Bu sayfadaki içerik, Adobe Flash Player'ın daha yeni bir sürümünü gerektiriyor.

Adobe Flash player Edinin


GÜNDEM POLİTİKA DÜNYA EKONOMİ SPOR 06 Temmuz 2014
Ahmet LAZ
Ahmet LAZ kimdir?
1956 da Kilis'te doğdum. İlk orta ve lise eğitimimi Kilis'te, Lisans eğitimimi de Hacettepe Ünv. Matematik mezunu olarak Ankara'da tamamladım. Afşin/Elbistan termik santral montajında planlamacı, Türkiye Diyanet Vakfında Bilgi İşlem Müdürü, Kendi işimde ise yönetici olarak Bilgisayar ve Yazarkasa sektöründe çalıştım. Emeklilik hayatımı Kilis'te yaşıyorum. Yerel Kilisinsesi gazetesinde ( www.kilisinsesi.com.tr ) yazıyorum.
Email: [email protected]
  YAZARIN SAYFASI
Tutulmalar ve Etkileri...
İnsanlık tarihi, öğrenmek ve öğrendiklerini geliştirmek üzerine kuruludur. İnsanlardan başka hiçbir canlı türünün kendi kendine araştırmalar yapması, öğrenmesi ve öğrendiklerini sonraki nesillere aktarması mümkün olamamıştır. İnsanların, bazen uzun çalışmalarla, bezen de tesadüflerle yaptıkları buluşlar, kayıt altına alınabildiğindendir ki, daha sonraki nesiller tarafından geliştirilmiştir.

Ağaçtan başına elma düşen Nevton'un, bunu yerçekimine bağlaması çok önemli buluşların temelini oluşturmuştur. Aynı şekilde hamamda yıkandığı sırada, curuna su doldukça içindeki tasın yükselmesi, Arşimet'e suyun bir kaldırma gücünün olduğu fikrini vermiş ve hatta çıplak bir şekilde 'buldum, buldum' diye bağırarak hamamdan dışarı fırladığı nesilden nesile anlatılmıştır.

Özellikle matematik ve astronomide, Müslüman bilim adamlarının yaptıkları buluşlar, sayılamayacak kadar çoktur. İlimizde yaşamını sürdüren hemen herkes, üzüm bağlarının yetiştirilmesi aşamalarını ve üretim için hangi çalışmaların yapılması gerektiğini bilir. Budam yapmak, bağlar için de vazgeçilmez önemi olan bir çalışmadır. Ben de budamcılığı iyi bilmesem de her yıl kendi bağımı budar, bu sayede de birkaç günlüğüne de olsa toprakla haşır neşir olurum.

Geçen yıl yine budam yaparken, hayatı bu işlerle geçmiş tanıdığım bir bağ komşum geldi ve 'budam için çok uygun bir zaman, bugünlerde dolunay yok!' dedi. 'Dolunay zamanı olursa ne olur ki' dedim. 'Dolunay zamanında yapılan budamların çubukları, kısa sürede çürür ve içi boşalır' dedi. Biz büyüklerimizden böyle duyduk, ayrıca deneyerek bunun böyle olduğunu anladık dedi. Bu durumu, daha önceki budamlarda ben de hissetmiştim, ancak dolunayın etkisini hiç düşünmemiştim.

Bizim bildiğimiz ve bilmediğimiz galaksilerde, milyonlarca yıldızlar ve bunların uyduları bir düzen içinde hareket ederler. Bu hareketler, bizim bazılarını bildiğimiz, ancak çoğunu bilemediğimiz birçok etkileşimi de gerçekleştirirler. İnsanoğlu bu gizemi, bazen tesadüflerle, bazen de uzun yılların çalışmaları ile öğrenir, öğrendikçe de daha çok meraklanır, büyük masraflar ederek, bu merakını gidermek için çaba sarf eder. Belli dönemlerde, güneş ve ay tutulmaları gerçekleşiyor.

Eskiden bu tutulmalara çeşitli anlamlar yüklenir, bu zamanlar önemli işlerin yapılması veya yapılmaması için bir işaret olarak görülürdü. Artık bugün, iletişim araçlarının çoğalması ile tutulmaların nasıl gerçekleştiği ve nerelerden görülebileceği en ince detayına kadar anlatılıyor. Böylece insanlar, yanlış bilgi ve hurafelerden arınıyorlar.

Ay ve Güneş tutulmalarının nasıl gerçekleştiğini anlıyoruz da, tutulmalar sırasında dünyamızın nasıl etkilendiğini henüz anlayamıyoruz. İnsanlar, tutulmaların ardından büyük depremlerin gelmekte olduğunu görüyorlar. Tutulma esnasında yerküre ile diğer kürelerin etkileşim içinde veya normal zamandaki etkileşimlerinin kesildiği bir durumun olduğuna inanıyorlar. Basın, bu konuları özellikle bu dönemlerde sık sık sorsa da birçok yerbilimci ve araştırmacı; 'böyle bir etkileşim asla yoktur' diyorlar.

Birkaç gün önce yerbilimci bir akademisyen; 'ben şu anda Ankara'dayım. Akdeniz'deki bir kum tanesinin beni etkilemesi düşünülürse, bu ay tutulması da dünyayı etkiler' gibi gülünç bir örnek verdi. Geçen hafta yaşanan ay tutulmasının ardından da Meksika'da hatırı sayılır bir büyüklükte yine deprem oldu. Araştırmacıların, kendilerinin her şeyi biliyormuş gibi bir saplantı içinde olmaları doğru değil. 'Bilmediğini bilmek' de bir erdemdir.

Çok değil bu günden 100 yıl kadar önce yaşamış araştırmacı ve bilgili birine, şimdiki cep telefonlarından, bilgisayarlardan, TV lerden bahsetseydiniz, size neler söylerdi? Belki 40-50 yıl sonranın yerbilimcileri, araştırmacıları da bu günün bilim adamlarına gülüp geçecekler. Çünkü onlar, bu günkünden çok daha fazla bilgiye sahip olacaklar. Bir bilim adamının en dikkatli kullanacağı, belki de hiç kullanmayacağı kelimelerin başında, hiç şüphesiz ki; 'olmaz, olamaz, mümkün değil' kelimeleri olmalıdır. Unutmayalım ki hepimizin, bilgiye ve öğrenmeye çok ihtiyacı var. Nisan yağışlarının sürmesi dileklerimle kalın sağlıkla...

Ahmet Laz [email protected]



   
2014-04-22
YORUM YAP
Yorumlarınız onaylandıktan sonra yayına verilecektir. Uygun görülmeyen yorumlarınız yayınlanmayacaktır. Yasal zorunluluk olarak yorum yapan ziyaretçilerimizin IP bilgileri kayıt altına alınacaktır. Teşekkürler...

  Bu yazıya ilk yorumu yapmak ister misiniz?



yazarın diğer yazıları