Bu sayfadaki içerik, Adobe Flash Player'ın daha yeni bir sürümünü gerektiriyor.

Adobe Flash player Edinin


GÜNDEM POLİTİKA DÜNYA EKONOMİ SPOR 10 Ekim 2013
Kılıçdaroğlu'nun Sarıgül ricası
CHP'nin İstanbul Büyükşehir Belediye başkan adayının kim olacağı hem çok merak ediliyor hem de parti içinde ciddi gerilim yaratıyor.
Açık demeç vermeler, kulislerde dedikodu üretmeler alıp başını gitmiş durumda. En çok merak edilen ve gerilim yaratan isim de hâlâ Mustafa Sarıgül. Çıkan her haber kulisleri borsa gibi indirip yükseltiyor. Son haber de birilerinin tansiyonunu hayli yükseltecek görünüyor. Kulislere düşen habere göre, CHP Genel BaşkanıKemal Kılıçdaroğlu medyada kendisine yakın bulduğu patron veya yöneticilerden bir ricada bulunmuş: "Şu sıralar Sarıgül'le ilgili negatif haber yapmazsanız sevinirim..." Eee... Her zaman iktidar yapacak değil ya bazen muhalefet de böyle şeyler yapar. Bu rica gerçek mi değil mi bilinmez ama birilerini rahatsız edeceği çok açık.

Kürtler, Ape Musa'yı unuttu mu?
Türkiye'nin yakın tarihiyle yüzleşmesinde "faili meçhul cinayetler ve gözaltında kaybolanlar" meselesinin yargıya taşınmaması hep tartışıldı. Bu demokratikleşme ve normalleşme için de gerekliydi.
Darbelerin ve darbe girişimlerinin yargı önüne çıkartıldığı günlerde, bu konu özellikle CHP ve BDP tarafından hep gündeme getirildi. Hatta "Fırat'ın Ötesi'ne geçmeden bu işler aydınlatılamaz" denildi.
Oysa AK Parti iktidarı döneminde yetmese de Fırat'ın Ötesi'ndeki Ergenekon'la ilgili ilk adımlar Albay Temizöz davasıyla atılmıştı. Ama geçen yıl atılan adım bunun da ötesine geçti. 90'larda işlenen 17 bin 500 faili meçhul cinayetin simgesi sayılacak Musa Anter davası zaman aşımına 3 ay kala açılmıştı. Kürtlerin "amca"(Ape Musa) olarak adlandırdığı Musa Anter 1992'de Diyarbakır'da sokak ortasında kurşunlanarak öldürülmüştü.
O cinayetin, bir de ölümden dönen tanığı vardı: Yazar Orhan Miroğlu... Geçen yıl Sabah Gazetesi Özel İstihbarat Müdürü Abdurrahman Şimşek ve ekibinin katkısıyla cinayetin tetikçisi olduğu iddia edilen Hamit Yıldırım yakalanmış ve cezaevine konmuştu.
Önceki gün o davanın ilk duruşması Diyarbakır'da yapıldı. Salondaki manzarayı Sabah'taki arkadaşlarım anlattı. Cinayetle suçlanan sanığın aşiretinden 600'ü aşkın insan salonu doldururken, karşı tarafta şikâyetçi olan Orhan Miroğlu, Anter'in oğlu Dicle Anter ve bir gazeteci tanıktan başka kimse yoktu.
Burası Diyarbakır'dı ve tanıklar duruşma salonuna korumalarla gelebilmişti.
Bir an, siyaset sınıfının taleplerini, sivil toplumun duyarlılıklarını ve "Fırat'ın Öte Yakası'na neden geçilmiyor?" sorularını düşündüm.
Devlet adına cinayet işleten JİTEM'i açığa çıkartacak güçlü bir iddianame vardı ama ne Kürt siyasetinin aktörlerinden ne de insan hakları çevresinden kimseler ortada yoktu. Anter'e sahip çıktığını söyleyen BDP de yoktu.
Musa Anter gibi yazıları ve mücadelesiyle Kürt meselesinde simge olan bir isimden söz ediyoruz. Böyle olduğu için adına ödüller konuluyor ama davasına kimse sahip çıkmıyor.
Acı bir durum. Hadi BDP eşbaşkanları Selahattin Demirtaş veya Gültan Kışanak siyasetle "yoğun" uğraştıkları için vakit bulamadı. Peki, Leyla Zana, Ahmet Türk veya Sırrı Sakık neden o davayı izlemedi?
Sadece siyasiler değil İnsan Hakları Derneği de Mazlum-Der de davayla ilgilenmedi. Acaba Kürtler, Ape Musa'sını mı unuttu yoksa işin içinde bizim bilmediğimiz bir şey mi var? Doğrusu merak ediyorum.

   
2013-08-02
YORUM YAP
Yorumlarınız onaylandıktan sonra yayına verilecektir. Uygun görülmeyen yorumlarınız yayınlanmayacaktır. Yasal zorunluluk olarak yorum yapan ziyaretçilerimizin IP bilgileri kayıt altına alınacaktır. Teşekkürler...

  Bu yazıya ilk yorumu yapmak ister misiniz?