraz koparıp yemeyi hep hayel etmişimdir.

Bunca iş güc coluk cocuk derken bu tür gereksinimlerimizi bi özlem olarak kaldı dedi.

Tekrar kendi kendime icim bi tuhaf oldu.

Kendi bahcemizde üc agac kiraz var ve her biri 15 gün ara ile meyvesi yenir ilki mayıs ayının sonuna dogru olur ve onu takip eden on beş gun ara ile ötekiler yetişir cinsi böyle eşle dostla paylaşırız.

Hakir kendi halimizde yaşam icinde bakın insanlar nelere hayal eder de bilinmez hep halimize şükür edip ihsanda bulunup şükretmek paylaşmak varken.

Tekrar tekrar o mumtaz ismin yaptırmış oldugu o muhteşem yurt cami aş evini her gördügümde ne kadar da hayırlı bi hayır işi yapmış tek kelime edilir gali.. ALLAH RAZI OLSUN..

Haydi sisli bulutların az cok dagıldıgı güzel köyümden kurak gecen kışından akmayan ceşmelerinden dereleri şırıldamasa da daha bahara var yaradanım zamanı gelince verir deyip enderin saygı ve selamlar bizden olsun gali.kalın salıcakla.

Üstadım


2014-01-04