Milli İrade Hırsızlığına Dikkat!
Günümüzde yürürlükte olan 298 Sayılı Seçim Kanunu ve daha sonra çıkarılan kararnameler bana göre bünyesinde çok sayıda sakıncalı maddeyi ve temelinde birçok yanlışı içermektedir.

Mevcut seçim sisteminin birçok problemi var ancak öne çıkan bazılarını şöyle ifade edebilirim; Milli iradenin tam olarak meclise yansımaması, çok yüksek seçim barajları, milletvekili adaylarının aslında siyasi parti liderleri tarafından seçiliyor olması, seçilen milletvekilleri ile seçmen kitlesi arasındaki iletişim kopukluğu, seçenlerin seçilenleri yasal olarak denetleyememesi...


Bütün bu çok temel problemlere ilaveten aslında mutlaka üzerinde durulması gereken bir başka konu da seçimlerde ‘oy güvenliğinin' mutlak surette sağlanması konusudur. Bilindiği gibi ülkemizde her türden seçimlerin gerçekleştirilmesi görevi yasayla Yüksek Seçim Kuruluna verilmiştir. Halk iradesinin hiçbir hırsızlığa ve yanlışlığa maruz bırakılmaksızın doğrudan seçim sonuçlarına yansıtılması konusu her zaman çok önemli olmuştur ve bugünkü olağanüstü koşullar altında daha da önemli olmaktadır. Zira bilindiği gibi Yüksek Seçim Kurulu'nun her şeyden önce seçmen listelerinin hatasız ve eksiksiz bir şekilde hazırlanmasını sağlamak, seçimlerin olaysız ve güvenli bir şekilde yürütülmesi ve sonrasında da her bir oyun %100 güvenliğini sağlamak gibi bir görevi vardır.

Ülkemizin son zamanlarda içine düştüğü olağanüstü koşullar yaklaşmakta olan ‘yerel', ‘cumhurbaşkanlığı' ve ‘genel' seçimlerinin önemini kat be artırmaktadır. Yaklaşık bir buçuk yıl gibi kısa bir süre içinde yapılacak olan bu üç hayati öneme sahip seçimin hilesiz, hatasız, güvenli ve halk iradesini eksiksiz olarak yansıtacak biçimde yapılması gerekmektedir ve bu konuda tüm kesimlere büyük görevler düşmektedir.

Son zamanlarda pek çok arkadaşımdan ve yakın çevremden oturdukları adreste kendilerine ilaveten ‘hayali seçmenlerin' gösterildiği ve seçmen listelerine bu hayali kişilerin ilave edildiğini duyduğumu üzülerek ifade etmek istiyorum. Kimseyi zan altında bırakmak istemiyorum ancak mevcut iktidarın yönetimi altındaki nüfus müdürlükleri aracılığı ile bir kişinin birden fazla adreste ikamet ediyor gibi gösterilerek birden fazla sandıkta oy kullanması pekala ve kolaylıkla sağlanabilir gibi görünmektedir. Ve ne yazık ki böylesine bir hazırlık seçim öncesindeki geniş zaman dilimlerinde rahatlıkla gerçekleştirilebilecektir. Seçim günü ve seçim esnasında da herhangi bir şüphe uyandırması da asla mümkün olmayacaktır.

Öyle görünüyor ki, seçmen listeleriyle oynamak, seçmen listelerine ilaveler yapmak, belli partiler adına hayali seçmenler yaratmak bu dönemde özellikle başvurulan bir ‘milli irade hırsızlığı' yöntemidir. Bu konuyu tüm siyasi parti yetkililerinin, muhtarların, nüfus müdürlüklerinin, ilçe, il ve yüksek seçim kurulu üyelerinin dikkatine sunuyorum. Bütün bunların ötesinde de tüm vatandaşlarımızın dikkatlerine sunmak istiyorum.

Böylesine milli irade hırsızlığının önüne geçmenin en öncelikli yolu elbette ki seçmen listelerinin kontrol edilmesi var olan hataların ve özelliklede yapılan ilave seçmenlerin mutlak surette düzelttirilmesidir, ancak seçmen listelerinin kontrol süresi dolduğundan yerel seçimler için bu düzeltme şu aşamada mümkün gibi görünmemektedir. Belki yerel seçimler için zaman uygun değildir ancak yaklaşmakta olan diğer seçimler için ilgili siyasi partilerin bu konuda bir şeyler yapması gerektiği son derece açıktır. Aksi takdirde bu memleketin milli iradesi birileri tarafından çok ciddi ölçüde değiştirilecek ve gerçeklerin çok ötesinde bir sonuçla Türkiye 31 Mart sabahına uyanacaktır.

Prof. Dr. Mustafa EROL


2014-02-03