Bu sayfadaki içerik, Adobe Flash Player'ın daha yeni bir sürümünü gerektiriyor.

Adobe Flash player Edinin


GÜNDEM POLİTİKA DÜNYA EKONOMİ SPOR 25 Kasım 2013
Ali SOYLU
Ali SOYLU kimdir?
Ali Soylu Elazığ’ın Baskil ilçesinde doğdu. Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nden mezun oldu. Pennsylvania'nın Philadelphia şehrindeki Drexel Üniversitesi’nde master, Temple Üniversitesi’nde doktora yaptı. Ali Soylu Oklahoma'da Cameron Üniversitesi'nde öğretim üyesi olarak yönetim ve organizasyon dersleri vermektedir. Zaman, TodaysZaman ve Yeni Şafak'ta da yazan Dr. Ali Soylu 2014'de Ankara'da ipek Üniversitesi'nde çalişmaya devam edecektir.
Email: [email protected]
  YAZARIN SAYFASI
Savaş sonrası bunalım ve garnizon kültürü
Dünyanın her yerinde askeri sistemler, sivillerle ilişkileri, devlet yapısı içindeki durumları birbirine benzer. Ellerindeki silah ve yetkileri doğal olarak onları sivillerden farklı ve hatta üstün oldukları duygusunu vermiştir. İnsanlığın sergüjesti hayatına baktığımızda toplumların yönetilmelerinde asker hep dominant bir figür olarak karşımıza çıkar.

Bu durum günümüz modern toplumlarında azalarak devam etmekte. ABD 1,4 milyon askeriyle ve kullandığı yüksek teknolojiyle dünyanın en güçlü ordusuna sahip. Bu ordunun büyük bir kısmı ülke dışında yedi kıtaya yayılmış, denizde ve karada dünyanın jandarmalığını yapıyor. 2011 ve 2012'de Irak'tan binlerce askerinin dönüşünü kutlarken, Amerikalılar'ın çoğu, dönen askerlerin içinde bulundukları halet-i ruhiyelerini, yaşadıklarını anlamıyorlardı.

Askerler ve sivil yakınları tamamen ayrı iki dünyanın insanları gibi ayrı karakteristik özellikler gösteriyorlar. Bu durum da savaş sonrası ülkelerine ve ailelerine dönen askerlerde bunalımlara sebebiyet veriyor. Ülkesine döndükten sonra Irak'ta olduğu gibi kendimizi burada da yabancı hissediyoruz, Amerika'daki günlük hayata baktığımızda savaşan bir millet olduğumuzu söylemek mümkün değil. Gitmeden önce Irak'takı savaşın nasıl bir şey olduğu hakkında hiç bir fikrimiz yoktu diyor Amerikalı askerler. Yurt dışı görevden dönen askerlere göre aileleri dahil Amerikalılar'ın çoğu askerleri anlamıyor ya da anlamak istemiyorlar.

Böylece askerlele siviller arasındaki uçurum daha da büyüyor. Son on yıldır yürütülen okyanus ötesi savaşlar sivil vatandaşlar ile askerleri birbirinden ayırmıştır. Amerikalılar'ın çoğu askerlik yapmamış, askerlikle bağlantılarını koparmış durumdalar. Çoğu ailelerde birkaç nesildir asker çıkmamış, çocuklarını da askere teşvik etmeleri olası değildir. ABD halkı tarihin hiç bir döneminde kendisini korumak için maaş ödediği insanlardan bu denli izole edilmemis, bu kadar ayrı olmamıştı.

Her gün, ABD askerleri yedi kıtada savaşmak üzere beklerken, Amerika pek çok açıdan zorluklarla karşı karşıyadır. 16 trilyon dolarla dünyanın en borçlu ülkesi olan ABD, ekonomik, politik, sosyal ve sağlık sorunları ile uğraşıyor. Son 20 yıldır dünyanın tek süper gücü olan ve dünyanın en büyük askeri imparatorluğunu inşa eden bu ülkede her doğan çocuk ortalama 53 bin dolar borç ile doğuyor. Ekonomik olarak sivillerden daha iyi durumda olan askerler, büyüyen ve muhtemelen daha uzun bir süre kalıcı olacak bu askeri kast içinde, giderek ABD toplumdan kopuk, toplumun içinden gelmeyen ve toplumu temsil etmeyen bir hal almaya başladılar. Irak'tan dönen 45 bin ABD askerinin Kuzey Carolina, 82. Hava üssüne ve Texas'taki Killeen Fort Hood ve El Paso Fort Bliss üslerine yerleştirilerek toplumdan izolayonları daha da belirginleşip hızlandırıldı.

Askerlerin çoğunlukta olduğu kasaba ve şehirlerde ya da üslerdeki yaşam askerleri sivillerden uzak, ayrı bir dünyada yaşamaya zorladığı için asker sivil ilişkileri daha da sınırlanmış oluyor. Pentagon Genel Sekreteri Biz askeri üslere askerimizi kapattıkça, sivillere kapalı üslere konsantre oldukça daha da gözlerden uzak kalıyoruz, bu da siviller ile askerler arasında yabancılaşmaya sebep oluyor ve ben bunun olumlu olduğunu düşünmüyorum diyor.

Onların hizmeti için askere teşekkür Amerika'da Vietnam savaşı sonrası toplumsal bir refleks haline geldi. Ülkeye dönüşlerde havaalanlarında uzun adımlarla üniformaları içinde yürüyen askerlere çiçekler verilmekte ve şükranlar sunulmakta, satın almak istedikleri sandviç ve biraların parası tanımadıkları kişiler tarafından çoktan ödenmiş oluyor. Ama bunların hiç biri ülkelerine dönmüş bu askerlerin savaşta yaşadıklarını, duygularını, yaşadıkları travmaları ve sorunlarını yansıtmıyor.

Ülkeye dönen bu askerler Irak'ta milyonu aşan sivil Iraklı'yı, 7 bini aşkın Amerikalı askeri ölü ve yine milyonlarca yaşlı, kadın ve çocuğu yaralı bırakarak döndüler. Bu yaşattıkları ve yaşadıkları acı dıramı hatırladıkça normal yaşamdan uzaklaşıyorlar, topluma adapte olamıyorlar. Özellikle de emekli olup adeta büyük birer şehir olan askeri üslerden ayrılıp siviller içine karışan askerler daha çok sorun yaşıyorlar. Amerikalı emekli bir asker, Niye askeri seviyoruz biyoliyor musunuz? Çünkü onlar sayesinde biz (yani diğer Amerikalılar) asker değiller.

Eskiden her aileden bir asker varken, şimdi ancak 150 aileden birinde asker bulabilirsiniz diyor. ABD askerlerinin Irak'tan çekilmesini olumlu bulan Amerikalıların çoğu hala niye Afganistan'da savaştıklarını anlamadıklarını söylüyorlar. Pentagon için toplumdan soyutlanmış olmak bir sorun değil, aksine üstünlük sebebi. Buna paralel olarak ABD ordusu, toplumdan bir bütün olarak daha iyi olduğunu bünyesindekilere ima eder. Bu imada gerçeklik payı var, çünkü şişmanları, suçluları ve/ya üniversitede eğitim alanları ayırırsak, askere alınabileceklerin oranı sadece yüzde 15'dir.

ABD askerinin eğitim düzeyi de genel nüfusun eğitim düzeyinden yüksektir. Orduya intisab eden herkese ilk günlerinden itibaren en iyi olacakları telkin edilir. Bu yüzden askerler kendilerini toplumdan daha üstün birer savaşçı olarak görürler. Askerdeki görevleri bitip de toplum içine döndüklerinde durumun hiç de öyle olmadığını görünce bunalıma giriyorlar. Toplumla asker arasındaki farklılaşma son yıllarda derinleşti. Ayrı bir ortamda, ayrı okullarda okuyan asker çocukları, ayrı alışveriş merkezleri ve ayrı hastaneleriyle yeni bir garnizon kültürü oluşmuş.

Diğer Amerikalılar'ı saran ekonomik belirsizlik veguvensizlik büyük ölçüde askerleri etkilenmez. Bu yüzden askeri us ve garnizaonlardaki hayat askerleri sivillerden soyutlayan bir altın koza ya benzetilir. altın kozanın dışına çıktıklarında hayatın gerçek yüzünü görüyorlar. Yaşlıları, kilolu insanları, işsizleri, uzun saçlıları, sakallı bıyıklıları ve bu insanların hayat mücadelesini görüyorlar. Böylece hayatın faklı ama çetin bir yönüyle tanışıyorlar. Bu yeni hayatla tanışma, geçmiş hayattaki yaşanmışla birleşince buhran kaçınılmaz oluyor.
Bu yazı10 Şubat 2013'de Zaman Gazetesi'nde yayımlanmıştır.
*Dr., Cameron Üniversitesi ve ipek Üniversitesi Öğr. Üyesi

   
2013-07-07
YORUM YAP
Yorumlarınız onaylandıktan sonra yayına verilecektir. Uygun görülmeyen yorumlarınız yayınlanmayacaktır. Yasal zorunluluk olarak yorum yapan ziyaretçilerimizin IP bilgileri kayıt altına alınacaktır. Teşekkürler...

  Bu yazıya ilk yorumu yapmak ister misiniz?



yazarın diğer yazıları