Bu sayfadaki içerik, Adobe Flash Player'ın daha yeni bir sürümünü gerektiriyor.

Adobe Flash player Edinin


GÜNDEM POLİTİKA DÜNYA EKONOMİ SPOR 30 Ağustos 2014
Fevzi GÜNENÇ
Fevzi GÜNENÇ kimdir?
1940 yılının şıra zamanında, 1 Eylül Dünya Barış Gününde Gaziantep’te doğmuşum. Öğretmenlik, metin yazarlığı, tiyatro oyunculuğu, gazetecilik, öykücülük yaptım. Sayısı 50’yi aşan sahne için çocuk oyunu, bir o kadar radyo oyunu, çocuk romanları, yüzlerce çocuk öyküsü, çocuk şiirleri yazdım. İlgi alanım çocuk edebiyatı. Ama toplumsal olaylara da duyarsız kalamadığım için sıklıkla köşe yazıları yazıyorum. Erişkinler için yazdığım edebi yapıtlarım da var. Bu bağlamda 1991 yılında Orhan Kemal Öykü Ödülü birinciliğini kazandım. Ödüller aldım bir yığın... Ulusal bir gazeteden Emekli oldum. İki çocuğum var. Ayıp olur öbürlerini saymazsam: kendileri için yazdıklarım da çocuklarım değil mi? Dünyanın dört bir bucağındaki sarı, kara, beyaz, kızıl derili olan kimileri kurşunlardan, bombalardan, kimileri açlıktan, susuzluktan, ilaçsızlıktan ölen düşlerinde bile gülemeyen, daha yaşamanın ne olduğunu anlamadan, ölen çocuklar öldüklerini bile bilemeyen çocuklar benim çocuklarım değil mi?
Email: [email protected]
  YAZARIN SAYFASI
Elim Sende ve Lades
GAZİANTEP YÖRESİNDEN  GELENEKSEL ÇOCUK  OYUNLARI (24)

ELİM SENDE

'Elim Sende' oyunu genellikle iki kişi arasında oynanır. Oynanmaya karar verilince iki oyuncu da bir diğerine dokunmak için fırsat kollar.

Sonunda bu fırsatı yakalayan biri:

'Elim sende...' diye bağırarak kaçmaya başlar. Öbürü yakalayıp ona dokunmak için peşine düşer.

Bu konuda anlatılan bir fıkra çok hoştur:

Delinin biri sokakta dolaşırken adamın birine usulca yaklaşır. Adam korkarak kaçar. Deli de arkasından... Sonunda kaçacak yer kalmaz. Adam korkudan bayılmak üzeredir:

'Lütfen öldürme..." diye inler. Deli ona iyice yaklaşır kendisine dokunur:

"Elim sende...' der. Şimdi de sen beni kovala bakalım.

LADES

Bu oyun bir iddialaşma oyunudur. Gerçi iddialaşmak hoş bir şey değildir ama çocuksanız, iyi mi değil mi bunu düşünmeden lades tutuşursunuz.

Oyuna başlamadan taraflar arasında şu konuşma geçer.

- Ladesin lades olsun mu?

- Olsun...

- Mızıkçılık yapanın eteğine taş dolsun mu?

- Dolsun...

- Kaybeden rakibine ödülü alsın mı?

- Alsın.

Bundan sonra tavuğun lades kemiğine benzeyen bir çöp bulunur. Oyuncular bu çöpün birer uzundan tutarak kırarlar. Oyun başlamıştır.

İki taraf da karşısındakine oyunu unutturmaya çalışarak onun eline bir şey vermeye çalışır.

Uyanık olan uzatılanı alırken:

- Aklımda... der.

Bunu söylemeyi unutarak alırsa oyunu kaybeder. Ortaya konan ödülü rakibine verir.

   
2014-06-27
YORUM YAP
Yorumlarınız onaylandıktan sonra yayına verilecektir. Uygun görülmeyen yorumlarınız yayınlanmayacaktır. Yasal zorunluluk olarak yorum yapan ziyaretçilerimizin IP bilgileri kayıt altına alınacaktır. Teşekkürler...

  Bu yazıya ilk yorumu yapmak ister misiniz?



yazarın diğer yazıları
- Kör Reşit Artist Olacak
- Sait Faik Ölmüş Baba
- Kendileri Yok Olup Gittiler, Adları Kaldı..
- Gitmeyenler de Var Usta
- Bir zamanlar Tak-ı Zaferler vardı
- Babamın dayıları
- Sarıt'taki Teyzelerim
- Sarıt'taki Dayılarım
- Dedem, babam amcalarım…
- Örnek insandı Necdet Güceylioğlu
- Arsızlığımızdan gülüyoruz
- Ülkü Tamer için Kutlama
- Elektrik Fabrikasının Sesi
- Buçuktan kaçırılan fırsat
- Nereye gitti o eski, alleben?
- Halkevi Kütüphanesi
- Kendirli Kilisesi, Şehir Kulübü
- Servet adında bir çocuk...
- Yıkın Tüm Ocakları -1
- Bir onlara bak, bir de bize…