GÜNDEM POLİTİKA DÜNYA EKONOMİ SPOR

Bu sayfadaki içerik, Adobe Flash Player'ın daha yeni bir sürümünü gerektiriyor.

Adobe Flash player Edinin

Mısır'ın zor gerçekleri
Mısır'ın demokratik olarak seçilen ilk Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi askerlerin başını çektiği bir darbe ile görevinden uzaklaştırıldı. Darbenin arkasında farklı çıkarları olan bir koalisyon var.

Bu çıkarların yol açtığı sorunlar, bir önceki Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek'in devrilmesine yol açan nedenlerle aynı. Bu sorunlar giderilemediği için Mursi'nin görev süresi sadece bir yıl sürdü. Dolayısıyla, bundan sonra Mısır'ı kim veya kimler yönetirse yönetsin bu kalıcı sorunlar, onların da sonunu tez elden getireceğe benzer. Nedir bunlar?

İki ana sorun

Mısır'ın aşılamayan iki ana sorunu var. Bunlardan ilki giderek büyüyen ve beslenmesi kadar iş bulması da artan oranda zorlaşan nüfusu. Bu nüfusun çoğunluğu kentlerde yaşıyor. Kentler beklentilerin, itirazların çabuk ve yaygın olarak paylaşılabildiği sosyal ortamlar.

Mısır'da 1000 kişiye düşen doğum oranı 32. 1990'da 56 milyon olan nüfus 2012'de 84 milyona ulaşmış bulunuyor. 2030'da ülke nüfusunun 100 milyonu aşacağı tahmin ediliyor. Verimliliği düşük ve kalabalık bir nüfusun sermaye birikimine katkısı sınırlı. Yatırımlar yetersiz ve temel girdiler (yiyecek ve yakıt başta olmak üzere) için gereken kaynaklar sınırlı.

Bu durum yoksulluk ve işsizlik ürettiği gibi devletçe desteklenen kalemlere harcanan para merkez bankası kaynaklarına ağır bir yük bindiriyor.

Ama hükümet butüketici rutinden vazgeçemiyor. Bütçeye ağır yük bindiren ekmek ve akaryakıt sübvansiyonlarının sonlandırıldığında geçmişte yoksul Mısır halkının sokaklara dökülüp, isyan başlattığı birden fazla sınandı. Yeni hükümetin de mali krizi sonlandırmak için bu temel sarf kalemlerinden devlet desteğini çekmesini beklemek pek olası değildir. O halde?

Tek çare borçlanma. Borçlanma da ülkenin geleceğini rehin altına sokuyor. Mısır, Ortadoğu ve Kuzey Afrika'ya serpiştirilmiş Arap ülkelerinin siyasi ve kültürel merkezi olduğu için istikrarını önemseyen Suudi Arabistan ve Katar, daha önce Irak ve Libya tarafından mali açıdan desteklenen bir ülkedir. Amerika da cömert destekçilerinden biridir. Uzmanlar bunastratejik rantdiyorlar.

Bir de tabii Mısır'ın, Batı'ya giden taşınabilir enerji hammaddelerinin (petrol ve gaz) önemli bir bölümünün geçtiği Süveyş Kanalı'nın sahibi olması söz konusu. Bu kanal açık ve işler olmalı. Bu nedenle Batı Mısır'da güvenilmez bir hükümet ve kanal trafiğini bozacak istikrarsızlığa karşı duyarlıdır.

Emperyalizm!

Bu durumaemperyalizmdiyenler olacaktır. Başkaları daentegre olmuş dünya sistemi içinde güçlülerin şartlarını (çıkarlarını da diyebiliriz) daha güçsüz olanlara kabul ettirmeleridiyebilirler. Hangi açıdan bakacak olursak olalım artık yalnız ülke ve her istediğini yapabilen ve yaptırabilen bir güç yok. Her şey uzlaşarak ve (çıkar) koalisyonlar(ı) aracılığıyla yapılmak durumunda. Bu durum küresel düzenineşitsizyapısını tabii ki değiştirmiyor.

Yapılması gereken iç çelişkileri yumuşatmak, ekonomik yeterliliği sağlamak ve genç nüfusa umut aşılayan bir gelecek sunabilmek. Bunu sağlayamayan her ülke daha güçlü olan ülkelerin av sahası ve şamar oğlanı olmaya mahkûm.

Biz burada ne kadar düşürülen Mısır hükümeti lehine gösteri yaparsak yapalım Mısır kendi sorunlarını çözmeden ona kimse yardım edemez.
Bu aslında tüm uluslar için geçerli bir formül.

 
2013-07-09
YORUM YAP
Yorumlarınız onaylandıktan sonra yayına verilecektir. Uygun görülmeyen yorumlarınız yayınlanmayacaktır. Yasal zorunluluk olarak yorum yapan ziyaretçilerimizin IP bilgileri kayıt altına alınacaktır. Teşekkürler...

  Bu yazıya ilk yorumu yapmak ister misiniz?