Er Yazısıdır, Okunmuştur...
Kişiler hakkında yazı yazmak pek işime gelmiyor. Adı Mümtaz'ER TÜRKÖNE olunca tutamadım kendimi hemen kaleme kâğıda sarıldım. Mümtaz ER'in eski yazılarına bakıp ne kadar AKP yanlısı yazısı var, ne kadar Başbakan'a methiyeleri var diye araştırma da yapmadım. Çünkü bu satırları okuyan herkes Çiller'den Erdoğan'a MHP'den CHP'ye kadar bahse konu kişinin savrulduğu gerçeğini bilir. Bir insan, üstelik akademik unvan olarak Prof.'luğu taşıyan biri nasıl olur da bu kadar taban tabana zıt düşünceleri savunabilir? Mezkûr yazarımız son yazısında Başbakan'ın kuşatıldığını iddia ediyor.

Sevgili dostlar başbakanın duruşunda bir eksen eğikliği olmadığına bu Millet şahittir. Tüm müfrezeleriyle, hocalarıyla ve ER'leriyle gelseler de AK Parti şu an için %40 bandında bulunmakta. Seçime kadar ne olur, hangi dinlemeler, montajlar ve görüntüler servis edilir benim bilmem mümkün değil. Sayın ER o camiaya yakın olduğu için elbet ileriye dair fazla bilgi sahibi olabilir. Bu olağan bir durumdur. 17 Aralık'tan bir gün önce istifa eden ŞÜKÜR rüya görmemiştir herhalde.

Sevgili dostlar bu kadar gelgitler yaşayan biri acaba paralel yapı tarafından tehditle mi yazı yazıyor diye düşünmeden edemiyorum. Bir sosyolog olarak bunu anlamlandırmada zorlanıyorum. Gece gündüz farkından öte, bu farklılığı ifade etmek için ya büyüye inanmak lazım -ki başlarında bir Gülen var-. Ya da bu kadar taban tabana zıt görüşleri yazmak için bir yerlerden tehditler almak lazım. Dinleme ve kaset konusunda geniş portföyü olduğu iddia edilen hareketin gazetesinde yazan bir kişi hakkında ister istemez bu fikre kapılıyor insan.

Sevgili dostlar açıkça ifade ediyorum ki bugün samimi olarak Gülen'in yolundan gidenlerin sayısı azdır. Çünkü onlarında bir vicdanı olduğunu düşündüğümüzde Üniversite önlerinde ağlayan kızlar için sadece 'başınızı açın' diye telkin verilen ortamdan şimdi kamuda örtülü çalışan memur haline geldiysek burada AK Partinin kıymetini bilmemek insafsızlıktır. Başbakan eğer ağzından ablalar sözü dökülüyorsa burada bu insafsızlığın rolü çok büyüktür. Eğer ehli Paralel zerre kadar izan sahibi olsa bugün sessizlik denilen çığlık korosuna dahil olur ve herkesin takdirini kazanırdı. Gömülü baltaları çıkaranlar 'eğer barış istiyorsan savaş için hazırlan' sözünü ilke edinircesine heybeleri dolduranlar meğer ne kadar ucuz anlayışın mümessiliymiş yeni anladım.

Sevgili dostlar Sayın ER, erbaşlarının izinden gidercesine yazdığı yazıların bir omurgasının olmadığı açık bir gerçektir. Başbakan yurtdışındaki güçler tarafından kuşatılmıştır diyen yazar acaba Gülen hocasının yurtdışında olması ve aldığı kararların tutarsızlığı, gergin halini de düşünerek 'acep hocam da kuşatılmıştır' diye bir lahza düşünmüş müdür? Bölücü terör örgütü lideri APO paketlenip Türkiye'ye verildikten sonra Acaba egemen güçler başka bir gücü mü (piyon diyende olabilir) yanlarına almak istemişlerdir diye fikretmiş midir? Bu düşüncelerimin komplo teorisi olduğunu düşünebilirsiniz. Ki bu da doğrudur. Komplo teorilerinin de bir kurgusal mantığı olur. Zamanımızın gazetelerinde yazanların halüsinasyonlarının yanında benimkisi devede kulak kalır. Terörist APO 16 Şubat 1999'da Türkiye'ye getirildi. 21 Mart 1999'da da Gülen ABD'ye göçtü. Bu yakın tarihler tesadüf olabilir tabi ki. Ama insanın aklına soru işaretleri de gelmiyor değil. Sağlık nedenleriyle 'Beni ABD'li hekimlere emanet edin' dercesine Nevruz günü ülkemizi terk eden Gülen'in rahatsızlığı nedir? O BB ve başçalan diye hakaret ettiğiniz Erdoğan sağlık sorunlarını ciddiyetini anlatmayan yoktur. O da gitse ve 15 yıl gelmese sizler ne düşünürsünüz? Bu arada sağlık sorunları ifadesi kutsal metin haline getirilmek istenen sitelerinden alınmıştır.  15 yıldır sağlık sorunları çözülemeyen Gülen'in acaba ülkenin çözülmesiyle ilgili bir çalışmasının olup olmadığı da sorgulanmalı değil midir?

 Sevgili dostlar Erdoğan'ın rehin alındığını iddia eden Sayın ER, 'başbakan istifa etse gerginlik ortadan kalkar' diyor. Bireysel gerginliklerinin kalkması temennisini ortaya koyan yazar acaba Ergenekon, Balyoz, başörtüsü, 367 gibi olağanüstü dönemlerde istifa etmiş olsaydı gerginlik kalkmaz mıydı acep? Egemenlere ram olma sevdanızın boyutları Mata Hari'yi bile mezarında rahatsız edecek.

 Ne yanı o dönemlerde eşiniz AK Partiden milletvekili olduğu için düşünceleriniz eş durumundan dolayı yine mi konjonktüre yenilmişti. 2011 yılında kendi kontenjanınızdan Mebus adayı olmanıza rağmen ne oldu da bir anda başka sulara yelken açtınız?

Burada bizbizeyiz, yoksa sizleri koskoca dinleme ve kaset komplosu iddiaları esir mi aldı? Bir insan, üstüne üstlük akademisyen, bu kadar ters uçlarda geziniyorsa bu sadece bir değil defalarca oluyorsa oturup düşünmek lazım. Oturdum düşündüm ve yazdım.

Sevgili dostlar emin olun ülkenin hala daha ahlak sorunuyla karşı karşıya olduğuna inananlardanım defalarca bunu yazılarımda da belirttim. Ama soruyorum gönül hareketi diye dünyayı ayağa kaldıranların bu tavırları olduktan sonra biz nasıl ahlak olarak üst lige yükseleceğiz? Siyasetle uğraşmayanın, sövene dilsiz dövene elsiz onların bu kadar bel aşağı seviyelerde gezindiği bir dönemde duadan başka ne yapılır bilmiyorum. Gerçi sayın yazarımız ER ve onun erbaşları ne düşünür bilmem. Düşünmek mi dedim nerde o meleke....


2014-03-10