Bu sayfadaki içerik, Adobe Flash Player'ın daha yeni bir sürümünü gerektiriyor.

Adobe Flash player Edinin


GÜNDEM POLİTİKA DÜNYA EKONOMİ SPOR 10 Kasım 2015
Ahmet GÜRBÜZ
Ahmet GÜRBÜZ kimdir?

Email: [email protected]
  YAZARIN SAYFASI
Modern İnsan Nasıl Müslümandır?
Hayat hep süprizlerle doludur. İnsan için en önemli olan husus kendi temel ihtiyaçlarını namuslu bir şekilde karşılayabiliyor olmasıdır. Hayat bazan insana bundan daha fazlasını verirken bazanda temel ihtiyaçlarını bile teminde zorlar. Kişinin imtihanıda bu bolluk ile darlık arasında geçmektedir. Hemen hiç bir insan teki hayatı darlık içinde geçirmek istemez. Hep varlıklı olmak daha iyisine, daha fazlasına, daha lüksüne ulaşmak çabası ile geçer ömrü. Çok az insan vardır elindeki ile yetinmeyi bilen ve durmuna rıza gösteren. İşte insanın dünya ile ve mal ile olan imtihan serüveni budur. Yani benim, sizin ve dünyanın en ücra köşesindeki hiç tanımadığınız insanın imtihanı, hepsi ama hepsi aynı.

Eskiler "az verip umdurmasın, çok verip azdırmasın" derlerdi. Demekki insanın mal ile imtihanında malın azlığı bir başkasının elindeki mala baktırırken çokluğununda azdırdığı, yoldan çıkartması gibi malın kışkırtıcı ve ayartıcı yanına işaret ederlerdi. Geçmişte insanlar ellerindeki ile yetinmeyi bilirler ve sahip olduklarıyla şükür makamında dururlardı. Onlar malı vereninde alanında Allah cc olduğuna inanırlar ve rıza gösterirlerdi. Rıza makamında oldukları içinde kendilerini sahip olamadıkları eşyalar yüzünden yetersiz görme gibi koplekslerin içine hapsetmezlerdi.

Modern insan şükür kavramına yabancılaşmışır. Yabancılaşmıştır çünkü arzuları, emelleri, istekleri ile sınırsız taleplerde bulunmaktadır. İnsanın bu sınırsız taleplerini karşılamak için bilimi ve teknolojiyi devreye sokan kapitalist bilinç, insanın bu arzusunu hem teşvik etmekte, beslemekte hemde bu sınırsız arzuları karşılamak iddiası ile üretim çarklarını hızlı bir şekilde çevirmektedir. Bu arzu ve talep dengesinin sloganı değişim ve yeniliktir.

İnsan kapitalist endüstrinin çarkları arasında en yeniye kavuşarak kendini iyi hissedeceği bilinçaltı ile hareket etmektedir yada öyle inandırılmıştır. En yeni cep telefonuna, en yeni arabaya, en yeni televizyona, en yeni bilgisayara vs sahip olmalıdır, sahip olarakta kendini mutlu hissedebilecektir fakat sahip olduğu yani kendini mutlu etmesine vesile olan eşyanın ömrü ise kısadır. Kapitalist çark çok hızlı dönmektedir ve her gün yeni bir icatla insanı kendisi ile mutlu olmaya davet etmektedir. İnsanlar bu baş döndürücü değişim yağmuru altında sersemleşmiş ve hızla değişen bu ortama ayak uydurma telaşı ile çok hareketli bir hayat kaosunun içinde kaybolup gitmiştir.  İnsan bu hızla dönen hayat-eşya ilşkisini ve kendi varoluş amacını dahi sorgulama zamanı bulamamış bu telaş ve bu boş inanışı ile değişim selinin aktığı yöne kulaç atmayı marifet bilmiştir.

Sahip olduğunuz her bir şey süratle eskirken hedef yenisine sahip olmak ile geçen telaşlı günlerin şükrü yoktur. Şükrü yoktur çünkü sahip olduğunuz şeyin üç gün sonra modasını yitireceğini bilmektesiniz ve siz moda olana ulaşınca mutlu olacaksınızdır, en azından öyle inandılmıştır modern insan. Ve bu kısır döngü ömrün sonuna kadar devam edip gitmektedir.

 Bu hızlı yaşanan hayatın seline kapılmak, akıntıya doğru kulaç atmak yerine, insan biraz durmalı ve nefes almalıdır. insanların canhıraş bir şekilde koşuşuturdukları yerde mutlu olacaklarına inandırılmış kalabalıklar ulaştıkları her bir menzilden sonra yani bir menzile koşmak zorundadırlar. Mutluluk her bir menzilin arkasına gizlenmiştir ve menzil her yeni ile şekil değiştirerek insanı kendisi le mutlu olmaya çağırmaktadır. Bu insan mutlu olmaz, çünkü şükür nedir bilmemektedirler. Bu hengamenin ve telaşın ortasında durmayı başaranlar, akıntıya kulaç atmayanlar hem şükrü hemde mutluluğu yakalayacaktır.

insanlar sahip oldukları ile değil sahip olamadıkları ile mutluluğun kıymetini idrak edebilirler. Yada ellerindekini yeterli görenler ve kullanım amacına hizmet ettiği müddetçe eşyadan istifade edenler bu gereksiz telaşın bulanık sularından çıkıp durluğun sahilinde sakin bir hayat yaşayacaklardır. Belki bu sakinlikte sorulabilecek soruları sorma imkanını elde edip varoluşun hikmetini kavrama imkanı elde edeceklerdir. O zaman sahip olduklarının kıymeti ile gereksiz telaştan kurtulmuş, sahte menzillere iltifat etmemiş bu sakinlikte modern azgınlığın şükür bilmez cenderesinden çıkarak varlık bilincini elde etmiştir. Varlık bilincine erişen şükre ve kime şükür sorularınında cevabını bulmuş olacaktır.

Bu modern telaşın zebunu olan kimseler hangi dine inandıklarını iddia ederse etsinler şükü bilmeme , tanıyamama hususunda aynı safta durmaktan kaçınamazlar. Birinin Müslüman, diğerinin Hristyan yada Musevi olması farketmez. Üçününde ortak yaşam tarzı, gündelik faaliyetler ve hayata yükledikleri anlamlar ve telaşlar ve sahip olmakla mutluluğu elde edeceklerine olan inançları benzerlik göstermektedir. Belki rütüeller farklılaşmış fakat hemen her içsel faailyet ve hayatı yorumlama ve yaşama biçimi benzeşmiştir.
Birde bu modern hayat telakkisinin insan ahlakı ve sosyal yapısı üzerinde oluşturduğu tahribat konusu varki oda başka bir yazının konusudur. Ben derim ki biraz durun ve neden yıllardır bu telaşın içinde olduğunuzu sorun. Tabi bu okadar kolay olmayacaktır çünkü insan alışkanlıkları ile irade köprüsünüde tarumar etmiştir. Zor fakat denemekten başka bir çıkar yolun olmadığını söylemek istiyorum. Bu telaş içerisinde varlık sorularını sormadan, soramadan ne kadar insan etrafınızdan göç etti ahirete hiç düşündünüz mü? 
Yada içinde yaşadığınız bu telaşlı durum size varlık sorularını sorma imkanı veriyor mu? Vermiyor veremiyorsa telaşınızı gözden geçirin. 



   
2014-04-13
YORUM YAP
Yorumlarınız onaylandıktan sonra yayına verilecektir. Uygun görülmeyen yorumlarınız yayınlanmayacaktır. Yasal zorunluluk olarak yorum yapan ziyaretçilerimizin IP bilgileri kayıt altına alınacaktır. Teşekkürler...

  Bu yazıya ilk yorumu yapmak ister misiniz?



yazarın diğer yazıları