HDP'ye Yapılan Saldırılar ve Devletin Sessizliği!
Yaklaşık bir senedir Ülke'de esen barış ve bahar havası belli ki kimi kesimlerde huzursuzluk ve paniğe yol açmış durumda.

Varoluş gerekçeleri kan ve ölüme endeksli bu kesimler PKK ile girilen çatışmada yaşanan can kayıpları ile sokaklarda sarhoş naraları atıp sözde 'vatan' sevdalılığına soyunma meşgaleleri ellerinden alınınca yeni bir arayışın içine girdiklerini zaten biliyorduk.

Çoğu bir baltaya sap olamamış, ipsiz-sapsız, kültür seviyesi sıfırın çok altında bu kesimin vatan sevdalılığı(!)'nın kendini ifşa etmesi için nihayetinde bir yol bulunmuştu.
Ülkenin batısında Kürt siyasetinin Türkiye açılımı olan HDP binalarına saldırı ve yağma girişiminde bulunmak!

Her ne kadar liderleri Devlet Bahçeli o cenaha :'sokağa çıkmayın, sokak tehlikeli ve karanlıktır.' Şeklindeki söylemlerde bulunsa da tabiri caizse 'eşeğin aklına karpuz kabuğu getirilmiş' oluyordu aslında.

Bu gözü dönmüş, insanlığa külliyen zararlı ve varoluş sebeplerine bile insanın tahammül etmekte zorlandığı kirli kalabalığın Urla'da, Ordu'da, Aksaray'da ve en son dün Fethiye'de sahneye çıkmalarını anlamak bir şekilde o kitlenin kültürel seviyelerine bakılınca anlamak mümkün.
Ama işin akıl sahibi kesimlerce kabul edilemeyen tek yanı bu ahmaklar yığınına sözde akıl sahibi olabilecek bazı insanlarında eşlik etmiş olmaları.
Dün Fethiye'de HDP binasına yapılan çirkin saldırıya, bireylerin siyaset yapma hakkına yapılan çok ciddi bir saldırı ve tecavüz olarak görmesi gereken belediye başkanı
Behçet Saatçi ve kaymakam Ekrem Çalık ne yazık ki gözü dönmüş bu gruba müdahale edeceklerine el birliği ile HDP parti tabelasını indirmişlerdir.
İç işleri bakanının işgal ettikleri koltuğu hak etmeyen bu iki şahsa karşı terhal soruşturma açmaları ve görevlerinden el çektirilmeleri hem Fethiye ve hem de ülkenin başka yerlerinde olası saldırıların önüne geçebilmek adına önemli ve yerinde bir karar olacaktır.

Fethiye'de dün geceden beri süren saldırılar gece Kürtlere ait işyerlerinin yağmalanması ile farklı bir boyuta varmış bulunmakta ve bu saldırıların ne yazık ki sorumluları arasında bu iki idarecinin çok ciddi payı vardır.

Bu saldırılar giderek çok ciddi bir tehlikeye doğru bizi yaklaştırıyor.
Kürt siyaseti ve Kürt toplumu onca saldırıya rağmen hala sabrını ve kendisine yakışan vakur duruşunu koruyor; ama eğer o sabır taşar ve bu olaylara benzer olaylar Kürtlerin yoğunlukta yaşadığı şehir ve kasabalarda da yaşanırsa, yani o zihniyetin temsil ettiği MHP binalarına yönelirse ülke savaş alanına döner.

Herkesin ülkenin her yerinde özgürce siyaset yapma hakkının olduğunu ve bu hakkın herkes için devlet tarafından sağlanması gerektiğini tartışmaya ve hatta konuşmaya bile gerek yok.
Bu demokratik hakkın kimler tarafından ihlal ediliyor olduğu aslında çok ta önemli değildir, önemli olan Devletin yurttaşlarına anayasal güvence altına alınmış bu hakkın saldırıya uğramış olmasına sessiz ve çaresiz kalmasıdır.
Devletin kolluk kuvvetleri söz konusu Kürtler ve sol kesim olunca birer aslan parçası(!) kesilirken günlerdir HDP'ye yapılan saldırılar karşısında sessiz kalıp neredeyse saldırganlarla kol kola girecek kadar bir görüntü veriyorlardır.
Hükümet muhtemelen yaklaşan yerle seçimlerden dolayı milliyetçi seçmenlerle yüz göz olmak istemiyordur eğer böyle ise,bu ucuz hesabın bedeli ne yazık ki yarın çok ağır ödenebilir.

2014-03-10