Bu sayfadaki içerik, Adobe Flash Player'ın daha yeni bir sürümünü gerektiriyor.

Adobe Flash player Edinin


GÜNDEM POLİTİKA DÜNYA EKONOMİ SPOR 09 Haziran 2014
Orhan ÇAKIR
  YAZARIN SAYFASI
Yazı Yazmak Yada Yazar Olmak!
 Tekeshi Kitano: ‘'Müzik değişince dans da değişir''
Ülkemiz genelinde gençlerimizin yazı yazma ve okuma içtenliğinin olmadığı ve  olmak için ayrıca gayret gösteren gençlerimizin de yaşamadığını gözlemleyebilmek hiç de zor değil. Lakin bu durum aksine hitap etmiş olsaydı eğer, kitap satışlarına ve kitap üremelerine şahit olabilirdik... Oysa ki bu konuyu çok çaplı genellemeyle yansıtmamız da yanlış olur, çünkü hayatında hiç kitap okumamış yazarlarımızda vardır. Kendilerini yazı yazarak yazar sanan yazarlarımız!

Yazıyı yazmak değildir önem arz eden, yazılara bir kelime şelalesinden duş aldırıp temiz kokusuyla karşısındakini etkilmektir amaç edinmesi gereken kural. Fakat bazı yazarlarımız kokmuş yazılarıyla aydan aya duş alan kişi hissiyatını yaşatıyor bizlere. Bu konuya değin bir kaç eleştirim daha var , kendilerini yazar sanan bu bay Umur Samaz beyler (ben bu yazarları Umur Samaz adındaki yaşlı dedeye benzetiyorum ) ülkemiz genelindeki gençlerin edebiyata palyolço gözüyle bakmasını sağlamaktan başka bir halt yapmıyorlar.



Umur Samaz beyler sanatın sanat için değilde para için olduğunu savunmuşlardır , oysa iyi satmak da iyi yazmaya bağlılık gösteren fiili bir eylemdir , zaten akıllarında para olan yazarlar paranın hırsına kapılıp ister istemez güzel kahramanlar ve/ya da kötü, çirkin kahramanlar yerine kendilerini yansıtıyor okurlarına, buda yapıtının iticiliğini simgeleyen bir durum olmaktan başka bir şey ifade etmiyor. Bugüne kadar süregelen bir klişedir; ‘'yazı yazabilmenin gücü bilgiye dayanmaktadır'', oysa ben bu durumu yalanlıyor ve kanaatimce hiçbir bilgiye sahip olmayan insanların dahi güzel yazılar yazabileceğine inanıyorum. Önemli olan okura kendini bilgilerinle cümle ve kelime kapkaçcılığı yaparak etkileme sanatı değildir (ki bu yazarlardan şimdiye dek hiç etkilenmedim) kelimeyi sade bir biçimdeyken ona güzel bir sos yapıp servise sunmaktır. Benim gözümde bilgi kelimenin sosu değil, sadece yemeğin yanında yenilen aparatif şeylerden ibarettir...           Birkaç gün önce bir roman daha bitirdim, yazarın ve kitabın hakkında bir şeyler söylemezsem içim içimi kemirir doğrusu, ki sebebi , öylesene çok etkilendiğim bir kitap ve yazar ! Ve belkide bu makaleyi yazmam için beni galyana getiren bu çok önemli zât yani Murat MENTEŞ. Genç yazarımız Murat MENTEŞ'in Türk Edebiyatından bir arsa satın aldığınıda söylemeden edemeyeceğim sevgili okur, yalnız Umur SAMAZ beylerle karıştırmayın sakın! Parasıyla değil sanatıyla satın almış olduğu bu arsayı. Bence bu arazi üzerinde olağanüstü yapıtlar oluşturup dünyanın sekizinci harikası olmaya hak kazanacak, UNESCO'nun dünya mirasındaki yapıtların yanına  adını yazdırabilecek deyim yerindeyse. Dublörün Dillemması'ndan bahsediyorum (dilemmanın sözcük anlamı ikilem) öylesine etkin öylesine sosluydu ki okumayıp yanında yatmanız mümkün(bir gece uyaya kalıp kitapla yattığımı itiraf etmeliyim). Türk roman türlerinin en ilginç kitabı olan, lezzetli sanat kıvılcımları saçan bu kitap için gençlerimizden bir isteğim var(bende gencim): Okumayı sevmiyor musunuz ? Okurken başka şeylere mi dalıyorsunuz? Okumanın yararı olmadığını mı düşünüyorsunuz? (daha etkileyicidir ) Dublorün Dilemması'nı okuyun . Yazıya, yazmaya, okumaya öylesine derinden bağlanıyorsunuz ki , okudukça ifade gücünüz artıyor ifade gücünüz arttıkça aşçı olup yeni soslar üretiyorsunuz... Fakat aşçılığınızı para kazanmak için yapıyorsanız sadece para kazanırsınız... Ve gelipte hiç bir makale yazarı sizi makalelerinde örnek göstermeyeceğini bilesiniz!...Reklamınız olmadığı gibi bu da sizin hazin sonunuz olabilir demektir...

          Araştırma bile gerektirmeyen , geçmiş dönemlerin az çok bilincinde olan  bir vatandaşımız Cumhuriyet sonrası Türk Edebiyatının ne denli ileride olduğunu görecektir.Yalnızca edebiyatın değil kültür seviyesininde.Kültürden kastım teknolojik gelişmişlik değil. Fakat günümüz hala Cumhuriyet Edebiyatı ve hâlen Cumhuriyet dönemi ama 2013'ün 1923'ten daha geride olduğunu ısrarla reddetmek Allah'ın bize verdiği aklı kullanmamakla bilmukabeledir. Matematiksel olarak açıklayacak olursam 23- 13'ten büyüktür, belli bir kurama sokarsak 2023'ü beklememiz gerekecek, devlet başkanımız boşuna 2023'diye tutturmuş olmasında iğne deliği arayabiliriz. Yalnız samanlıkta iğne de arayabiliriz!...

          Gençlerimizin yaşam pınarının üzerlerine set set barajlar yapılması , hırçınca akan bilinçli akarsuların gölet haline dönüştürülüp sessizce, ezilircesine durağan hale getirilmesi, bilinç sonsuzluğunun kısıtlanıp %2'lik enerjiye nakledilmesinden başka bir şeyle açıklanabilecek olmasa gerek.Tabiki çok daha hırçın akarsuların bu gibi barajlardan küçük çatlaklar bularak yoluna devam etmesini Murat MENTEŞ'lerle örnekliyorum, ve bunun için akarsularımıza su , barajlarımıza düşman olalım ki birçok gencimizin su seviyesinin yükselmesine olanak sağlayalım, yağmur sularıyla yükselen bir nehir örneğimiz olamaz asla! Dahada nesnelleştirecek olursak sevgili okur ; ‘'Zakkum ağacından üzüm bekleme/Kılıcını kında uzun bekletme'' İbn Hazm el-Kurtubi'nin sözüyle niteleyebiliriz. Matematiksel olarak 13'ler 23'ler 80'ler 90'lar 100'ler 1000'ler değişsede mantıken ve fiilen hiçbir şey değişmeyecektir bu gidişle.

          Ben, müzikleri hükümetlere , dansları da hükümetlerin kaleografisini hazırladığı zihniyetlere benzetirim. Bay Kitano'nun müthiş yorumunun gökkuşağındaki renklerin imkansızlığıyla donatıldığı kudret güce sahip olması, ekstra çetrefilli yorumlamalara ışık tutmasına olanak sağlamıştır kendimce...


‘'Bir kişiyi takip etmek istiyorsanız önünden gidin, asla takip edildiğini anlamayacaktır.''

 


   
2014-05-21
YORUM YAP
Yorumlarınız onaylandıktan sonra yayına verilecektir. Uygun görülmeyen yorumlarınız yayınlanmayacaktır. Yasal zorunluluk olarak yorum yapan ziyaretçilerimizin IP bilgileri kayıt altına alınacaktır. Teşekkürler...

  Bu yazıya ilk yorumu yapmak ister misiniz?



yazarın diğer yazıları
- İnsanlık Suçu 'Soma'