Bu sayfadaki içerik, Adobe Flash Player'ın daha yeni bir sürümünü gerektiriyor.

Adobe Flash player Edinin


GÜNDEM POLİTİKA DÜNYA EKONOMİ SPOR 06 Temmuz 2014
Kerim BAYDAK
Kerim BAYDAK kimdir?
Kerim BAYDAK 01.01.1961 ADIYAMAN doğumlu. Anadolu Üniversitesi İşletme Fakultesi İşletme Bölümü’nden mezun oldu. Adıyaman’da Yenigün gazetesi ve akabinde, Güne Bakış, şu anda da Adıyaman da Yeniyol adlı gazetede günlük olmak üzere çeşitli internet sitelerinde köşe yazıları yazmakta ve şiirleri yayınlanmaktadır. Kerim BAYDAK’ın yayınlanmış eserleri: 1 - OTUZA KADAR – Roman - 2004 - Avcı Ofset ve Matbaacılık 2 - ENTERESAN KÖYÜN ENTERESAN HİKÂYELERİ – Hikâye - 2006 - Gündüz Yayınları (Sabit İNCE ödülleri 2008 Hikâye dalında 1. Mansiyon ) 3 - AĞLAMA GÜLÜM – Şiir - 2007 - Gündüz yayınları 4 - ACIYIN BANA - Şiir – 2011 - Enzim Ajans 5 - ASLAN HÜSAYİN – Biyografi – 2012 - İz Ajans Yayıncılık 6 – Gecenin İçinden Güneşin Doğuşu ( Nemrut Dağı)-Şiir- 2012- Adıyaman Belediyesi Kültür Yayınları
Email: [email protected]
  YAZARIN SAYFASI
Ahde Vefa ve Merhamet...
''Ahde Vefa ve Merhamet''e Ne Kadar Sahibiz?

Ahde vefanın çok eskilerde kaldığını düşündüğümüz bir dönem yaşıyoruz. Hani insanlar kendi aralarında konuşurlar ya! 'Artık Vefa İstanbul'da bir semt adıdır' diye.

Galiba günümüzde en çok ihtiyacımız olan şey, ahde vefa ve özellikle vicdan ve merhamet duygularıdır. İslam tarihinde öyle güzel kıssadan hisseler bize aktarılır ve bizlere yol gösterici olurlar ki, zaman geçtikçe bizler için hep yol gösterici olmuşlardır.

Bu hikâyeler, hem kendimizin hem de karşımızdakinin mutlu olması, vicdanen müsterih olmalarına yetiyor da artıyor bile.

İşte o kıssadan hisselerden olan bir hikâyeyi sizlerle paylaşmak istiyorum.

'Hz. Ömer arkadaşlarıyla sohbet ederken, huzura üç genç girerler.

Derler ki:

- Ey halife, bu aramızdaki arkadaş bizim babamızı öldürdü. Ne gerekiyorsa lütfen yerine getirin.

Bu söz üzerine Hz.Ömer suçlanan gence dönerek:

- Söyledikleri doğu mu? diye sorar.

Suçlanan genç der ki:

- Evet doğru.

Bu söz üzerine Hz Ömer anlat bakalım, nasıl oldu? diye sorar:

Genç anlatmaya başlar:

- Ben bulunduğum kasabada hali vakti yerinde olan bir insanım, ailemle beraber gezmeye çıktık, kader bizi arkadaşların bulunduğu yere getirdi. Affedersiniz hayvanlarımın arasında bir güzel atım var ki gören bir defa daha bakıyor. Hayvana ne yaptıysam bu arkadaşların bahçesinden meyve koparmasına engel olamadım; arkadaşların babası içerden hışımla çıktı atıma bir taş attı, atım oracıkta öldü. Nefsime bu durum ağır geldi, bende bir taş attım, babası öldü. Kaçmak istedim fakat arkadaşlar beni yakaladı, durum bundan ibaret.
Bu söz üzerine Hz Ömer:


- Söyleyecek bir şey yok, bu suçun cezası idam. Madem suçunu da kabul ettin, dedi.

Delikanlı söz alarak:

- Efendim bir özrüm var, diyerek konuşmaya başladı.

- Ben memleketinde zengin bir insanım, babam rahmetli olmadan bana epey bir altın bıraktı. Gelirken kardeşim küçük olduğu için saklamak zorunda kaldım. Şimdi siz bu cezayı infaz ederseniz yetimin hakkını zayi ettiğiniz için Allah indinde sorumlu olursunuz. Bana üç gün izin verirseniz ben emaneti kardeşime teslim eder gelirim. Bu üç gün için de yerime birini bulurum, der.

Hz. Ömer dayanamaz der ki:

- Bu topluluğa yabancı birisin, senin yerine kim kalır ki?!

Sözün burasında genç adam ortama bir göz atar, der ki:

- Bu zat benim yerime kalır.

O zat Hz. Peygamber Efendimizin en iyi arkadaşlarından, Amr İbni As'dan başkası değildir.

Hz.Ömer Amr'a dönerek:

- Ey Amr, delikanlıyı duydun, der.

O yüce sahabi:

- Evet, ben kefilim' der ve genç adam serbest bırakılır.

Üçüncü günün sonunda vakit dolmak üzere ama gençten bir haber yoktur.

Medine'nin ileri gelenleri Hz. Ömer'e çıkarak gencin gelmeyeceği, dolayısıyla Amr İbni As'a verilecek idam yerine maktulün diyetini vermeyi teklif ederler. Fakat gençler razı olmaz ve babamızın kanı yerde kalsın istemiyoruz derler.

Hz. Ömer kendinden beklenen cevabı verir der ki:

- Bu kefil babam olsa fark etmez, cezayı infaz ederim.

Amr İbni As ise tam bir teslimiyet içerisinde der ki:

- Biz de sözümün arkasındayız.

Bu arada kalabalıkta bir dalgalanma olur ve insanların arasından genç görünür. Hz. Ömer gence dönerek der ki:

- Evladım gelmeme gibi önemli bir seçeneğin vardı neden geldin?

Genç vakurla başını kaldırır ve (günümüz insanı için pek de önemli olmayan):

- AHDE VEFASIZLIK ETTİ, demeyesiniz diye geldim der.

Hz.Ömer başını bu defa çevirir ve Amr İbni As'a der ki:

- Ey Amr, sen bu delikanlıyı tanımıyorsun nasıl oldu onun yerine kefil oldun.

Amr İbni As, vakurla kanımızı donduracak bir cevap verir:

- Bu kadar insanın içerisinden beni seçti. İNSANLIK ÖLDÜ, dedirtmemek için kabul ettim, der.

Sıra gençlere gelir, derler ki:

- Biz bu davadan vazgeçiyoruz.

Bu sözün üzerine Hz Ömer:

- Ne oldu, biraz evvel babamızın kanı yerde kalmasın diyordunuz, ne oldu da vazgeçiyorsunuz? der.

Gençlerin cevabı da dehşetlidir:

- MERHAMETLİ İNSAN KALMADI, demeyesiniz diye.'

Bence üzerinde etraflıca ve derinlemesine bir düşünün bakalım. Anlamadıysanız bir daha okuyun.



   
2014-05-28
YORUM YAP
Yorumlarınız onaylandıktan sonra yayına verilecektir. Uygun görülmeyen yorumlarınız yayınlanmayacaktır. Yasal zorunluluk olarak yorum yapan ziyaretçilerimizin IP bilgileri kayıt altına alınacaktır. Teşekkürler...

  Bu yazıya ilk yorumu yapmak ister misiniz?



yazarın diğer yazıları