Bu sayfadaki içerik, Adobe Flash Player'ın daha yeni bir sürümünü gerektiriyor.

Adobe Flash player Edinin


GÜNDEM POLİTİKA DÜNYA EKONOMİ SPOR 10 Kasım 2015
Ahmet GÜRBÜZ
Ahmet GÜRBÜZ kimdir?

Email: [email protected]
  YAZARIN SAYFASI
Türkiye kimleri korkutuyor?
Dünya siyasetinde etkin bir güç olmanın belli şartları vardır. Bunların başında güçlü bir ekonominiz, güçlü bir askeri yapılanmanız ve her şeyin ötesinde ülke içinde halk-devlet kaynaşmasını temin etmeniz gerekmektedir. Türkiye'nin son 12 yılda yaptığı hamleler Türkiye'nin yeniden dünya siyaset sahnesine çıkabileceği umudunu artırmıştır. Türkiye bir taraftan ekonomisini düzlüğe çıkartmak için yeni ve büyük adımlar atarak 1 trilyon dolarlık bir ekonomik güç olmanın eşiğine gelmeyi başarmış diğer taraftan yüz yıllık birikmiş halk-devlet, din-devlet ilişkilerinde yaptığı iyileştirmelerle toplumsal bir kaynaşmanın zeminini üretmeyi başarmıştır. Halkın refah seviyesi her geçen gün artarken hemen her alanda yerli üretim teşvik edilmiş ve belli oranlarda başarı sağlanmıştır.

Türkiye kendi içinde bu gelişmeleri sağlarken uluslararası arenada yer alan güçlü batılı devletler ise kendi iç ekonomik sıkıntıları ile mücadele etmek zorunda kalmışlar ve Türkiye'nin kıskandıran yükselişi karşısında tedirginliklerini gizleyememişlerdir.

Türkiye dünyada yükselen 5 ülkeden birisidir. Türkiyeyi diğer ülkelerden ayırt eden bazı özellikleri dolayısı ile düşüşe geçen batılı ülkeler Türkiye'deki gelişmeleri daha hassas bir şekilde takip etmekte ve kendileri açısından daha tehlikeli bulmaktadırlar. Çünkü Türkiye'nin kendi içinde barındırdığı bir takım temel özelliklerin kendileri açısından hangi tehlikeleri barındırdığını bilen batılı güçler yıllardır bu özelliklerin aktif hale gelmemesi için büyük gayretler sarf etmişlerdir.

Nedir Türkiyeyi diğer gelişmekte olan ülkelerden ayırt eden özellikleri?

1-Türkiye'nin sahip olduğu tarihi derinlik ve bu derinliğin belirlediği ortak hafıza.

2-Türkiye'nin coğrafi konumu ve enerji havzalarına olan yakınlığı ve enerji iletim ağını kuruyor olması.

3-Türkiyeyi diğer Müslüman ülkelerden ayırt eden en temel özelliği bilim üretecek bir akla ve imkana haiz olmasının getirdiği bilgiyi diğer Müslüman ülkelerle paylaşmasının ortaya çıkartacağı sonuçlar.

4-Türkiye'nin hem İslam ülkeleri ile hemde Kafkaslara, balkanlara ve Ortaasyayla olan ilgisi ve tarihi bağlarının getirebileceği imkanları harekete geçirme potansiyeli.

5-Üretmeyi başarmış bir Türkiye'nin ürettiklerini pazarlarken ve satarken coğrafyasından kaynaklanan hava, deniz ve kara yollarının ulaşımdaki kolaylığı ve dünya nüfusunu nerede ise 3/2 sinin Türkiye'nin yakın çevresinde olmasının getirdiği avantajlar.

6-Türkiye'nin finansal entelektüel aklının çevresinde ülkelerle kıyaslanmayacak boyutta olması ve körfezde birikmiş Müslüman sermayenin yıllardır batılı finans şirketleri elinden kaçma ihtimali.

7-Türkiye'nin küresel güçleri tedirgin edebilecek oluşumları kurma kabiliyeti ve potansiyeli.

Bunlar gibi daha sayabileceğimiz onlarca özelliklere sahip bir Türkiye elbette kurulu düzen sahiplerinin korkulu rüyası olacak ve mutlak anlamda bu güçler tarafında kontrol edilmek istenecektir.

Dünyanın efendisi olarak kendilerini gören batı ve Amerika Ukrayna'daki gelişmeler karşısındaki yetersizliklerini ve çaresizliklerini bir kez daha sergilediler. Rusya'nın Kırımı ilhakı ile sonuçlanan siyasi krizde nasıl çaresiz seyrettiklerini bütün dünya gördü. Karizmaları çok fena bir şekilde çizildi ve dünya insanının gözünde imajları derin bir yara aldı. Aslında yaşananlar malumun ilanıydı lakin durumlarını yıllardır saklamayı becere bilmişlerdi. Artık hem güçleri hemde kurdukları düzen bütün mazlum dünya insanları tarafından iyiden iyiye sorgulanmaya başlanmış ve kutsanan güçleri yerle bir olmuştu.

Kendileri bir taraftan nüfus sorunları ile can çekişirken diğer taraftan yükselen yeni güçlerin hem nüfus hemde üretim alanında gösterdikleri faaliyetler ve başarılar canlarını sıkmaya devam edecektir.

Türkiye'nin 10 yıl sonra batının en büyük nüfusuna sahip bir ülke konumuna gelecek olması, ekonomisinin 2.5 trilyon dolara yükselmesi, askeri ihtiyaçlarının tamamen yerli üretime dayalı hale geliyor olması, ülke içindeki toplumsal kaynaşmanın yanı sıra Osmanlı bakiyesi coğrafya ile kurduğu ilişkilerin sonuçları batının kendi varlığı açısından mutlak anlamda Türkiye'nin kontrol edilmesi gerektiren bir durumdur.

Türkiye'de yaşayan bütün kesimlerin hangi düşünceden olurlarsa olsunlar bu milli mesele karşısında duyarlı olmak gibi taşıdıkları tarihi sorumlulukları vardır ve bu bilinçle meseleler ele alınmalıdır.

Türkiye'nin bu hedeflerini gerçekleştirmek gibi çabaları devam ettiği müddetçe bu hedeflerden rahatsız olan güçlerin bizi bu hedeflerden alıkoymak için tuzak kuracakları unutulmamalıdır.

Kuracakları bu tuzakların içeriden destek bulmadıkça başarıya ulaşamayacağını bilen bu şer güçler eskiden olduğu gibi şimdilerde daha etkin bir faaliyet yürütmekte oldukları akıllardan çıkartılmamalıdır.. Her kim bu ulvi hedeflere ulaşma yolunda ülkeyi engelleyecek bir takım faaliyetlere ve işbirliğine gidecek olursa hem tarih hemde mahşerde bunun hesabını veremeyecektir.

Türkiye'nin yüz yıl sonra yeniden bu imkanları elde etmiş olması karşısında ülke içinde yaşayan hemen her kesimin derin bir heyecan duyması ve kara propagandalara alet olmadan elbirliği ve dayanışma içerisinde bu ulvi hedefe kitlenme sorumluluğu vardır. Bu milletin derin irfanı bu düşüncelere hizmetten kaçınan ve bir takım mülahazalarla bu ulvi hedefleri vurmaya çalışan güçlerle işbirliği yapan kesimleri affetmeyecektir.

İstikbal birlikte hareket etme becerisini geliştiren toplumların sahip olacakları bir şeydir .


 


   
2014-04-15
YORUM YAP
Yorumlarınız onaylandıktan sonra yayına verilecektir. Uygun görülmeyen yorumlarınız yayınlanmayacaktır. Yasal zorunluluk olarak yorum yapan ziyaretçilerimizin IP bilgileri kayıt altına alınacaktır. Teşekkürler...

  Bu yazıya ilk yorumu yapmak ister misiniz?



yazarın diğer yazıları