Bu sayfadaki içerik, Adobe Flash Player'ın daha yeni bir sürümünü gerektiriyor.

Adobe Flash player Edinin


GÜNDEM POLİTİKA DÜNYA EKONOMİ SPOR 10 Ekim 2013
  YAZARIN SAYFASI
Biraz da solduyu lütfen
Sağduyu kelimesi, galiba ülkemizde çoğunluk olan sağ kesimi teskin etmek için uydurulmuş bir söz. Öyle ki tesiri güçlü olan bu kelime sayesinde kalabalıklar yıllarca uysal yığınlar halinde kontrol edilebilmişler.
Hani derler ya, bir kişiye kırk defa ne söylersen o olur diye aynen öyle olmuş, halkımızın sağ yanı adeta tutulmuş...

Başbakanları asılmış ses vermemiş, darbe üstüne darbe yapılmış ses yok, Kur'an kurslarına karışılmış hareket yok ve nihayet başörtüleri yüzünden evlatları üniversitelerden kovulmuş yine tık yok!

Hâlbuki dedeleri Maraş'ta Fransız askerinin bacımızın yaşmağına el uzatması yüzünden kurtuluş destanı yazmış.
Fakat bugün aynı ceddin çocukları sihirli kelimenin tesiri ile hipnoz olmuşlar gibi. Kötü mü? Zannetmem...
Eskilerin 'müspet hareket' olarak nitelediği kargaşadan uzak durma özelliği, sağlıklı bir toplumun dinamiklerinden sayılır. Hem kargaşa neyi çözer ki? Merhum Cemil Meriç bu konuda çok güzel söylemiş: 'Anarşi bir hak arama davasıdır. Fakat hiçbir hak anarşi ile elde edilmez.'

Neden hep sağduyu ve neden solduyu değil? Şaka yaptığımı düşünebilirsiniz. Belki mizah yapıyor diye gülme reflekslerinizi rahatlatıyor olabilirsiniz.
Hayır, mizah yapmıyorum. Hem yaşadığımız şu son hadiseden sonra işin şakası da kalmadı. 1940'lı yıllardan bu yana CHP geleneğinden gelen insanlar ve onların yelpazesinden beslenmiş aşırı sol gruplar şımarık oğlan gibi davrandılar.

Yani onlar sağduyudan nasibini almadılar. Seçim sonuçları hoşlarına gitmediğinde sokağa döküldüler. Yeri geldiğinde devrin başbakanının yakasına yapışıp özgürlük istediler.

Maharetli aktörlerin yüksek perdede oyunlarını sahnelediler. Hoş bu durumdan kendileri de zarar gördüler fakat yılmadılar.

Devrim marşlarında yaşattılar mazlumlarını, üstelik ölüm yıldönümleri bir yeni perdenin konusu oldu. Artık solduyu tavsiye etmenin zamanı geldi.

Taksim Gezi Parkı olayları ile başlayan süreç toplumda nefret boyutuna geldi. Üstelik taraftar kaybı bile söz konusu. Dün sol cenahta yer alan küçük esnaf ve memurlar bu gün gelinen durumdan şikâyetçiler.

Zarar eden otelcinin ve Taksim esnafın halini bir düşünün. Hem trafiği engellemenin kime faydası vardır? Geçen gece E5 yolu göstericiler tarafından kapatılmıştı.

Arabasından elini uzatan insanlar göstericilere destek yerine sadece lanet okuyordular. Bu gün Gezi Parkı eylemleriyle ilgili kime sorsanız dış güçlerden veya derin yapılardan söz ediyor.

Öyleyse hala direnmek ve devam kararı almak kime yarar sağlar diye düşünmek gerekir. Eylemciler arasından bir üniversiteli kızı annesi kolundan çekmiş evine götürüyordu.

Haber bültenlerini takip edenler hatırlayacaktır, anne kızını hem çekiştiriyor hem de başına vurarak cezalandırıyordu. Acaba eylemlere katılan her çocuğun anne ve babası durumdan haberdar mıdır? Hiç zannetmem...

yu ve solduyu terazinin iki kefesi gibi beraber lazım...

Bizler büyük bir medeniyetin çocuklarıyız. Bize itidal yakışır. Demokrasi taleplerimiz tabii ki olmalıdır, ancak bu talebimizi uygun zeminde aramalıyız. Batılı ülkeler ve sinsi komşularımız güçlü olmamızı istemiyorlar.

Onlar bizi her zaman iç problemlerle meşgul görmek istiyorlar. Dün Haritamız üzerine çöreklenip bölge bölge paylaştıklarını ne çabuk unuttuk. Bizler demokrasi içinde problemlerimizi çözecek güce sahibiz, yeter ki biraz da solduyulu olalım.

   
2013-07-08
YORUM YAP
Yorumlarınız onaylandıktan sonra yayına verilecektir. Uygun görülmeyen yorumlarınız yayınlanmayacaktır. Yasal zorunluluk olarak yorum yapan ziyaretçilerimizin IP bilgileri kayıt altına alınacaktır. Teşekkürler...

  Bu yazıya ilk yorumu yapmak ister misiniz?



yazarın diğer yazıları
- Sekizinci Sınıflı Olmak
- Toplum Mühendislerine Dikkat!
- Fırat'ın Saklı Hazinesi
- Medeniyet Sukut Ederse
- Bir Zamanlar Suriye
- Karınca Memo'nun Parlak Zaferi
- Esad'ın Bittiği Andır
- Türkler zeki midir?
- Müspet Hareket ve Siyaset Üstü Bir Hizmet
- Mazlumun Allah'ı Vardır
- Ahtapotun kolları
- Bayramı hissetmek...