Bu sayfadaki içerik, Adobe Flash Player'ın daha yeni bir sürümünü gerektiriyor.

Adobe Flash player Edinin


GÜNDEM POLİTİKA DÜNYA EKONOMİ SPOR 06 Temmuz 2014
Mustafa Nevruz SINACI
Mustafa Nevruz SINACI kimdir?
Mustafa Nevruz SINACI Mustafa Nevruz SINACI 1954 Niğde doğumlu. İlk, Orta ve Liseyi Konya’nın Ereğli ilçesinde bitirdi. Tahsilini Ankara’ da tamamladı. Hukukçu, Siyaset Bilimci, İktisatçı-İlâhiyatçı. Sırasıyla; Demokratik Parti Gençlik Teşkilâtı Genel Başkanlığı, Tüketicileri Koruma Birliği Genel Başkanlığı, TÜRK-KONUT Kurucu Üyeliği ve Birlik Başkanlığı, EKKON Genel Başkanlığı, Kuruluş dönemi ANAP’ta (3. Cumhurbaşkanı Merhum Celâl Bayar’ın ricası ile) Başkan Yardımcılığı, Demokrat Parti’de ‘yeniden açılış dönemi’ Genel Koordinatör Yardımcılığı, 7. ve 9. dönem Genel Başkan Yardımcılığı, Genel Sekreterlik, İdari ve Mali İşler Başkanlığı ve nihayet İnsan ve Kültür Ocağı Genel Başkanlığı görevlerinde bulundu. Adalet, Sabah, Akşam, Zafer, Son Havadis, Bugün, Her Gün, Ortadoğu, Tasvir, Zaman , Meydan, Haber Gazetelerinde ve Bilim Teknik dahil pek çok Dergide yazarlık yapan Mustafa Nevruz SINACI 2002 yılında emekli oldu. Halen merkezi Amerika’da olan “TURKİSH FORUM"
Email: [email protected]
  YAZARIN SAYFASI
Kazananlar ve Kazandıranlar!..
Mahalle, Köy, Belde, İlçe ve İl halkıyla doğrudan hiçbir ilgisi, alâkası bulunmayan ve fakat 'sunuş biçimi' itibarıyla, adeta genel seçim havası verilen 'yerel seçimler' oldu, bitti. Daha doğrusu 'oldu bitti' ye getirilip; En saygısız, hayasız, edep, terbiye, demokrasi, ulaşma ve anlaşma kültüründen bigâne, en kültürsüz biçimde 'insana ve millete rağmen' çok çirkin bir dayatma biçiminde yapıldı, gitti!... 

   'Demokratik, Lâik, Hukuk Devleti' lâfzıyla anılan bir devlette; Seçim sandıklarına müdahale, oy kullanımında suiistimal, görevi ihmal veya görevi kötüye kullanmaya teşebbüs, kısaca adına 'Yargı Gözetimi' dediğimiz, gerçekte 'Devlet Teminatında' gizli oy ve açık, şeffaf/saydam sayım, tespit ve tutanak tanzimine fesat karıştırmak ne demek?.. Dahası isnat edilen iddialar arasında: Hile, Sahtecilik, Alenen Sahtekârlık, Sahte Oy, Sahte Mühür, Sahte İmza gibi, insanı dehşete düşüren hukuksuzluk, ahlâksızlık, kanunsuzluk ve yolsuzluklar!..

   1946'yı Sollayan Seçim... '30 Mart 2014 yerel seçim eylem ve prosedürü' hakkında, biraz olsun şeref, haysiyet, onur ve sorumluluk sahibi basın-yayım organlarında işlenen ortak kanaat bu: 1946'yı sollayan seçim... Bahse konu seçime kısaca bakalım ve inceleyelim:

   Şöyle ki: Çok partili dönemin ilk tek dereceli seçimi 21 Temmuz 1946 günü yapıldı ve tarihe 'Büyük yolsuzlukların yapıldığı seçim' olarak geçti. Burada bahse konu yolsuzluk 3 ana unsurdan ibarettir. (1) Tek parti iktidarının bütün nimet, imkân ve vasıtalarının pervasızca kullanılması; (2) Demokrat Parti'nin ani ve emrivaki bir seçim baskını ile kumpasa getirilerek tuzağa düşürülmesi; (3) En kötü, pislik, iğrenç ve insanlık dışı olanı ise, 'açık oy gizli sayım' türü bir alçaklık, aleni düşmanlık ve kalleşliğin; Demokrasiye, adalete, hukuk ve ahlâka karşı bir meydan okuma, alay ve istihza biçiminde uygulanması..

   Otuz Mart'a gelince: Özellikle Anadolu Ajansı'nın kullanım biçimi, 'tek parti sultası, cunta ve diktasının' ayniyle vaki olduğunun ispatıdır. Konya Milletvekili Atilla Kart'ın soru önergesi ve dava konusu yaptığı 'kamu imkân, makam ve kaynaklarının kullanılması' olayı da cabası. Her kadar, 'baskın bir seçim' söz konusu değil ise de:

   Bazı illerde, oy sayımı sırasında elektriklerin kesilmesi, 34 ilde tüm tutanaklara itiraz edilmesi; İtirazlarda, özellikle birleştirme tutanakları üzerinde; 'nitelikli sahtekârlık, seçmen listelerine sahte imza atılarak oy kullanılması, seçim sandık kurullarına baskı, bazı bakanların oy sayım ve ayrımına müdahalesi, 298 ve 2972 sayılı kanunlar gereği:, 'Kullanıldıkları büyük şehir ve illere göre; Her Partiye ait Büyük Şehir veya İl belediye başkan adayı ile ilçe Başkan Belediye Meclis  üye adaylarının 'TEK OY PUSULASI'nda tadat edilerek; Oy pusulalarının her türlü kargaşa ve karmaşaya meydan vermeyecek biçimde: 'Belediye ve İl Genel Meclisi' olmak üzere 2'ye düşürülerek basitleştirilmesi; Muhtar adayına ait oy pusulasının ise aynı zarf içine konularak, yüz binlerce haksız/gereksiz ve mantıksız iptalin önlenmesi pek alâ mümkün iken, bunun yapılmaması... Üstelik halkın yeterince bilinçlendirilmemesi...

   İddiaların büyük bir bölümü haklı ve doğru ki; Vaki itirazlar neticesinde: '1946'da itirazlar sonucunda değişen sonuç olmamasına karşın' son yerel seçim de yenilenen sayımla el değiştiren ilçe, belde ve hatta il belediye başkanlıkları olmuştur. Bilhassa Ankara, İstanbul, Adana ve İzmir'de açıklanan belgeler ciddidir. Sayım ve birleştirme tutanaklarındaki tahrif, müdahale ve sair usulsüzlüklerin ele yüze bulaşmasının nedeni olarak AKP'lilerin bilgisayar konusunda fazla gelişmemiş olduğu ileri sürülüyor. Bunda da bilgisayarda uzmanlaşmış olan paralelcilerin uzaklaştırılmasının payı olduğu belirtiliyor. Bir başka eleştiri de CHP'nin il ve ilçe başkan adaylarını belirlemedeki karar değişiklikleri ile ilgili olduğu iddiaları...

   Fakat sebep her ne olursa olsun; Millet iradesinin, mutlaka ve doğrudan etkili, yetkili ve belirleyici olması gereken mahalli idarelerde (ve elbette genel seçim ve referandumlarda);, Hile, sahtekârlık ve tahrifat yapacak, seçimlere fesat karıştıracak kadar muhteris, akıl fukarası, alçak; Halk, hak, adalet, ahlâk, hukuk ve demokrasi düşmanı mücrimler mutlaka tutuklanıp en ağır biçimde cezalandırılmalı. Aksi takdirde: Hırs/ihtiras galip gelir ki bu tam bir felâket olur!



   
2014-04-06
YORUM YAP
Yorumlarınız onaylandıktan sonra yayına verilecektir. Uygun görülmeyen yorumlarınız yayınlanmayacaktır. Yasal zorunluluk olarak yorum yapan ziyaretçilerimizin IP bilgileri kayıt altına alınacaktır. Teşekkürler...

  Bu yazıya ilk yorumu yapmak ister misiniz?



yazarın diğer yazıları