Bu sayfadaki içerik, Adobe Flash Player'ın daha yeni bir sürümünü gerektiriyor.

Adobe Flash player Edinin


GÜNDEM POLİTİKA DÜNYA EKONOMİ SPOR 10 Kasım 2015
Ahmet GÜRBÜZ
Ahmet GÜRBÜZ kimdir?

Email: [email protected]
  YAZARIN SAYFASI
Büyüyen Türkiye'nin paçalarına asılanlar...
Büyüyen Türkiye'nin paçalarına asılanlar kimlerdir?

Son bir kaç yıldır ve özellikle gezi hadisesi sonrası batıda
ve özellikle Abd, İngiltere, Almanya ve Fransa gibi batının önemli ülkelerinde Başbakan Erdoğan ve hükumetine karşı basında geniş bir karalama kampanyası başlatılmıştır. Hatta yapılanlar eleştiri sınırını aşmış hakaret boyutuna taşınmıştır. Peki bu öfke, bu kin ve düşmanlık nedendir?

Başbakan Erdoğan'ın hasımları sadece yurt dışında değil ülke içinde bir takım muhalefet partileri ve sivil toplum örgütleri, marjinal sol gruplar ve gülen hareketi aynı dili kullanarak her bir olayı vesile edip Başbakana saldırmayı ve onu siyasetin dışına itmeyi amaçlamaktadırlar.



CIA'nın 2040 Türkiye'nin önlenemez yükselişi öngörüsü
Acaba batının etkili ülkelerindeki medya ve bir takım karanlık uluslar arası şirketlerle ülke içindeki muhalif cepheyi bir araya getiren ortak hedefler ne ola ki?

Başbakan etrafında oluşmuş ülke içi muhalefetin ülke dışı muhalefetle ne gibi bir alışverişi yada ortak bağları mevcuttur?

Başbakanın hangi icraatları bu ortak bağları zedelemekte veya kimin menfaatları zarar görmektedir de başbakana bu denli kumpaslar, entrikalar kurulmakta ve karalama kampanyaları hız kesmeden devam etmektedir.

Peki nasıl oluyor da yıllardır bir birine hasım gibi görünen gruplar, sivil toplum kuruluşları, partiler, medya ve marjinal gruplar başbakan düşmanlığında bir araya gelebiliyorlar ve her kesim kendi taban diliyle başbakanı hedef tahtasına oturtup aynı maksatla fakat farklı dillerle aynı amaç için ortak mücadeleye girişebiliyorlar?

Birde bunu batının etkili ülkelerindeki belli merkezleri ve ellerindeki araçları aynı maksatla ve aynı dili kullanarak seferber ettiğini görünce, ortada garip, tuhaf yüzeyde görülmeyen lakin derinlerde, derin ilişkilerin ve bağlantıların olduğunu söylemek çokta ispatı gerektirmeyen bir durum olsa gerek.

Hele hele Başbakanın yerli üretime yönelmesi, ülke içi kaynakların verimli ve ülke için kullanma kararı,tarihe ve dine öykünmesi ve bunu sonucunda islam aleminde uyandırdığı etkiler, Asya ülkeleri ile geliştirmeye çalıştığı ilişkiler, Türkiye'nin Büyük Osmanlı Hinterlandında yer alan ülkeler ile sıcak ilişkiler kurması ve ortak projeler üretmesi birilerini epey rahatsız etmiş olmalı.

Hadi kendilerini dünyanın efendileri olarak gören batılı uluslar arası karanlık şirketleri ve onun sahipleri bu durumdan rahatsız, bunun menfaatlarının zedelenmesi ve istikballeri açısından tehlike zillerinin çalıyor olması onlar açısından anlaşılabilir bir durum lakin bizim içimizdekiler neden bu gelişmelerden rahatsız olsunlar ki?

Dünyayı perde arkasından yöneten bu sinsi Aileler ile bizim içimizdeki bu adamların ilişkileri ne olaki?

Dünyayı idare ettiklerini düşünen bu sinsi adamlar devletleri sermayeleri aracılığıyla kontrol ederken, ülkelerde bulunan sağ yada sol, dindar yada seküler farketmeksizin diğer gruplarla da şirketleri aracılığıyla derin bağlar kurdukları ve zamanı geldiğinde onları nasıl seferber ettikleri hemen herkesin malumu. 

Dünyada yaşanmakta olan ve kimine göre özgürlük savaşçıları, kimine göre cihadi gruplar, kimine göre ise gerillar, müslüman, hristyan, budist, farketmeksizin bu karanlık çevreler tarafından kullanılabilmektedir. Küresel anlamda finans hareketleri, savaşlar, barışlar, işgaller ve işgale bahane üreten yerli uşakların ülke içi eylemleri, Kurulu medya güçleri, uzantı şirketleri ile beğenmedikleri ve menfaatlarını zedeleyen siyasetçiler ve kurumlar bu araçları kullanarak saf dışı etmektedirler.

Dünyanın bir çok çatışma noktalarının üretilme şekline bakın ve sonrasında ki gelişmelerle yan yana koyun bu olayların arkasında kimin olduğunu görürüsünüz. Perde önünde sahnelenen oyunla halklar kandırılırken, perde gerisinde bu olayları kuranlar kendi kirli emllerini kurguladıkları bu oyunlar sayesinde gerçekleştirmektedirler. Oyunun içindeki bir çok figüran ise gerçekten ulvi maksatlarla, fedakarca çaba sarfetmekte ve inancının gereğini yerine getirmenin huzuruyla bu işleri yapmaktadır lakin çabalarının sonundaki hasadı ise perde gerisinde bu oyunu kuranların topladıklarından ise habersizdir. 
Bu oyun sonunda ülkeler harap olmakta, halklar bir birine düşman edilerek gelecekleri de esir alınarak kapanmayacak yaralar açılmakta, düşmanlıklar büyütülmekte, gençler savaş meydanlarında yada sokaklarda gelecekleri karartılarak ülkelerin genç nüfusları eritilmekte, dinler arası ve mezhep farklılıkları üzerinden oluşturulan çatışmalarda ülkeler parçalanmakta ve bu karanlık yapılara yem olmaktadırlar.
Bugün İslam coğrafyasında yaşananlar ve yakın gelecekte Afrika sathına yayılması planlanan bu kirli oyunların tek bir amacı vardır oda bu kirli küresel şirket sahibi kirli ellerin bu topraklar üzerindeki çıkar ve emelleridir.
Peki bütün bu tuzakları gören ve bozmaya yeltenecek kimseleri bekleyen akıbet nedir?


Türkiye ve Başbakanı bu küresel güçlerin sinsi planlarını uygulamlarının önünde bir engeldir. İslam ülkeleri üzerindeki hesapları alt üst olabilir, balkan ve hazar havzasında ki gelecek hesapları bozulabilir, Afrika üzerindeki hesapları tehlikeye düşebilir.

Türkiye kısa bir sürede yaptığı icraatları ile dünya mazlum insanları için bir umut olmuştur. Bu umut ışığı batılı güçlerin bu bölgelerdeki menfaatları açısından tehlikelidir ve bu tehlikeyi ortaya çıkartanlar bertaraf edilmelidir.
Hatta Tc. Başbakanı bu küresel haydutların kurduğu ve kontrollerindeki dünya devletleri tarafından işlettiği kurumlara itiraz etmiş dünya 5'ten büyüktür diyerek BM olan eleştirisini yapmıştır. Yahudi devletine ve onun cumhurbaşkanına ONE MINUTE demiş ve dünyadaki yahudi imajını sarsmıştır. Türkiye dünyanın ilk 10 ekonomisi olma yoluna girmiş ve güçlenen Türkiye hem bölgesinde hemde çevre ülkelerde yapıp etmeleri ile onlarında uyanmalarına vesile olarak itiraz etmelerinin önünü açmıştır. Bütün Müslüman ülkeler ortak bir payda etrafında toplanma becerisini gösterebilir ve yanlarına da diğer mazlum dünya milletlerini alabilirlerse o zaman ne olacaktır. İşte Türkiye son yıllarda bu korkuları üretmiş bir ülkedir ve Onun başında da halkın büyük desteğini almış Erdoğan bulunmaktadır.


İyi ama nasıl? Türkiye halkı Başbakana desteğini sürdürdüğü sürece nasıl bertaraf edilecektir.

Sandıkta yenemedikleri ve yenemiyeceklerini anlayan küresel güçler ellerindeki bütün güçleri ve yandaşlarını aktif hale getirmişlerdir.

Gezi hadisesi ve sonrasında yaşanan gelişmeler, 17 aralık darbe girişimi, okmeydanı hadiseleri sadece bu olayların bir parçasıdır.

Ya Erdoğan küresel güçlerin oyununu bozmaktan vazgeçecek yada bu oyunlar bu oyuncaklarla birlikte sahaya sürülerek oynanmaya devam edecektir.

Ya Türkiye Tarihe bir özne olarak çıkma imkanını elde ettiği bu günlerin kıymetini bilip yeni bir Osmanlı kudreti ile var olacak yada bu küresel güçlerin maşalarına teslim olup 80 yıldır payanda ülke olmaya, parya ülke olamaya devam edeceğiz.
Oyunun büyüklüğünün farkına varabilenler üzümün sapı ve çekirdeği demeden mazlum milletlerin elinden tutabilecek güce (bil kuvve) sahip Türkiye ve hükümetine yardımcı olmaya devam edecek yada 200 yıldır devam eden bu sömürü düzeninin biraz daha ömrü uzayacaktır.
Duruşumuz, tavrımız, düşüncemiz, inancımız ne olursa olsun oynanan bu oyunun farkında olmak ve 200 yıldır ezilen mazlum milletlerin umudu olmaya devam etmek hem tarihin hemde inancımızın bize yüklediği sorumluluklardır. Bu sorumluluklarımızın doğrultusunda ayakları yara basan hareket kabiliyetleri geliştirmek zorundayız. Oyunu fark edemeyenler oyunu kuranların oyuncağı olmaktan kendilerini kurtaramazlar ve ayakları yere basan hareketlerde vücuda getiremezler. İnancınız, düşünceniz ne olursa olsun fark etmez...



   
2014-05-25
YORUM YAP
Yorumlarınız onaylandıktan sonra yayına verilecektir. Uygun görülmeyen yorumlarınız yayınlanmayacaktır. Yasal zorunluluk olarak yorum yapan ziyaretçilerimizin IP bilgileri kayıt altına alınacaktır. Teşekkürler...

  Bu yazıya ilk yorumu yapmak ister misiniz?



yazarın diğer yazıları