Bu sayfadaki içerik, Adobe Flash Player'ın daha yeni bir sürümünü gerektiriyor.

Adobe Flash player Edinin


GÜNDEM POLİTİKA DÜNYA EKONOMİ SPOR 06 Temmuz 2014
Kerim BAYDAK
Kerim BAYDAK kimdir?
Kerim BAYDAK 01.01.1961 ADIYAMAN doğumlu. Anadolu Üniversitesi İşletme Fakultesi İşletme Bölümü’nden mezun oldu. Adıyaman’da Yenigün gazetesi ve akabinde, Güne Bakış, şu anda da Adıyaman da Yeniyol adlı gazetede günlük olmak üzere çeşitli internet sitelerinde köşe yazıları yazmakta ve şiirleri yayınlanmaktadır. Kerim BAYDAK’ın yayınlanmış eserleri: 1 - OTUZA KADAR – Roman - 2004 - Avcı Ofset ve Matbaacılık 2 - ENTERESAN KÖYÜN ENTERESAN HİKÂYELERİ – Hikâye - 2006 - Gündüz Yayınları (Sabit İNCE ödülleri 2008 Hikâye dalında 1. Mansiyon ) 3 - AĞLAMA GÜLÜM – Şiir - 2007 - Gündüz yayınları 4 - ACIYIN BANA - Şiir – 2011 - Enzim Ajans 5 - ASLAN HÜSAYİN – Biyografi – 2012 - İz Ajans Yayıncılık 6 – Gecenin İçinden Güneşin Doğuşu ( Nemrut Dağı)-Şiir- 2012- Adıyaman Belediyesi Kültür Yayınları
Email: [email protected]
  YAZARIN SAYFASI
''Adam Gibi Adam'' Var mı?
Yaptığınıza ve söylediğinize dikkat edin!

Hani 'adam gibi adam' derler ya!

İşte öyle, gerçekten kime/kimlere 'adam gibi adam' diyeceğini bilemez olduk.

Tam da tüm cesaretini toplayıp, birine/birilerine ' adam gibi adam' demek istiyorsun; ama bir bakıyorsun hayvanlardan da en aşağı mertebelere inmiş görüyorsun.

İşi, mevkii, makamı, işgal ettiği yer, öğrenimi, eğitimi, ne olursa olsun, birçok kimse sahip olduklarının hakkını vermiyor/veremiyor.

İnsanın belli bir zamana kadar edindiği birçok değeri boşu boşuna heba olup gidiyor. Tam birilerine güvenmek istiyorsunuz, ileride tekrar bir şeyler kazanabilmek adına...

Bir bakıyorsun söylenilenler, yapılanlar, içi-dışı, özü-sözü bir olmayınca; içinde beslediğin birçok şeye lânetler okuyor, ' bir daha mı asla!..' diyerek kendi kendine hayıflanıyorsun. 'Hani kurunun içinde yaş da yanar' denir ya! Gerçekten de bazılarının dengesizliği ve tutarsızlıkları yüzünden, topyekûn bazı söylem ve davranışları düşman olmaktan kurtulamıyorsun. Belki istediğin bu/bunlar değil, ama öyle bir dönemece giriyorsun ki, karşılaştıkların karşısında afallayıp kalıyor, ne yapacağın, nasıl karar vereceğini bilemiyor, hesabını yapamıyorsun. Demek ki bir insana 'adam gibi adam' demeden önce, ince eleyip, sık dokumalısın. Öyle boya, posa, endama, karizmaya, vizyona, misyona bakmayla olmuyor beyler, bu işler... Hele inanç, iman ve akaidinde de sorunlar varsa, mevcut haller daha da bir farklılık kazanıyor.

Zor anında arkanda, yanında olduğunu/olacağını düşündüğünüz insanlar bir de bakıyorsunuz ki, araya sıradağlar koymuşlar, aşılması zor engeller sıralamışlar. hasbelkader yerE düşecek olsan, bir tekme de onlar, bir tokat da onlar atıp geçip giderler. Hâlbuki ki insanlık, insanî değerler bunları gerektirmiyor. Hak, hukuk, adalet, vicdan, merhamet bunları gerektirmiyor. Her kim/kimler, ne olursa olsun, herkesin kendine göre bildikleri, anladıkları, söyledikleri ve yaptıkları vardır şüphesiz. Önemli olan bunlara temkinli yaklaşmak, saygıyla yaklaşmak, karşı tarafın da haklı olacağını/olabileceğini kabullenmektir. Her insanın yaptığı işte, söylediği sözler de muhakkak bir haklılık payı vardır. Önemli olan bunları doğal mecrası içerisinde değerlendirmektir. Olağan mecrasında değerlendirilmeyen her söz ve fikir, kimi zaman başa olmadık işler içer, olmadık sonuçlar doğurur. Sonra telâfisi çok güç durumlar ortaya çıkma ihtimaline karşılık, yapılan her işte dikkatli olmak, fırıldaklık yaparak, fırıldak gibi olmamak, dönmemek gerekir.

'Kimsenin ahı kimseye kalmaz.' Bunu böyle bilmek ve böyle değerlendirip hareket etmek gerekir. Nice insanlar gömüşüzdür, öyle şeyler yapmışlardır ki düzeltmek adına çok çaba harcamışlar, ama nafile!  Olan olmuştur artık. Ne yaparsan, ne edersen et, artık asla eskisi gibi olamaz/olmamıştır. Belki kendini masum ve haklı gösterecek bir takım çabaların içerisine girebilirsin, insanlara kendini haklı gösterebilirsin, kabul ettirebilirsin, tabiri caizse kandırabilirsin; ama ya Allah' a (cc) karşı?..

Peki, onu da kandırabilecek misin? (Haşa)

Unutmayın ki; Miskal-i zerre kadar hayır yapanın mükâfatını alacağı, miskal-i zerre kadar haksızlık yapanın da cezasını çekeceğine tam olan inancımız gereği, varsın herkes istediğini yapsın ve söylesin.

Bu işin öbür tarafı da var elbet!

Bence söylediklerinize ve yaptıklarınıza dikkat edin!

Bizden söylemesi!.

Biz uyarıcı görevimizi yapalım da...

Elbette takdir sizin!



   
2014-05-27
YORUM YAP
Yorumlarınız onaylandıktan sonra yayına verilecektir. Uygun görülmeyen yorumlarınız yayınlanmayacaktır. Yasal zorunluluk olarak yorum yapan ziyaretçilerimizin IP bilgileri kayıt altına alınacaktır. Teşekkürler...

  Bu yazıya ilk yorumu yapmak ister misiniz?



yazarın diğer yazıları