GÜNDEM POLİTİKA DÜNYA EKONOMİ SPOR

Bu sayfadaki içerik, Adobe Flash Player'ın daha yeni bir sürümünü gerektiriyor.

Adobe Flash player Edinin

Mısır'da yol haritası
Mısır'daki darbe sürecinde en aktif ülkelerden biri Türkiye oldu.
ABD başta olmak üzere, batılı ülkelerin ve Körfez sermayesinin darbenin yanında durduğu bir dönemde, Türkiye, darbeye karşı uluslararası camiayı harekete geçirmeye çalıştı. Bu çabası halen sürüyor. Çünkü, Mısır'daki darbe giderek kanlı bir hal alıyor. 28 Şubat sürecinde, bizde travesti Sisi vardı. 3 Temmuz darbesini ise, Mısır'da General Sisi gerçekleştirdi. Demokrasinin başına musallat olan, 'Sisi' belasını bir kenara bırakıp, Türkiye'nin, 'Yol haritası'na değinmek istiyorum. Darbeye karşı amasız, fakatsız ve çok net bir şekilde karşı çıkan ve çıkmaya devam eden Türkiye, diğer yandan da Mısır'ın biran önce demokrasiye dönmesi için yoğun bir diplomatik trafik yürütüyor. BM Genel Kurulu'nun olağanüstü toplanıp, Mısır'daki darbeyi kınaması ve seçilmiş Cumhurbaşkanı Mursi'nin görevine derhal iade edilmesi yönünde karar alması gerekiyordu. 'Kediye kedi' diyemeyen, 'darbe' sözcüğünü bile ağzına almayan batılı ülkelerin tutumu ortada olduğu sürece, uluslararası zeminlerden bir şey beklenmeyeceği ortaya çıktı. Mısır'da demokrasinin güvencesi yine Müslüman Kardeşler oldu. Adeviye Meydanı başta olmak üzere, Mısır'da harekete geçen milyonlar, darbecilerin uzun yıllar ellerini kollarını sallayarak, yeni bir diktatörlük inşa edemeyeceklerini ortaya koydu. Mısır'da Adeviye Meydanı'nda demokrasi destanı yazılıyor. Darbeye karşı direnme kararı alan Müslüman Kardeşler, dünyaya demokrasi dersi veriyor. İslam toplumları, darbecilere karşı batılı ülkelerden medet ummak yerine, en büyük gücün kendisi olduğunu farkediyor. Mısır'da demokrasi darağacına çekildi ama, demokrasi kültürü köklü olmayan Arap halklarında, demokrasi adına büyük kazanımlar yaşanıyor. Bir anlamda erken doğum olan Arap Baharı, böylece asli kimliğine kavuşuyor. Bunların altını çizdikten sonra, bundan sonrasına ilişkin Ankara'nın hassasiyetlerine vurgu yapmak istiyorum. Mısır'da ordunun yönetime el koyduğu 3 Temmuz gecesi yapılan açıklama, darbenin yol haritasının uzun süre önce hazırlandığı şeklinde yorumlandı. Asker, Anayasa Mahkemesi, Ezher uleması ve Kıpti patriğinin ön planda yer aldığı 'darbe dekoru'nun arkasında, ABD'nin parmak izlerini okumak mümkün. Mısır'da darbe gerçek yüzünü gösterirken, halkına ateş açmayı dahi göze alabilirken, Türkiye, başta ABD ve AB ülkeleri nezdindeki temaslarını sürdürüyor. Türkiye'nin yol haritasına göre: 1- Mısır'da bir an önce normalleşme sağlanmalı. 2- Seçim kararı alınmalı. 3- Müslüman Kardeşler başta olmak üzere, tüm kesimlerin seçimlere katılması sağlanmalı. Bunların alt başlıkları da var. Seçilmiş Cumhurbaşkanı Mursi'nin derhal serbest bırakılarak görevinin başına geçmesi isteniyor elbette ki öncelikle. Ama bunun yanı sıra darbenin giderek kanlı bir hal alması, Mursi başta olmak üzere Müslüman Kardeşler yönetiminin yargılanması ve yapılacak ilk seçimlere sokulmayabilecekleri gibi kaygı verici durumlar söz konusu. Bu nedenle, 'Diktatörlükler Tarihi' olan Mısır tarihine de bakarak, askerin kalıcı olmaması ve bir an önce seçimlere gidilmesi için, diplomatik temaslar bunun üzerine yoğunlaştırılıyor. Ayrıca Suriye'de Esed, Irak'ta Maliki gerçekleri, İran'ın tutumu dikkate alınarak, bu cepheye Mısır'ı da eklemeden süreç yürütülmeye çalışılıyor. Darbenin şartları nedeniyle, karşımızda bıçak sırtı bir tablo olduğu gerçeği göz ardı edilmeden. Son söz; diplomatik çabalara, Mısır'ın bir an önce normalleşmesi için yürütülen temaslara rağmen, yalın gerçek şu ki, Mısır'a demokrasi tekrar gelecekse, bunu darbeye karşı direnen ve seçilmişlere sahip çıkmak için meydanları dolduran Mısır halkı yapacak. Gerisi laf-ü güzaf…

 
2013-07-07
YORUM YAP
Yorumlarınız onaylandıktan sonra yayına verilecektir. Uygun görülmeyen yorumlarınız yayınlanmayacaktır. Yasal zorunluluk olarak yorum yapan ziyaretçilerimizin IP bilgileri kayıt altına alınacaktır. Teşekkürler...

  Bu yazıya ilk yorumu yapmak ister misiniz?