Bu sayfadaki içerik, Adobe Flash Player'ın daha yeni bir sürümünü gerektiriyor.

Adobe Flash player Edinin


GÜNDEM POLİTİKA DÜNYA EKONOMİ SPOR 06 Temmuz 2014
Davut DAŞKIRAN
Davut DAŞKIRAN kimdir?

Email: [email protected]
  YAZARIN SAYFASI
Merhamet Muhtaç Merhametimize
Merhametli olmanın manevi doyumluluğumuzla müteallik bir mekanizma içinde olduğu gerçeği esastır. Bedenin muhtelif gıdaların vitaminlerine ihtiyacı olduğu esası gibi. Merhameti öğrenmeyen veya hiç merhamet etmeyen, hayatının işleyişinde ve toplumları yönetmede adaletli olamaz. Sebep-sonuç ilişkisini hepimiz biliyoruz. İşte tıpkı bunun gibi, karakterimizin verimliliğinden zuhur eden sonuçlar, onun oluşum sürecinin nasıllığı sebebine doğrudan bağlıdır. Hodpesentliğin sömürdüğü erdem yüklü duygularımızla, arınmış gördüğümüz ruhlarımızın gerçekte esaretle işlendiğini toplumumuza sunduğumuz ürünün işlevsel olmayışıyla, ayrışmanın kaçınılmaz ilerleyişine kapılmış olmaktayız. Kardeşliğin, birliğin, ümmet olmanın ayrışması...
Biz ne zaman merhameti unuttuysak, benliğimizde hep sorunlar yaşadık. Ne zaman sorun yaşadıysak, işimizi düzgün yapamadık. Sorunlu bir kişilik sahibi olarak, kardeş olamadık. Rahat doymak için aç olanları bilmek istemedik. Rahat yaşamak için rahatsız olacağımız gerçeklerden uzak durduk. Bir haber kanalında kardeşlerimize yapılan zulmün görüntüleriyle karşılaşınca merhamet duygularımızın kabarmasına müsaade etmeden değiştirdik, değişmemek için. Değişmiş olan kişiliğimizden kurtulmamak için.

Merhameti sadece ihtiyaçlar karşısında yapılması gereken eylemlerle özdeşleştirmek, merhamet olgusunun etkisini yok eder. Yani merhamet illaki eylemsel sonuçlarla son bulmalı diye bir esas yoktur. Yukarıda belirttiğim gibi ruhi doygunluğun sağlanması için merhamet bir elzemdir. Mesela neo-spiritüalist inancı ruhsal ihtiyaçlar üzerine kuruludur. Bu inanca göre her ruhun gelişme gereksinimleri farklı farklıdır. Aslında doğru, gelişme aşamasında gereksinimler farklı olabilir, ama insanların yaşam serüvenlerinde ruhun temel ihtiyaçları aynıdır.

Bazı meselelerin ehemmiyetini kavramak ve şart olarak onu yaşamamak için, Allah azze ve celle bizde bir takım duyguları var etmiştir. Merhamette bunlardan biridir. Mesela bir kimsenin yaşadığı sıkıntıya, zulme tanık olmamız yüreğimizde o acıyı yaşıyormuş gibi bir takım hisleri var eder. Biz bu hal ile o acıyı yaşamasak ta yaşayan gibi elem yüklü hallere giriyoruz. Nasıl bir his olduğunu kavraya biliyoruz. Ve sonraki aşamada başkasına acıyı yaşatmaktan kendimizi men edebiliyoruz. Dolayısıyla acıyı çeken kişinin edindiği deneyimi merhamet gösterende aynı olayı yaşamadan edine biliyor diyebilir.

Bütün bunlara mukabil olarak birde merhamete muhtaç olanın durumuna değinelim; merhamet edilen cezalandırılan kişiye nazaran daha çok faydalıdır topluma. Cezalandırmak veya kınamak ona sadece aynı şeyi uygulamayı öğretecektir. Merhameti sadece acı çekene göstermenin yanlış olduğunu zikretmiştik. Yani hata yapanı affetmekte bir merhamettir. Acı çekene merhamet etmek bize nasıl ki, aynı hissi yaşatıyorsa, hata yapanı affetmekte affedilene affetmeyi öğretir. Affetmeyi öğrenen affedilmesine sebep olacak amillerden uzak duracaktır. Bu tıpkı tipik bir önlem alma hali gibidir. Eğer amacımız sağlam karakterli bir nesil yetiştirmek ise, bunun tersi bir durumla karşılaşmamak için, istediğimizi yaşayarak göstermeliyiz. Merhamet ederek, affederek, nefretten önce sevmeyi göstererek.

Acaba diyorum, biz ne zaman İslam'ın paradigması ile gerçek anlamda yüzleştik. Belki de her şeye kendi fikriyatımızla yorumlar getirerek, belli başlı değerleri etki dışında bıraktık. Merhameti dahi kendimize muhtaç bıraktık.

Öyle inanıyorum ki, bazı sistematik akımların Müslümanlara hermeneutik bir ahlakın aşılanması işine odaklanmış olmalarıdır. Bu ahlakla her değere kendi yorumlarını getirmelerini sağlayarak hem fikir kirliliğine, hem de asıl olan değerlerin yok olmasını hedeflemektedirler.

Öyle bir hal üzereyiz ki, merhamete herkesin muhtaç olduğuna inanıyorum. Yoğun bir tempo içindeki insanlığa, bir gülüşümüzün bile merhamet hissiyatını uyandıracağı inancındayım. Kardeşinize, eşinize veya dostunuza hediye almanızda bir merhamettir. Kişiyi mutlu eden her amili merhamet kavramana dâhil edebiliriz.

Son söz olarak Rabbimizin kelamına müracaat ediyorum;

'Sonra iman edenlerden, sabrı birbirlerine tavsiye edenlerden, merhameti birbirlerine tavsiye edenlerden olmak.' Duası ile...  (Beled suresi / 17 )



   
2014-04-06
YORUM YAP
Yorumlarınız onaylandıktan sonra yayına verilecektir. Uygun görülmeyen yorumlarınız yayınlanmayacaktır. Yasal zorunluluk olarak yorum yapan ziyaretçilerimizin IP bilgileri kayıt altına alınacaktır. Teşekkürler...

  Bu yazıya ilk yorumu yapmak ister misiniz?



yazarın diğer yazıları