Köylü bi halk ozanına vefa
Anadolunun cevakar insanları calışkan insanları kucuk ölcekli iki üc bilemedin hadi on kişinin en fazla oda atölye tipi iş yerlerinin bolca rabet gördügü özellikle pamuklu dokuma kilim dokuma ve kucuk el sanatları torna kaynak marangozluk kap kalaycılık nalbure yün iplik el dokuma halısı gibi iki öküz sat az borclan ya pamuklu dokuma tezgahı ya ufak bi bakkaliye her ne ise bu tür iş kurmalar 60 yıllarda rabet olmuş ama seksenlerde patlama olmuş bir iki dönüm tarla satıp iş kurmuş benim cefakar ilim uşak okumak üniversite bitirip bi meslek sahibi olan tabiki var ama bu oran az gecim şartları kardeşlerin dagılımı paylaşımlar velasıl okumak masarıf demek o da az bi nanikle olmuyo...

Hele evde ardı sıra bir iki üc dört velet varsa (cocuk ) eh şimdi de zor o z<amanlar daha bi zor yani hemencecik en kestirme yol şehirde iş bulacek ya kiremit hanelerde tugla kiremit cıkaracak torpilin varsa girersin öleee yok cart diye iş aslanın agzında ya da torpak cekeceksin amalelik yaparsın ya da buban az eyise durumu seni hemen bi ustaya cırak veriverir o kadar ..

Garip fakir cahil köylü en basip şekilde nası adam olur veya eve bütceye nasıl bi helal katkı oluyo eskerde ise az kafa calışıyosa yazı tura olarak olunan onbaşı ol  üc kuruş al yada azzz daha kafanı kullan cavuş ol yani başka cera yok onun icin bide eskeriyede kalıp  uzatmalı denen cavuşlar var yani o yıllarda  bu bi ihtiyactı yagız delikanlıları okula gidememiş nerde nasıl gidecek hangi para ile okuyacak veya hangisi okuyacak her bi hanede en az üc dört cocuk var üremenin cok ca oldugu o kalkınmalı yıllar..

Ya az oku o yıllar da imam olmak en basit en kolay iş ve öretmen olmak hemen cecik uzatmalı egitim ensütüleri var dı iki yıllık hopp iki yıl zor zagmet ite kalka da olsa ya imam ya öretmen köylü cocugu dottor olacek delll ya avukat hec yanından gecme, sanattcı dee get len dalga mı gecciyoonnn ya da vali gaymekam höööttt gec gec öle şeler angara da az buz toz yutsan şööle mebus olu hariciyede filan calışmışlardan bi elinden gıyısından su icer isen belki yani sona sona bu mesleklere  polis olmak eklendi yoksa şehirde kalabilisen ya ,Y S E.  yol su  eliktirik işleri yada şeker farpikalarında iş bulursun yada kara yollarında yada devlet su işleri yani başka iş bulman zor yıllar dı.

1960 yıllar ve evelisi daha bi kötü yani bazı yıllar 1940 lı yıllar daha bi kötü gec 50 li yıllar karışık yıllar yani sözüm  ona her bir devrin her bir zamanın eyiside köytüsüde hep varmış var olmaya da devam ediyor bu şahsı duruma mülasır galii.

Bizim buralardan okumuş az cıkmış sanatcı az cıkmış hele hele bi elin parmaklarını gecmez yani bu yerler güzelim egenin  incisi sıcagı sogugu insanı torpagı sıcak kanlılıgı misafirperligi ile hep öne cıkmış cıkmış da şöyle bi devlet adamı şöyle bi dünya sanatcısı  yetişmemiş olanlar da genc yaşta verimli zamanda cok nadir eserler bırakmış hala günümüze kadar romanları elden ele tv lerde sinemalarda döner döner de..

Tüm bunları yazmak gecenlerde  sanatın kültürün edebiyatın yeni yeni ilimize yaşamaya başladıgı  ve buna münasır da  ilimiz uşak ta aşık ozan türk halk müzik sanatcısı Sn.Mustafa Cobanoglunun 45 nci sanat yılı kutlaması vardı bir ilde bir sanatcıya böyle bi merasim belki de ilk kez yapılıyor sanat hayatına başlayalı 45 yıl olmuş ve onun emege saygı adına ilimizi yurt icinde yurt dışında temsil eden tek sanatcımız  şimdilik .

İşte gectigimiz günlerde bu degerli sanatcımızın 45 nci sanat yılını Atatürk kültür merkezinde belediye bşn.  ve kültür türuzim md. uşak esnaf ve iş dünyasının katkıları ile ailesi sevenleri dostları ve protokol ile ve özellikle baltalı yaren ekibinin cok büyük destek ve katkıları eşliginde ilimizde sanata sanatcıya olan saygıyı belki kendi capımızda amatörce de olsa ilk oldugu icin daha iyileri icin yapılmış ender bi kutlama.

Garip bi öyküsü var sn.Mustafa  Cobanoglu kim işte .

 1948 yılında Uşak, Emirfakı köyünde dünyaya geldim. 


     Çok küçük yaşlarda anasız, babasız öksüz kaldım.
     Selivioğlu köyünde dedem ve dayımın yanında büyüdüm.
     İlkokul 5. sınıfta öğretmenimin bağlamasıyla tanıştım. 
     Ben de o zamanlar çok güzel kaval çalardım.
     Öğretmenim bana: "Kavalı çalan, bağlamayı da çalar..." dedi.
     O  gün bu gündür de bağlamayı elimden bırakmadım..

Uşaklı Halk Ozanı Mustafa Çobanoğlu işte biz deyip o güzelim türkülerini konuklara mest edecek şekilde okuyup alkışlarla  bi sanatcıya verilebilecek en güzel hediye onun eserlerini yaşatmak  yeni yeni sanaycılar yetiştirmek ve böyle anadolunun hakir ilini devlet zaten hec görmemiş hic ugramamış cumhuriyet kurulalı  hic bi devlet yatırımı yok dense yeri bi o cok meşhur bi şeker fabrikamız vaaa o da iremetli hacım köylü mehmet hacım ve Molla omar oglu yani nuri şeker ve arkadaşları 1923 lerde ortak arkadaşları ve dostlarıo ile hisse pay ortaklı şirket olarak o zor yıllarda kurmuşlar velakin devlet hoooop demiş sen dur ben yaparım gibi.o gün bugun ismi haric devletin onun dışında tek bir sanayi yatırmı olmamış ve her kes kendi işini aşını alnının teri ile calışıp kazanmış ve böyle pek fazla okumuşu yetişmiş sanatcı edebiyetcımız yazarımız cok fazla yok buna şükür gali..

İlim uşak tan sanatın sanatcının böyle güzel gecelerin dah cok yaşanması daha cok yetişmesine katkı saglamasını dileklerimizle  ..

Köyüm kırka dan yagmurların başlaması ile insanların onca siyasi tartışmaları kavgaları dedikoduları döviz bilmem kaca cıkmış borsa şöyle olmuş şu şöyle demiş biri böyle konuşmuş pek te umrunda deel halkın insanlar hele bi allahın hayırlı bereketli afatsız yagmur ve karları bi rahmet rahmet yagsın yagsın siyasiler secimden secime onlar işini bili biz biz nedecez deyip bi an önce sisin dagılmasını ve hayatın bereketi ile yugrulmayı.

köyümden yagmurlu mis gibi doga kokusu eşliginde en temiz selam saygılar bizden.

salıcakla kalın..

Üstadım

 


2014-02-01