Bu sayfadaki içerik, Adobe Flash Player'ın daha yeni bir sürümünü gerektiriyor.

Adobe Flash player Edinin


GÜNDEM POLİTİKA DÜNYA EKONOMİ SPOR 06 Temmuz 2014
Kazım ÖZTÜRK
Kazım ÖZTÜRK kimdir?
ÖZGEÇMİŞ 1949 yılında Konya’da doğdu. İlkokul ve İmam hatip lisesini Konya’da bitirdi. İzmir Yüksek İslam Enstitüsü’nden mezun oldu. Yurdun çeşitli yerlerinde ve Yurt dışında; eğitimcilik ve yöneticilik yaptı. Çeşitli Dernek ve Vakıflarda; Kurucu Başkanlık, Başkan Yardımcılığı, Basın Danışmanlığı, Dergilerde: Genel yayın Yönetmenliği görevleri ifa etti. ÜYESİ OLDUĞU KURULUŞLAR: 1. İlesam 2. Türkiye Yazarlar Birliği YAYINLANMIŞ MAKALELERİ: 1. Yeni İpek yolu dergisi (Konya Ticaret Odası yayını) 2. KONYA KİTABI VI (Yeni ipek yolu Özel Sayı) 3. KONYA KİTABI vıı ( “ “ “ “ “ ) 4. RİBAT DERGİSİ 5. KONYA ANSİKLOPEDİSİ 2. Cilt, “çocuk oyunları” maddesi. 6. www.hicrandergisi.com 7. www.dogruses.com 8. www.kazimozturk.com YAYINLANMIŞ ŞİİRLERİ 1. www.antoloji.com/kazim_ozturk RADYO VE TELEVİZYON PROGRAMLARI 1. Kanal 42 2. Kon TV 3. İsra FM 4. Radyo EN 5. Sun TV 6. Konya TV KÖŞE YAZARLIĞI YAPTIĞI GAZETELER: 1. Konya postası 2. Türkiye’de yarın 3. Yeni meram 4. Merhaba 5. Hâkimiyet 6. Yeni Konya (Halen Yazarlığı Devam ediyor) YAYINLANMIŞ ESERLERİ: 1. Çocuklarımıza Pratik Dini Bilgiler 2. Konya’da Dini Hayat 3. Mevlana’nın Tefekkür Dünyası 4. İsrail İhaneti ve Gazze 5. Şems-i Tebrizi’nin Evrensel Mesajları 6. Hz. Mevlana’nın Evrensel Mesajları 7. İbni Arabi’nin Evrensel Mesajları 8. Hz.Mevlana’da İlahi Aşk 9. Hz. Mevlana’nın Yedi Sırrı 10. Sadreddin Konevi’nin Evrensel Mesajları 11. Larende’de açan Gül SULTAN VELED’İN EVRENSEL MESAJLARI ALDIĞI ÖDÜLLER 1. Takdir Belgesi (Konya Valiliği) 2. Takdir Belgesi ( Meram Kaymakamlığı) 3. Teşekkür Belgesi (Konya İl Milli Eğitim Müdürlüğü) 4. Teşekkür belgesi (Konya Büyükşehir Belediye Başkanlığı) 5. Teşekkür belgesi ( Mevlana İlköğretim okulu Müdürlüğü) 6. Teşekkür belgesi ( Meram Belediye Başkanlığı) 7. Teşekkür belgesi (Karatay Belediye Başkanlığı) 8. Teşekkür Belgesi (Selçuklu Belediye Başkanlığı) www.kazimozturk.com www.antoloji.com/kazim_ozturk e-mail: 1. [email protected] 2. [email protected] GSM: 05358931158 KAZIM ÖZTÜRK EĞİTİMCİ/YAZAR
Email: [email protected]
  YAZARIN SAYFASI
İstanbul Niçin Fethedildi?
Feth-i Mübîn, hem dünya ölçeğinde hem de yaşadığımız coğrafyada etkileri halen devam etmekte olan büyük bir hâdisedir.

15. yüzyılın ortalarında kimi iç ve dış nedenlerin varlığı Fatih Sultan Mehmed'i Konstantiniye'yi bir an evvel fethedip, imparatorluğun gücünü pekiştirmeye sevk etmiştir. Nitekim Bizanslılar, Timur'dan sonraki dönemde Osmanlı şehzadeleri arasındaki taht yarışı ve haçlı tehdidi sebebiyle ayakta kalmayı başarabilmişlerdi. Fethi takip eden yıllarda Fatih Sultan Mehmed'in öncelikli meselesi, savaşlarla Anadolu ve Rumeli'deki merkezi otoriteyi güçlendirmek olmuştur.

Sultan II. Mehmed'in bu şehri Osmanlı Devleti'nin payitahtı yapması, İstanbul'un fethinin dünya tarihindeki konumunu da belirlemiştir. Avusturyalı tarihçi Paul Wiltek'in şu tespitleri çok önemlidir: 'Barbar göçebeler olmaktan çok uzak bulunan galipler, İslâm dünyasında kemalini bulan yüksek medeniyete tamamıyla sahiptiler ve şimdi bunun için yeni bir merkez yarattılar. Bu yeniden ihyâ edilen şehirle, Türklerin bu muhteşem İstanbul'u ile zihinlerimizde bir defa daha beş yüzyıl önce mukadderatı tâyin eden hâdiseye dönelim ve bunu tarihin bir nirengisi olarak görelim; çok zaman önce ölmüş olan Şarkî Roma'nın sonu olarak değil, fakat daha ziyâde, asırlarca devam edecek olan bir imparatorluğun doğuşu olarak bu hâdise Asya'nın ve Avrupa'nın mukadderâtına şekil verdi.'

Fetihle birlikte Türk Cihan Devleti olma yolunda Osmanlı coğrafyasında bir Rönesans gerçekleşmiş, her alanda olduğu gibi ilim, kültür ve sanatta da fevkalâde gelişmelere imza atılmıştır.

İstanbul'un fethi sıradan bir fetih değildi. Orası her şeyden önce Hristiyan dünyasının merkeziydi. İstabul neden fethedildi?

İstanbul'a hakim olan Bizans,  Osmanlı'nın toprak bütünlüğünü bozuyordu.

Bizans İmparatorluğu, Anadolu beyliklerini kışkırtıyor ve Osmanlı yönetimine karşı ayaklanan şehzadeleri destekliyordu.

Bizans, Hristiyan dünyasını kışkırtarak Haçlı Seferlerine neden oluyordu.

 İstanbul, kara ve deniz ticareti bakımından önemli bir coğrafi konuma sahipti.

  Hz. Peygamber'in, Müslüman komutanları İstanbul'un fethi için teşvik etmesi etkili olmuştur.

 Osmanlı Devleti'nin Asya ile Avrupa toprakları birleşmiş, böylece toprak bütünlüğü sağlanmıştır.

Karadeniz ile Akdeniz arasındaki suyolları Osmanlı Devleti'nin eline geçmiştir. İstanbul'un fethinden sonra Kuzey ve Doğu Avrupa'dan gelen ticaret yolları bütünüyle Türklerin denetimine girmiştir.

Boğazların savunulması kolaylaşmış ve Osmanlı Devleti tabii başkentine kavuşmuştur. Roma İmparatorluğu'nun son kalıntısının ortadan kalkması ile Türk sultanları büyük bir itibar ve saygıya ulaşmıştır.

 Osmanlı Devleti merkeziyetçi, mutlak bir imparatorluk haline gelmiş ve devlet Yükselme Devri'ne girmiştir.

  Karadeniz, Akdeniz ve Ege ticaretinin Türklerin eline geçmesi, Avrupa devletlerini Coğrafi Keşiflere yöneltmiştir.

 Bizans İmparatorluğu yıkılmış, ticari çıkarları elden giden Venediklilerle Osmanlıların arası bozulmuştur.

 İstanbul'un fethi surların yıkılabileceğini göstermiştir. Bu durum Avrupa'da feodalitenin yıkılmasına ve merkeziyetçi devletlerin kurulmasına ortam hazırlamıştır.

 İstanbul'un fethi Ortaçağ'ın sonu, Yeniçağ'ın başlangıcı kabul edilmiştir.

 İstanbul'dan İtalya'ya giden Bizanslı bilginler burada Rönesans hareketlerinin başlamasına katkıda bulunmuştur.

Türkler İstanbul'u fethettikten sonra halka din ve vicdan hürriyeti tanımışlar ve Ortodoks Kilisesi'ni koruma altına almışlardır. Böylece; Hristiyan dünyasının birleşmesinin engellenmesi, Katolik Kilisesi'ne karşı güç oluşturulması ve halka hoşgörülü davranıldığının kanıtlanması amaçlanmıştır.

Fatih'in manevî ve edebî şahsiyetinin şekillenmesinde babası II. Murad'ın etkisi olmuştur. İyi bir şair, mutasavvıf ve ilim dostu olan babası II. Murad, Emir Sultan, Hacı Bayram-ı Velî gibi gönül sultanlarının ikliminde yetişmiştir. Saltanatı döneminde şehzâdelerin donanımlı bir şekilde yetişmesi yolunda disiplinli ve sistemli yapıyı da Sultan II. Murad kurmuştur.

Böyle disiplinli bir ortamda Fatih Sultan Mehmed şehzâdelik yıllarında Molla Güranî, Molla Hüsrev, Hocazâde ve Molla Alaüddin-i Tûsî gibi âlimlerin rahle-i tedrisinden geçmiş, hükümdarlığı döneminde de tasavvufî bir yaşamı benimseyerek Akşemseddin'den istifade etmiştir. Bu dönemde isimleri zikredilen âlimlerin arasında Hızır Bey Çelebi, Ali Kuşçu, Sinan Paşa, Molla Lütfî gibi isimler de vardır.

Tasavvufî terbiyesini 'Avnî' mahlasıyla kaleme aldığı şiirlerine yansıtarak mecâzî düşünceyi, estetik birikimi, kültürü en ihtişamlı haliyle ortaya koymuştur. Bizans tarihçilerinden Krititovulos Fatih'in, Arapça ve Farsça'dan başka İbranice, Keldanice, Yunanca, İslavca ve Lâtince bildiğini yazmaktadır.


   
2014-05-29
YORUM YAP
Yorumlarınız onaylandıktan sonra yayına verilecektir. Uygun görülmeyen yorumlarınız yayınlanmayacaktır. Yasal zorunluluk olarak yorum yapan ziyaretçilerimizin IP bilgileri kayıt altına alınacaktır. Teşekkürler...

  Bu yazıya ilk yorumu yapmak ister misiniz?



yazarın diğer yazıları