Bu sayfadaki içerik, Adobe Flash Player'ın daha yeni bir sürümünü gerektiriyor.

Adobe Flash player Edinin


GÜNDEM POLİTİKA DÜNYA EKONOMİ SPOR 06 Temmuz 2014
  YAZARIN SAYFASI
Satranç Tahtası
     Satranç oyunu bir savaş oyunudur. Zaten oyunda kullanılan taşlara bakınca bunu kolayca anlayabirsiniz. Şah, vezir, kale, fil, at ve piyonlardan her biri savaş figürüdürler. Amaç karşı tarafın şahını mat etmektir.  
   
     Avrupa ve Asyada çok oynanan satranç, özellikle savaş cephelerinin vazgeçilmezi olmuştur. Komutan veya krallara savaş stratejilerini belirleme konusunda fikir verdiği bile söylenir. Ayrıca zeka gelişimine katkı sağladığı dahi iddia edilir. Peki satranç oyunu kime karşı oynanır?


     Soruyu şu şekilde de sorabiliriz, satrançta mat etmek istediğiniz rakip kimdir? Eğer rakibiniz karşınızda oturan arkadaşınız ise problem yoktur. Oyundan sonra bir çay ısmarlarsınız olur biter. Rakibiniz ülkenizi tehdit eden bir düşman ülke ise yine problem yok. Çünkü oyunun kuralları dahilinde hamle yapar üstünlük kurmaya çalışırsınız. Ama rakip kendi ülke vatandaşlarınız ise işte problem burada başlar.

     Hangi yönetici vatandaşını mat etmek ister, diye insan merak ediyor. Biz farzı muhal diyerek, böyle bir yöneticinin olduğunu varsayalım ve satraç oyunudan elde edilecek galibiyeti beraber sorgulayalım. Bu durumda, iki taraftan yalnız birinin şahı, veziri, filleri, atları ve piyonları vardır. Rakip kabul edilen karşı tarafın ise taşları şeffaftır ve de etkisizdirler. Aynı zamanda hareket kabiliyetleri sınırlıdır. Yani bağımsız hareket edemezler. Böyle olunca anladığınız üzere oyunu tek kişi oynar: Yönetici...

     Yönetici, rakip gördüğü tarafın taşlarını istediği gibi oynamaya başlar. Kimini sağa, kimini sola yürütür ve kimini de yemeyi tercih eder. Hem böyle olunca kaybetme rizki görmez. Bundan sonra oyuna yeni kurallar ekler ve istediği gibi hamle yapar. Artık rakip tarafın taşlarına daha bir iştahla saldırır. Bir zaman sonra rakip taşlarını siyah, kendi taşlarını beyaz görmeye başlar. Üstelik etrafında alkış tutan taraftarları da buna inandırır. Artık oyunun galibi bellidir. Adım adım zafere ilerler. Ve biraz sonra taraftarlarının yoğun alkış sesleri ortalığı inletir. Rakip mat olmuştur. Yok yanlış söyledim, rakipleri mat olmuştur. Yönetici keyifle taraftarlarını selamlar ve zafer kazanmış komutan gibi mağrur davranır.

     Şimdi farzettiğimiz oyunu bir kenara bırakalım ve düşünelim; yönetici gerçekten kazanmış mıdır? Cevabı söylemek o kadar kolay değil. Belki herkesin kafasında ayrı cevap olabilir ama ben düşündüklerimi ifade etmek itiyorum. Bana göre bu tarihi oyunun kural ve kazanımları kaybolduğu için öncelikle oyuna saygısızlık edilmiş ve kural hatası yapılmıştır bu bir...

     İkinci olarak yönetici, yönettiği kalabalıkları rakip olarak kabul ettiği için yönetme vasfını kaybetmiştir. Çünkü yönetim bilinci mesuliyet esasına dayanır. Ne kadar mesuliyet hissediyorsan o kadar yöneticisin. Tebasını benimsemek yerine rakip yapmak ötekileştirmedir. Ötekileştirme dahilde olursa tehlikelidir. Öteki-beriki derken kutup maceraları başlar ve kuzey rüzgarları herkesi kavurur. Bunu da herhalde kimse istemez.

     Üçüncü olarak, saranç tahtası olarak görülen zemine haksızlık yapılmış olur. O zeminde boy veren yiğitlere, o yiğitlerin çocuklarına ve o çocukların geleceğine... Zaten kimsenin böyle bir lüksü olmamalıdır! Kanla yoğrulmuş bir coğrafyanın asil evlatları asla piyon değildir ve de olmamalıdır. Demek ki satranç oynarken bile insan haddini bilmeli ve sorumluluk sınırlarını ihlal etmemelidir.

@kimyaci64 



   
2014-05-31
YORUM YAP
Yorumlarınız onaylandıktan sonra yayına verilecektir. Uygun görülmeyen yorumlarınız yayınlanmayacaktır. Yasal zorunluluk olarak yorum yapan ziyaretçilerimizin IP bilgileri kayıt altına alınacaktır. Teşekkürler...

  Bu yazıya ilk yorumu yapmak ister misiniz?



yazarın diğer yazıları