Suriye ve Arakan Feryat Ediyor
Çok üzgünüm içim buruk yüreğimde bitmeyen bir hüzün var... 
Dün haberlerde Suriyede'ki kardeşlerimizin açlıktan ağaç yapraklarından yerden topladıkları otlardan  yemek yaptıklarını, annelerine açız diyen çocukların feryadlarını gözyaşlarını, açlıktan ölen masum çocukları, ayrıca Arakan'da öldürülen, canlı canlı yakılan yüzlerce masum müslümanları gördüm gözümün önünden hiç gitmiyor. 

`Şam`da açlıktan kedi eti yiyen aile zehirlendi! Hiç görmek, duymak istemeyeceğimiz `bu haber birkaç gündür haberlerde yer alıyor ,bu durum savaşın insanları ne hale getirdiğini göstermesi bakımından çok çarpıcı aslında!

Yermük`te kamptaki mültecilerden 26 yaşındaki Kais Saed, insanların artık kedi ve köpek etini yemesinin normal hale geldiğini anlatıyor. Saed en son üç gün önce yemek yemiş. En son tok hissettiği zamanı hatırlamadığını söyleyen Saed`in üç gündür boğazından geçen tek şey ise baharatla tatlandırılan su.   Abluka altındaki Yermük Mülteci Kampı`nda çocuklar,gençler, yaşlılar,soğuktan, kötü şartlardan en önemlisi de açlıktan ölüyor! Sadece Yermük Mülteci Kampı değil! Dünya`nın dört bir yanında kardeşlerimiz zulüm altında acı çekiyor ve kötü şartlarda yaşamını sürdürmeye çalışıyor.

20.000 mültecinin yaşadığı bu kampa insani yardım gönderilmesine rejim güçleri izin vermiyormuş. Rejim kendisine muhalif olarak gördüğü kendi halkını bu şekilde cezalandırmak istiyor.

Esed rejimi, kendi halkını sadece silahla, bombayla öldürmekle yetinmeyerek onları aç bırakmak uğruna un depolarını ele geçirip, buğday, mısır, arpa gibi temel besin ürünlerini de yüksek fiyatla toplayıp yavaş yavaş acı içinde ölmelerini seyredecek bir zalimlik derecesine varmış durumda. .

Bu Zamanda En Büyük Farz Vazife, İttihad-ı İslam`dır"Bediüzzaman Said Nursi hazretlerinin  söylediği ne kadar doğru ve önemli bir tesbit ittihatı islamın olması  bu zamanda tek çözüm inşaAllah

İslam dünyası, yalnızca tek bir vücut gibi birlik olarak hareket ettiği takdirde ayakta kalabileceğini unutmamalıdır. Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri'nin Lemalar adlı kitabında (21. Lema) belirttiği gibi, bir bedenin tüm organları ancak 'birlik' olduğu zaman huzur içindedir. Ve tüm bu organlar, aynı bir fabrikanın dişlileri gibi uyum ve bütünlük içinde çalışırlar: 'Çünkü nasıl insanın bir eli diğer eline rekabet etmez, bir gözü bir gözünü tenkit etmez, dili kulağına itiraz etmez, kalb ruhun ayıbını görmez. Belki birbirinin noksanını ikmal eder, kusurunu örter, ihtiyacına yardım eder, vazifesine muavenet eder. Yoksa o vücud-u insanın hayatı söner, ruhu kaçar, cismi de dağılır.'

Bir yerde bir müslüman eziliyorsa onu savunmak Allah`ın emridir..
Omuzlarımıza yüklenmiş zaten  bu ayetle veballer(size ne oluyor ki rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu ülkeden çıkar,bize katından bir veli koruyucu sahip gönder, bize katından bir yardım eden yolla diyen erkekler kadınlar ve çocuklardan zayıf bırakılmışlar adına savaşmıyorsunuz? 4/75) Allah bu ayette Müslümanların, mazlum ve suçsuzların katliamlarına neden seyirci kaldığını sormuştur.
Şu an ortadoğudaki yaşanan ümmetin hali birlik olmamamızın  sonucudur.                                                                                                                                                                                                                          
Tüm bu zulümlerin bitmesi için asıl çözüm olan Türkiye önderliğinde bir an önce bir İslam birliğinin kurulması gerekmektedir. Bir düşünelim... Eğer İslam Birliği kurulmuş olsaydı kimse, zulüm yapacak bu vahşi cesareti asla gösteremezdi. Böyle bir birlik kurulduğunda Müslümanlara zulüm etmeye hiç bir ülke cesaret edemeyecektir. 

İslam Birliği kurulduğu takdirde sadece Arakan`lı , suriyeli ,çinin zulmü altındaki doğu türkistan, mısır , bütün müslümanlar huzur bulacaktır. inşaAllah 

Zaman oturma zamanı değil! Unutmayın ki, birlik olma zamanı .Birlikten kuvvet doğar. Bunu  dünya`ya göstermeliyiz inşaAllah

Bu düşünceler içinde  içimden gelenleri yazdım 
İçimdeki yangın sönmek bilmiyor 
Gözyaşlarım sadece vicdanımı avutuyor
Sanma ki yapılanlar gördüklerinle  kalıyor 
Her duvar arkasında ne acılar saklıyor
 Çığlıkların feryatların şiddeti arşı titretti  
İşkenceler kim bilir ne canlar inletti

 Dikkat kulaklar sağır gözler kör  
Yaşayan ölüler ne de çokmuş gel de gör

 Gök yüzünde  bulutlar  değil
feryatlar  figanlar çarpışıyor
 
Yer yüzünü yağmur değil göz yaşları ıslatıyor.

 Kefenlere sarıldı binlerce günahsız baş   
Bu zulme seyirci kalanların vicdanları taş 

 Sokaklar  cansız bedenlerle doldu taştı   
Dünyada yaşayan ölüler ise  dahada arttı 

 Vahşet var zulüm var soğuk var
açlıktan ölen  bebekler var  
 
Bomba seslerinden titreyen minicik yürekler var

 Nice insanlar ebede uğurlandı   
Zalimler yaptıklarıyla  gururlandı

 Annelerin yürekleri acıyla yandı   
Dünya bu zulme seyirci kaldı

 Yardım çığlıkları havada asılı kaldı  
Zulmü yapanların hesabı mahşere kaldı 


 Her saniye veballer üstümüzde arttıkça arttı  
Yediğimiz lokmada aldığımız her nefeste 

 Hesabı verecek gün yakın bir tek ruh kafeste   
Nasıl cevap vereceksin ey mümin hakka son nefeste

2014-01-21