Bu sayfadaki içerik, Adobe Flash Player'ın daha yeni bir sürümünü gerektiriyor.

Adobe Flash player Edinin


GÜNDEM POLİTİKA DÜNYA EKONOMİ SPOR 10 Ekim 2013
Temmuz sıcağı futbolu yakıyor!
Ligin başlamasına 7 hafta kala yeni bir sayfanın açılması gerekirken aksine Türkiye'de futbolun tansiyonu yükseliyor. Önce yabancı kararıyla başlayalım, Yıldırım Demirören'in 6+0+4 eksenli geniş spektrumlu açıklamalarının ardından olağanüstü genel kurul fısıltıları başladı.

Federasyon 13 ay önce alınan kararı değiştirmeyerek kulüplere ilk kez futbolu biz yönetiriz mesajı verdi. Kulüpler ise ‘dün dündür, bugün bugündür' siyasal pişkinlik söyleminin şemsiyesiyle güneş'ten korunmaya çalışıyorlar. On üç ayda neler değişmiş olabilir? O günlerde ekonomik sorunları zirve yapan kulüplerimiz aman dilerken bir yıl içerisinde kârlılıklarını artırdılar da dünya kulübü olma yoluna baş mı koydular?

Bu nedenle Federasyon'un kulüplerin anlık ruh hallerine göre değil, aldığı kararların ardında prensiplerle durması son derece normal. Federasyonun yanlışları olmuştur, eleştiriler de çoğu zaman haklıdır ama bu duruş kurumsal karakteri korumak adına doğrudur.

Yabancı kısıtlaması kararı ilkel bir uygulama, rekabeti bitiren bir eski çağ teorisi olmaktan öteye gidemez. Ne var ki bu bir ekonomik karardır, ithalatı kısıtlama, iç üretimi teşvik yasasıdır. Uygulama için 13 ay önce karar verenlerin tornistan yapması aslında federasyon diye bir şey yoktur, biz istediğimiz zaman istediğimiz kararı alırız, günlük çıkarlarımıza göre futbolu biz yönetiriz cüretidir.

Bu nedenle alınacak olağanüstü seçim kararı ile yeni bir federasyon tesis etmek, sonra karar ve prensip değişiklikleri dikte ettirmek Türk futbolunu federasyonunun değil kulüplerin yönettiği resmini çıkarır. Durup dururken alınmış bir karara muhalefeti evet herkes yapsın! Ama 13 ay önce alınmış bir kararı bozmadığı için Federasyon'u yıkmayı bir kez daha denemek Türk futboluyla alay etmektir. Yine de yabancı sınırlamasıyla iç üretim kapasitesi olmayan Türk kulüplerinin fırsat zengini olma şansı yok değil!

TAHKİM'DE İNDİRİM ZOR, CAS'TA BERAAT MÜMKÜN

Ülkenin 30 milyonluk genç potansiyelini değerlendirmek için Milan mı devreye girecek! Üretime ilk başlayan kulüp öne geçemez mi? Öte yandan iç piyasadaki fiyat istikrarını sağlamak için yapacağınız bir yanlışla Almanya kökenli gençlerin fiyatlarını yükseltebilirsiniz. Muhtemelen de öyle olacaktır. Kulüplerin yakın gelecekte kendi kendine uygulanmaz olduğu görülecek bu kısıtlamaya attıkları imzaya saygı ve Türk futbolunun kurumsal çatısına sahip çıkmak adına seçim kararı almadan işlerine bakması gerekir. Haftanın tansiyonu yükseltecek esas meselesi çarşamba günü UEFA Tahkim Kurulu'nun iki takımımızın savunmalarını aldıktan sonra verecekleri karar. İç uygulamalarda PFDK'nın verdiği kararlara ıskonto yapan Tahkim Kurulu aklımızda öyle bir yer edinmiş ki herkes 10 Temmuz günü indirim kararı umudu taşıyor. UEFA disiplin kurulu kararlarının tahkim tarafından indirime ya da kaldırıma gitmesi ihtimali geçmişteki emsal kararlar uyarınca güçlü bir olasılık değil! Yapılacak savunmaların mucizevi ikna gücü olması gerekiyor. Muhtemelen kararlar onanacak ve CAS yoluna gidilecek.

CAS'ın geçmişte Porto ve Milan için verdiği kaldırma kararlarına benzer bir irade koyma ihtimali ise yüksek görünüyor. Tabii bu süreç sezonun başlamasına doğru geri sayım sürerken en doğru transfer kararlarını almak, sezon programlarını yapmak için sıkıntılarla dolu. En doğru yol en kötü senaryoya göre hareket etmek olacak. TFF'nin UEFA'ya gönderdiği tavsiye mektubu içeriği neyse bu doğrultuda yabancı kararındaki tutarlı duruşunun aynısını gösterip ekstra çaba sarf etmesi savunmaları güçlendirecektir.

Türk futbolu içine kapanmayla dışa açılma arasında ince bir ip üzerinde yürüyor. Yabancı sınırlamasıyla Avrupa kupalarında başarı neredeyse imkansız! Yerli üretimi artıracak altyapıya yönelme ihtimali de pek olası görünmüyor. Öyle olsa bugün bu yönde atılmış adımları görürdük. Dolayısıyla bu karar milli takımın kendine gelmesini sağlayacak bir önlem olmaktan çok uzak. Almanya altyapısıyla beslenmeye başlayan milli takımlar futbolunun ligin karakterini değiştirerek kalkınmasını beklemek için saf olmak gerekir. Mesele seyircinin Türk futboluna güvenini artırmak için tutarlı ve tarafsız bir yapılanmayı başarmasıdır.

Bilinmeli ki şike, teşvik söylentileri, iddiaları bile artık UEFA ve FIFA üstünde başka dinamiklerin karşısında durduğu olgular ve güvensizliğin ortadan kaldırılması konusu futbolun birinci gündem maddesi. Milli takım taraftarlığı bitme noktasına gelmiş, kulüpler kazandıkları büyük paraları fütursuzca savurup borç batağına girmiş, futbolun sahadaki rekabeti saha dışında düşmanlığa çevrilmiş, altyapılar bilimsellikten uzak, angarya haline gelmişse bunun sorumlusu kendini yönetecek organı kişisel politik güç savaşlarına alet edip cepheler açarak itibarsızlaştıranlardır.

MİLLİ TAKIM FUTBOLCUNUN MESELESİ OLMALI

Kulüpler kükreyip güç gösterisi yaptıkça, kararlar geceden gündüze değiştirilir rahatlığıyla davranılırsa sadece bu temmuz değil tüm temmuzlar sıcak ama çok sıcak geçecek. Federasyonun sert ve kararlı tavrı hem futbolun büyük dinamiklerinden hem de iç dinamiklerden destek görüyor. Bu şartlar altında kulüplerin konsensüs sağlamaktan başka yolu yok! Son olarak milli takım bir parça da futbolcuların meselesi olmalıdır. Milli takım oyuncusu FIFA sıralamasındaki yerimizin yazılı olduğu sayfayı kesip odasına yapıştırmadığı, kendine dert edinmediği müddetçe ne yapsak geçici başarıların ötesine geçemeyiz.. İyi haberler alacağımız bir hafta dileğiyle...

   
2013-07-08
YORUM YAP
Yorumlarınız onaylandıktan sonra yayına verilecektir. Uygun görülmeyen yorumlarınız yayınlanmayacaktır. Yasal zorunluluk olarak yorum yapan ziyaretçilerimizin IP bilgileri kayıt altına alınacaktır. Teşekkürler...

  Bu yazıya ilk yorumu yapmak ister misiniz?