Yeni bir Siyasi ve Ekonomik Sistem Arayışı...
Bugün ülkemizin vatandaşları da dahil olmak üzere insanlığın içini düştüğü özellikle siyasal, ekonomik ve sosyolojik durum tartışmasız bir şekilde birçok sorunu bünyesinde barındırmaktadır. Zira dünya üzerindeki neredeyse her ülke iç siyasal ve ekonomik sorunlarla boğuşmakta, dış komşularla ve uluslararası organizasyonlarla ciddi problemler yaşanmakta, ekonomik açıdan gelir dağılımı dengesizliği almış başını gitmiş, yolsuzluklar, haksızlıklar ve adaletsizlikler inanılmaz boyutlara ulaşmış, sosyolojik açıdan toplumlar bir türlü barışı, iç huzuru ve mutluluğu bulamamıştır. Siyasi açıdan bakıldığında belki en çok tercih edilen demokratik rejimlerin bile içleri büyük ölçüde boşaltılmış, halk iradesinin yönetime yansıması sözde kalmış, adalet sistemleri çökmüş ve hukuk ne yazık ki ‘güçlüyü korur' noktasına gelmiş ve demokratik sistemlerin en temel ilkeleri bile ayaklar altına alınmıştır.

Ekonomik açıdan bakıldığında ise zengin ile yoksul arasındaki uçurum giderek büyümüş, milyarca insanın günlük harcaması 1 dolarların altına düşmüş, birçok ülkede en büyük şehirlerde parasının hesabını bile bilmeyenler ile yiyecek bir lokma ekmek bulamayan ve sokakta yaşayanlar arasında sadece birkaç metre mesafe bulunmaktadır.

Böylesine çarpık, anlamsız ve dengesiz sonuçları doğuran bugünkü uygulanmakta olan siyasi ve ekonomik sistemlerin mutlak surette sorgulanması ve yeni sistemlerin geliştirilmesi ihtiyacı günümüzde çok daha belirgin olarak ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla, daha sorunsuz, daha huzurlu, temel ihtiyaçlarını gidermiş ve daha varlıklı ve mutlu toplumların yaratılabilmesi için geliştirilmesi gereken ‘siyasi ve ekonomik' sistemlerin nasıl sonuçlar doğurması gerektiği konusundaki bazı düşüncelerimi özetle ifade etmek istiyorum...

1-öncelikle ülkeyi yönetecek olan parlamenterleri araya parti ve genel başkan elemeleri olmadan halk doğrudan kendileri seçebilmeli ve parlamenterlerin mutlak surette temsil ettikleri halk kitlesi tarafından doğrudan ve etkin bir şekilde denetlenebilmelidir. Böylece kimse ‘ben yetkiyi halktan aldım istediğim gibi hareket edebilirim' diyemeyecektir. Ayrıca seçilenlerin temsil ettikleri halk kitlesi ile sürekli iletişim halinde olabileceği bir teknolojik yapı oluşturulmalı ve sürekli fikir alışverişi sağlanabilmelidir. Parlamenterler seçildikten sonra fikirsel birleşmeler ve parti oluşumları gerçekleştirilmelidir. İlaveten halkın iradesi tam olarak meclislere yansıtılmalıdır.

2- Halkoyu ile göreve gelen parlamenterlerin her faaliyeti ayrıca ‘tam bağımsız' ve ‘tarafsız' yargı tarafından etkin bir şekilde denetlenebilmelidir. Yani, yasama ve yürütme ile yargı mutlak surette birbirinden tam bağımsız hareket edebilmelidir. Yasama ve yürütmenin yargı üzerinde hiçbir etkisinin olmaması mutlak surette sağlanmalıdır.

3-Ekonomik sistem mal üretme, ‘artı değer' üretme, sorumluluk taşıma, yapılan işin toplumların üzerindeki etkisi ve fiili üretim yani performans parametrelerinin merkeze alındığı ve daha fazla kazanabileceği şekilde yeniden yapılandırılmalıdır. Üretenlerden ziyade aracıların daha çok kazandığı ekonomik sisteme son verilmelidir.

4- Toplumsal yaşamın her alanında dürüstlük, çalışkanlık, ahlaklı olmak, iyilik, yardımseverlik gibi değerlerin çok açık bir şekilde desteklendiği, yolsuzluk, hırsızlık, sahtekârlık, yalancılık, bencillik gibi değerlerin doğrudan ve çok ağır bir şekilde cezalandırıldığı yeni bir sosyal sistem kurulmalıdır.

5- İnançların ve siyasetin ‘bilim' üzerindeki etkileri, baskıları ve kontrolü ortadan kaldırılmalı, bilim ve bilim adamları çok daha fazla desteklenmeli ve toplumların yaşamsal rehberi tamamen mutlak surette bilim olacak şekilde sistem yeniden yapılandırılmalıdır. Bilim, diğer alanların etkisinden kurtarılmalı tam bağımsız şekilde çalışmalı ve üretmeli, ürettiklerini teknolojinin ve toplumun hizmetine sunarken de bağımsız bir şekilde elde ettiği sonuçların ekonomik karşılığını tam olarak alabilmelidir.

6- Hiçbir din, dil, ırk veya etnik kökenin ayrımcılığına veya diğerlerinin üzerine baskı kurmasına ve hüküm sürmesine izin verilmemeli sadece insanlığın ortak ihtiyaçları ve insana dair ne varsa onları merkeze koyan hümanistik bir yaşam felsefesi benimsenmelidir.

Bu konuda yazılabilecek maddelerin sayısı ve niteliği elbette genişletilebilir. Burada asıl önemli olan, insanlığın yaşamakta olduğu ve bir türlü üstesinden gelemediği sorunların aşılması için top yekün ‘yeniden yapılanmanın' gerekliliği konusunun anlaşılabilmesidir. Mevcut sistemler devam ettiği sürece insanlık ne yazık ki içinde bulunduğu kaotik durumdan ve mevcut problemlerden kurtulamayacaktır.

Prof. Dr. Mustafa EROL


2014-01-16