Bu sayfadaki içerik, Adobe Flash Player'ın daha yeni bir sürümünü gerektiriyor.

Adobe Flash player Edinin


GÜNDEM POLİTİKA DÜNYA EKONOMİ SPOR 10 Ekim 2013
Siyasi intizam…
İnsana, yerel inisiyatife, katılıma yer vermeyen, demokrasiyi marjinalize eden bir 'modernlik' anlayışımız, geleneğimiz var.
İlginçtir; toplum değiştikçe, istekleri, talepleri çeşitlendikçe, siyasi sorunları arttıkça bu anlayışa daha çok sarılıyoruz. Bu anlayışı hemen her köşede, hemen her siyasi eğilim içinde tüm kanallardan, bıkmadan usanmadan yeniden üretiyoruz.

Demokrasiyi, kavramları, ilkeleri bu geleneğe uygun olarak yorumluyor, işlevselleştiriyoruz.

Bu gelenek aslında kamu otoritesinin ekonomik, sosyal, kültürel her girişimi, asayiş tedbirlerinin lojistik desteği olarak görmesini ve uygulamasını ifade eder.

Bu bakış, sorun çözememesi bir yana, verili, tabii dengeleri bile bozan bir anlayıştır.

Tarihimiz, bu insani yüzlü otoriter gelenekle ilgili yüzlerce örnekle doludur.

İşte onlardan biri, Dahiliye Vekaleti'nin 16 Ocak 1937 tarih ve 935 sayılı belgesi.

Belge Dahiliye Vekili ve CHP Genel Sekreteri Şükrü Kaya'nın CHP Halkevi başkanlarına ve genel müfettişlere gönderdiği bir yazıdır.

Şöyle demektedir Şükrü Kaya:

'İstanbul'da sırt hamallarından bir yurttaşın, yükünün ağırlığı altında öldüğünü büyük bir teessürle haber aldım. Sırt hamallığı meselesi, aşağıda sureti bağlı 4.4.1936 tarihli 117/50 numaralı tamimle ne yapılmak lazım geldiği bildirilmişti. Türkiye'de birçok şehirler tedbirler bularak bu sefil manzaranın ortadan kalktığını, hazin facialara meydan verilmediğini memnuniyetle görmektedir. İstanbul'daki acı hadise gösteriyor ki memleketin bazı yerlerinde hâlâ bu kötü itiyat devam etmektedir. Tarihi, numarası yukarıda yazılı emir dairesinde tedbir alarak sırt hamallığının ortadan kaldırılmasını tekrar rica ederim.

Bir de şehirlerde yoğurtçu, sucu, sefertası ile yemek taşıyan bazı kimseleri omuzlarında iki tarafta eşya asılı uzun sırıklarla geleni geçeni rahatsız ettikleri ve yollarda gelip gitmenin intizamını bozduklarından şikâyet olunuyor. Birçok vatandaşlardan alınan bu şikâyet çok haklı ve yerindedir. Mevzuunun derhal kaldırılmasını ve icraatı havi cevabınızı rica ederim...'

Evet, sadece tarih değil...

Örnek, bir yanıyla bugün tartışılan kimi sorunların, kimi konuların orta yerinde duruyor.

Dönemin Dahiliye Vekili, ilk bakışta insani ve gerekli olandan, toplum kamu yararından, rasyonelden ve devlete düşenden yola çıkıyor. Ve tedbir üzerine tedbir buyuruyor. Bu da ilk bakışta doğal. Ama tedbir önerilerinin mantığına gelince iş değişiyor. Zira bunlar 'pozitif değil, negatif; düzenleyici değil, yasaklayıcı...'

Şükrü Kaya, sorunun çözümü olarak bir iş kolunu ortadan kaldırmayı öneriyor.

'Kaldırımlarda yürüyüş intizamını' derken, kimlerin 'görünebilir', kimlerin 'görünemez' olduğunu tanımlıyor.

Kamusal alanda 'görünebilirlik - görünememezlik'; toplumsal olana müdahale, 'ortadan kaldırarak' sorun çözdüğünü sanma, istenmeyen her gelişmenin bir asayiş sorununa indirgenmesi, bunlar bugünün de sorunları değil mi?

İlişki hep aynı.

'İntizam', yine insandan önde geliyor; 'nizam', talebe rağmen sağlanmaya çalışılıyor...

(*) Bu belgeyi üniversitede birlikte çalıştığımız dönemde Ayhan Aktar vermişti. Zamanla yaptığım sınavların baş sorularından birisi haline dönüştü. Yazılarımın da değişmez referanslarından oldu. Belli ki olmaya devam edecek...




   
2013-07-31
YORUM YAP
Yorumlarınız onaylandıktan sonra yayına verilecektir. Uygun görülmeyen yorumlarınız yayınlanmayacaktır. Yasal zorunluluk olarak yorum yapan ziyaretçilerimizin IP bilgileri kayıt altına alınacaktır. Teşekkürler...

  Bu yazıya ilk yorumu yapmak ister misiniz?