Bu Seçimi Partiler Değil Adaylar Kazanacak
30 Mart'ta yapılacak yerel seçimler yaklaştıkça liderlerin ve partilerin adaylarının tansiyonu da yükseliyor.

Doğrusu kolay bir iş değil, kitleleri etkileyebilmek ve yönlendirebilmek.
Parti programlarından çok Aday profillerinin ön plana çıktığı yerel seçimler için denilebilir ki adayların profilleri bu seçimin kaderini etkileyecektir.

17 Aralıktan beri baş döndürücü bir hızla yaşanan rüşvet ve yolsuzluk operasyonları endeksli gelişmeleri, kamuoyu araştırma şirketlerinin yapmış oldukları anketlerde iktidar partisinin oylarında beklenilen düşüşün yaşanmaması da kanımca yerel seçimlerin aday endeksli olmasından kaynaklanıyor.

Bu gerçek özellikle taşrada, yani Anadolu'da kendini çok daha ciddi anlamda his ettiriyor.
Vizyon sahibi, kalabalıkları etkileyebilen, vücut diline hâkim ve en önemlisi halka yakınlık anlamda ön planda olan adayların bu seçimde bir adım önde olduğu gerçek.

Kuşkusuz toplumların beklenti ve yönlenmeleri bölge, bölge ve hatta şehir, şehir farklılıklar gösterebiliyor.
Bu bağlamda ülkenin batısı için öncelikli olan bir olay, ülkenin doğusu için önemsiz ve gereksizlik arz edebiliyor.

Örneğin: Kürt sorunun yakıcılığı ve bir an önce çözüme kavuşma gerekliliği Kürtler için hayatın olmazsa olmazı olabilirken, ülkenin başka coğrafyasında yaşayan bazı kesimler için o denli öneme sahip olmayabiliyor. Unutulmazsın ki, kişi ve toplumlar için en önemli şey o an ihtiyaç duyulan şeydir.
Tıpkı HES'ler gibi veyahut tıpkı Gezi olaylarında yaşanılanlar gibi.
Oysaki vücudun bir yerindeki küçük bir rahatsızlık ilk başlarda önemsenmez ve rahatsızlık tedavi yoluna gidilmez ise, ileriki zamanda bu küçük rahatsızlık tüm vücudu esir alabilecek amansız bir illete dönüşebilir.

Özetle; yaklaşan yerel seçimler için adayların toplumun ihtiyaç ve beklentilerini iyi analiz etmeleri kadar her kesime eşit mesafede olduklarını his ettirmeleri oldukça önemlidir.
Ayrıca adayların, yurttaşlarla girmiş oldukları diyaloglarda çok hassas olmaları, gerek partili ve gerekse muhalif olan kişi ve kurumların eleştirilerine karşı hoşgörülü olup, olası tepkilere karşı sessiz kalmayı tercih etmeleri kendileri açısından artı değer kazandıracaktır kanısındayım.

Yaklaşan yerel seçimlerin kanımca en renkli ve en önemli profilleri sıralamasını tutulacak olursa, tartışmasız HDP'nin İstanbul Büyükşehir adayı Sırrı Süreyya Önder ilk sırada, yine aynı şehrin CHP'li adayı Mustafa SARIGÜL ikinci sırada yer alır diye düşünüyorum.
Özellikle CHP'nin AKP ile adeta ölümüne girmiş olduğu İstanbul yarışında Sarıgül partisi ve AKP muhalifi kesimlerce çok önemli bir aktör olarak görülmekte.

Trendi hızla yükselen ve birçok ankette Kadir Topbaş'ı yakalayıp ve hatta geçtiği yönünde iddialar ortaya atılan Sarıgül'ün son dönemlerde yurttaşlarla yaşadığı diyaloglar kendi hanesine eksi değer katıyor demek yanlış olmaz.

Yukarıda da belirttiğim gibi adaylar gerek partili ve gerekse başka partili kişi ve kurumların eleştiri ve tepkilerine hazırlıklı olmalı ve bu tepkilere aynı reflekslerle karşılık vermemelidirler.
Zira toplum, kendisini aşağılayan değil, kendisini kucaklayan ve anlayan adaylara itibar eder, bu gerçeği asla göz ardı etmemek lazım.

2014-03-04