Bu sayfadaki içerik, Adobe Flash Player'ın daha yeni bir sürümünü gerektiriyor.

Adobe Flash player Edinin


GÜNDEM POLİTİKA DÜNYA EKONOMİ SPOR 06 Temmuz 2014
Nejat ERDİM
Nejat ERDİM kimdir?
1970 Batman / Beşiri doğumluyum, Mersin'de yaşamaktayım. Halen bir ulusal internet sitesinde köşe yazarlığı yapmaktayım,çeşitli dönemlerde yerel ve ulusal birçok yayın organında ülkeye ve dünyaya dair yazılarım yayınlandı...
Email: [email protected]
  YAZARIN SAYFASI
Kürtlerin İntiharı!
Kürtlerin en büyük hastalığıdır birbirileri ile kavga etmeleri.
Kardeş kavgasıdır Kürtleri bugün devletsiz bırakan, dört farklı ülkenin sınırları içinde birbirine uzak kılan ve ayrıştıran.

Bu lüzumsuz ve anlamsız kavgaların tarihçesi çok eskilere dayanır, Ortadoğu'nun en kadim ve en eski halklarından olan Kürtlerin bu kavgaları binlerce yıllık bir geçmişten günümüze değin sürüp gelmiştir.

Birbirileri ile kavga eden, birbirilerini boğazlayan Kürtler ne hikmetse başka halklar için hizmet etmekten geri durmamış, anlaşılmaz bir can-fedalıkla tarihe not düşmüşleridir.

Bu çarpıcı ve anlaşılmaz fedakârlığa tarihin tozlu yapraklarından onlarca örnek vermek mümkün, ama buradan sadece iki tanesini vermekle yetinelim.

1071'de Anadolu'nun kapısına dayanan Selçuklu hükümdarı Alparslan'ın, Bizans ordularının gücü ve kudreti karşısında muzaffer olma ihtimali oldukça düşüktü, Selçuklunun imdadına Kürt beyleri ve mirleri yetişti.
Anadolu'nun o dönem en iyi savaşçıları sayılan Kürtler, 'İslam' kardeşliğini düstur bilip Bizans ordularının adeta kalbine bir hançer gibi saplandılar.
Alparslan ve ordusu din kardeşleri Kürtlerin kahramanlıkları sayesinde 1071'de Anadolu'ya ilk defa ayak basarken, kuşku yok ki Kürt beyleri ve Mirleri daha sonra torunlarının esas sahibi oldukları bu coğrafya'da ötekileştirilebileceğine, Kürtlerin dillerinin ve kültürlerinin bu misafirlerin(!) torunları tarafından yasaklanabileceğine hiç mi hiç ihtimal vermemiştiler.

Tıpkı 450 yıl sonra Ortadoğu'da güç ve iktidar savaşına giren Osmanlı ve Safevi hanedanlığının 1514 yılında Çaldıran'da karşı karşıya gelmesinin öncesi ve sonrası yaşanacak gelişmeler gibi.
Osmanlı padişahı Y.Sultan Selim ile İran Safevi devleti hükümdarı şah I.İsmail'i karşı karşıya getiren bu savaşta tüm tarihçilerin hemfikir olduğu bir gerçek vardır, o da şudur ki Osmanlı ordularının Kürdistan'ın yalçın dağlarını aşıp Safevilerin acımasız savaşçılarını yenebilmeleri çok olası görünmüyordu. Y.Sultan Selim çok iyi bir taktik uygulayarak o günün koşulları içinde dönemin en iyi strateji uzmanı, diplomat edip ve bilgini Kürt İdris-i Bitlisi'den yardım ister.
Selim, İdrisin Kürdistan coğrafyasında hüküm süren ağa ve beylerin yanında ne denli sözü dinlenen ve hatırı sayılır biri olduğunu çok iyi bildiğinden bu yola başvurur.
İdris'i Amasya'daki karargâhına davet eder. İdris beraberindeki 20'ye yakın Kürt beyi ile Selimin huzuruna çıkar, Kürtler ve Osmanlılar arasında birtakım protokoller imzalanır ve ne gariptir ki Kürtlerden 'yardım' isteyen Osmanlı ilk defa Amasya antlaşması ile Kürtleri vergiye bağlar.

Kürdistan'da yirmiye yakın ağa ve bey Osmanlıya biat ederken bir o kadarı da İran Safevi devleti tarafına geçer.
Bölgenin en dinamik askeri gücü konumundaki Kürtler bu sefer Çaldıran'da bölünme yaşar ve bağımlı duruma düşerler.
Osmanlı, Kürtlerin üstün savaş gücü sayesinde Safevi ordularını bozguna uğratır ve çok geçmeden Kürlere verilen sözler bir bir unutulur, Kürt mirlikleri dağıtılır.

Kürtler kendi aralarında bölünmüşlüğün cezasını bir daha yaşarlar ve tarih sahnesinde hep ezilen ve hep zulme uğramış sahipsiz bir halk olarak yer alırlar.
Kürtler, bugün Rojava'da tam 500 yıl önce yaşanan bu trajik hadisenin ne acıdır ki bugün tekrarını yaşıyorlar.
Arap baharının hallaç pamuğu gibi savurduğu Arap diktatörlükleri içinde adeta birer özgürlük ve demokrasi meşalesi gibi yanan Irak Kürdistan bölgesel hükümeti ve Suriye'de aynı şekilde Kürtler adına 'umut' vadeden Rojava kantonları ne acıdır ki daha henüz doğum aşamasında iken adeta katillerine ferman çıkartılmak istenmektedir.
Olayın acı olan boyutu ise, bunu dış güçlerden çok Kürtlerin birbirilerine karşı yapmaya kalkışmalarıdır kabuk edilemeyen de budur.

Rojava'da Kürtlerin bölgeyi terörize etmeye kalkışan radikal İslamcı gruplar ile girmiş olduğu 'var olma' savaşında desteğe ihtiyacı varken Kürdistan bölgesel yönetiminin adeta bu oluşumu boğma çabası olarak kabul edilen 'hendek kazma' girişiminin izahı bu olsa gerek.
Tarihin Kürtler adına kötü bir tekerrürünü daha yaşıyoruz ne yazık ki.Bunun başka bir ifadesi,Kürtlerin intiharı olarak izah etmek mümkün.



   
2014-04-14
YORUM YAP
Yorumlarınız onaylandıktan sonra yayına verilecektir. Uygun görülmeyen yorumlarınız yayınlanmayacaktır. Yasal zorunluluk olarak yorum yapan ziyaretçilerimizin IP bilgileri kayıt altına alınacaktır. Teşekkürler...

  Bu yazıya ilk yorumu yapmak ister misiniz?



yazarın diğer yazıları