Sesimi Duyan Kimse Yok mu?
Deniz Feneri'nin parlak yıllarını hatırlayın. Bir iyilik hareketi olarak ortaya çıkan bu yardım kuruluşu kısa sürede herkesin gönlünde taht kurdu. Yardımların hak sahiplerine gittiği inancıyla halkımız tüm katmanlarıyla sağcı solcu demeden yardımlarını ve gönüllerini seferber etti. Dünyada ve Türkiye'de birçok ödül aldı Deniz Feneri Derneği.

O dönemlerde kulak kabarttığımız herkes sitayişle bahsederdi bahse konu dernekten. Ne olduysa Almanya'da başlayan Deniz Feneri davasıyla her şey bir anda altüst oldu. Yardımlar kesildi iyilik kervanı yolda kaldı. Resmi yardım kurumlarını bile geri de bırakan bu kuruluşun esamisi okunmaz oldu. Her düşünceden insanımızın koşarak yardım ettiği, kurbanlarını bağışladığı Dernek bir anda AK Partinin arka bahçesi ve onun finansörü olarak lanse edilmeye başlandı. Aslından en büyük darbe halkımızın yardım duygularına idi. Birçoğunun güveni ortadan kalktı.


İşte mesele tam da o zaman başladı. Paralel yardım kuruluşu Kimse Yok mu bir anda parlamaya başladı. Deniz Feneri'nin boşlattığı alanı doldurmaya başladı. Deniz Feneri söndürüldü 'Kimse yok mu' ya ses verilmeye başlandı. Amacım birilerini zan altında bırakmak değil. Ama insan merak etmeden duramıyor. Her işin altından paralel yapının çıktığı aşikâr. Devletin iliklerine kadar sirayet eden ve en olmaz yanlış işleri yapan Paralel yapının Deniz Feneri davasında bir dahlı var mı meraka duçar? Bu merakımı daha da arttıran şey ise İHH güçlenmeye başladıkça cemaatin tüm şer odakları, satılmış kalemleri, taşeron uşaklarıyla hep bir ağızdan saldırmaya başlamaları. İHH için yapılan operasyonlar ve Deniz Feneri davası benim aklıma kumpası, işbirliğini çağrıştırıyor. Yaptıkları yapacaklarının teminatı olan paralel yapının İHH için yaptıkları ortada peki Deniz Feneri için acaba hangi ihanetleri yapmışlardır merak ediyorum. Yoksa benimkisi bir vehim mi? Merakımi gidermek hukukun ve devletin işi.

2014-02-24