Merhametten Maraz mı?
İlker Başbuğ, 26 aylık bir tutukluluk hayatından sonra hakkında yurtdışına çıkış yasağı konularak, 7 Şubat 2014 Cuma günü serbest kaldı. Serbest kalışı, hakkındaki iddialardan aklanışından değil, son günlerde çıkarılan demokratikleşme paketinden dolayı. İnşallah yeniden yargılanacağı Anayasa Mahkemesinde de tam olarak aklanır.

İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesi, gerekçeli kararında Anayasa Mahkemesi'nin İlker Başbuğ hakkındaki kararına atıfta bulunduktan sonra 'sanığın sabit ikametgâh sahibi oluşu, sosyal durumu, tutuklu kaldığı süre, delillerin toplanıp davanın karara bağlanmış bulunması, tedbir niteliğindeki tutuklamadan beklenen gayenin elde edilmiş olması hususları göz önüne alınarak' oybirliği ile tahliyesine hükmetti.

Başbuğ, tutukluluk süresinde 4 de kitap yazmış. '20 yüzyılın en büyük lideri Atatürk', '20 yüzyılın en büyük lideri Mustafa Kemal', ' Terör Örgütlerinin sonu' ve 'suçlamalara karşı Gerçekler'.

Serbest kalır kalmaz, kendi hayatından çalınan 26 ayın hesabını soracağını söyledi. Kendisi gibilerin yüz binlerce hayatlardan çaldığı nice 26 ayların, hatta suçsuz olarak darağaçlarında son bulan hayatların hesabını bu güne kadar kim verdi ki!..

Başbuğ sonuçta henüz aklanmadı. Çevresinde, bilinen o eski bileme taşları tekrar yerlerini almış gözüküyor. Bazı yazarlar dünkü yazılarında, bu süreçte kendisine sahip çıkmayan silah arkadaşlarını tahkir etmeye başladılar. Böylece, artık demokratik bir çizgide olan ordumuzu da kışkırtmayı hedef alıyorlar.

Başbuğ'un bu çevresine ve tutukluluk süresince yazdığı kitapların başlıklarına baktığımızda da, yeni Türkiye gerçeğini anlaması zaman alacak gibi görünüyor.

Eski Genel Kurmay başkanı çıkar çıkmaz, hafızalarımızdan silinmeyen 'boru açıklaması' gibi bir açıklamayla, bu davalardan hüküm giymiş olanların hepsinin suçsuzluğunu ilan etti. İçimde kin ve nefret duyguları taşımıyorum dedi ama kin ve nefret dolu konuşmasını cezaevi önünde yaptı.

Bu güne kadar suçsuz olarak cezaevinde yatmış olanların, hatta bir sağdan bir soldan mantığı ile idam sehpalarında can verenlerin nasıl sıkıntı çektiklerini de 26 aylık tutukluluk süresinde belki anlamıştır. Cezaevinden çıkışı, suçsuzluğundan değil de yeni demokratikleşme paketlerinin eseri olduğunu anlamalıdır.

Evet, artık acı çekmenin, hele suçsuz yere acı çekmenin ne kadar zor olduğunu en iyi o anlamalıdır. Türkiye Cumhuriyetinin herhangi bir vatandaşının, genelkurmay başkanı ile bir farkının olmadığını da inşallah anlamıştır. Bizler de kendisinin kanunlar karşısında saygılı olduğunu görmekle gururlandık.

Bazı sivil, askeri ve siyasi üst düzey yetkililer gibi, ilk fırsatta yurtdışına kaçıp dönmemek gibi bir kötü davranış yerine, onuru ile mücadele etmesini takdir ettik. Allah hiç kimseyi hele suçsuz yere böyle bir imtihana tabi tutmasın. Bazı hukuk kuralları zaman içinde yeni oluşan şartlara göre değişebiliyor.

Bu değişimlere göre, eskiden suç olarak görülen fiiller suç olmaktan çıkıyor. Mesela eskiden cebinizde bulunan bir yabancı paradan dolayı hüküm giyebilirdiniz. Eskiden başörtüsü takmak, hanımları birçok haklarından ve özgürlüklerinden mahrum ederdi. Şimdi öyle değil. Kısaca başkalarının özgürlüğünü kısıtlamayan özgürlüğün kimseye zararı yok.

Bu ülkede yaşayan herkes iftira atmadan konuşabilmeli, zarar vermeden yaşayabilmeli değil mi? Yağışların sürmesi dileklerimle kalın sağlıkla...

2014-03-10