Bu sayfadaki içerik, Adobe Flash Player'ın daha yeni bir sürümünü gerektiriyor.

Adobe Flash player Edinin


GÜNDEM POLİTİKA DÜNYA EKONOMİ SPOR 29 Ağustos 2014
Davut DAŞKIRAN
Davut DAŞKIRAN kimdir?

Email: [email protected]
  YAZARIN SAYFASI
Tevbe ve İstiğfar
Tevbe'nin lügat manası: Rücu' yani dönme, dönüş demektir.  

Terim (ıstılahi) manası: Kabahatten, kabahat olduğu için, nedamet ederek vazgeçmektir. Fakat bu vazgeçişte esas, 'Allah Rızası'dır. Yani bir kabahatten mutlak vazgeçiş, tevbe olmaya kâfi değil, bilakis bu vazgeçişe sebep olan amilin, 'Allah'ın Rızası' olması şarttır.  

İslam insanın zaaflarını en ince ayrıntısına kadar derinlemesine idrak etmektedir. İnsanın hata mahiyetinde olan bu zaaflarını kabul ederek onu kapısından kovmamaktadır. İnsanın kalbindeki iman meşalesi sönmedikten sonra, kendine zulmetse de onu Rahmet-i ilahiden tehcir etmemektedir. Allah ile olan bağını koparmaması, günahkâr bir kul olduğunu itiraf etmesi ve affı geniş olan Rabbinin varlığını bilerek ona yönelmesi yeter. Günahkâr, zayıf, hatalı olan insan için henüz kapılar kapanmamış ve terk edilmemiştir. Yeter ki kopmak bilmeyen Allah'ın o ipine sarılsın, yeter ki Rabbini zikrederek Tevbe istiğfar etsin. Kalbindeki iman zarar görmedikten ve elindeki tevhit meşalesini bırakmadıktan sonra, bu günahkâr ve nefsine zulmeden insan tekrar nura ulaşabilir. Günahlarda ısrar etmeyerek tevbe etmesi onu karanlıklardan nura çıkaracaktır.

İslam yapayalnız ve çaresiz kalan insanın yüzüne tevbe kapısını asla kapatmıyor. Onu zifiri karanlıklarda bikes, günah bataklığının içinde yitik olarak terk etmiyor. Onun önüne ışık tutuyor, kimsenin olmadığı yerde elinden tutarak sağlam adımlar atmasını sağlıyor. Ürkek ses tonuyla, yüreğinden gelen samimi yakarışına cevap vererek onu emniyetli alana ulaşması için doğru yola koyuyor. O kimsesizliğin olduğu yerde kuluna sevinç kaynağı olan kimse oluyor. Gözyaşlarının ardından pişmanlığı görerek kulunu Rahmetiyle kuşatıyor. Yeter ki kul, en güzel olan Rabbine en güzel dönüş olan tevbe ile yönelsin. Üstad Seyyid Kutub bunu şu veciz sözleriyle bakın nasıl ifade ediyor: 'Tevbe ve istiğfardan sarfı nazar etmeyenlerin Allah ile akdettikleri bir malumat anları var. Geliyor tevbe kapısına; vuruyorlar kapıyı. Fakat o da ne! İzin verilemeden doluyorlar içeriye... Reddedileceklerini, kovulacaklarını mızannettiniz? Yanıldınız işte! Rahmet ve mağfiretin engin ummanı ile kucaklaşıyorlar. Yıkanıyorlar... Tertemiz oluyorlar...' (Fizilal-il-Kur'an Cilt:3, Sh.:440)

Ve bütün bunlara karşı Allah bu günahkâr kulundan tek bir şey ister: kalbinin Allah'ı unutmamasını... Taşlaşmamasını, onu hatırlayıp zikretmesini ve pişmanlık içinde istiğfara devam etmesini...

İslam Tevbe konusunda çok geniş bir yol takip eder. O kadar ki, 'İslam insanı günaha sevk ediyor'sanabilir insan... Rasulullah (s.a.v): 'Âdemoğlunun hepsi hata edicidir. Hata edenlerin en hayırlısı Tevbe edenlerdir.' Buyuruyor. Şüphesiz ki, Allah'ın Resulü bu sözleriyle günahı övmemekte, sadece tevbeyi kolaylaştırmaktadır. Günahkârların kalbini ümitle doldurmak ve ruhların gideceği yolu nurlandırmak için söylenmiş mübarek sözlerdir. Ta ki insanlar, daima bir ıstırap ve kararsızlık içinde kalmasınlar. Yine Ebu Hureyre (r.a)'den, Rasulullah (s.a.v)'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: 'Nefsim yed-i kudretinde olan Allah'a yemin ederim ki, eğer siz günah işlemeyip Allah'tan mağfiret dilemezseniz, muhakkak Allah sizi götürür (yok eder) ve günah işleyerek Allah'tan mağfiret dileyen bir kavmi getirir ve onları yargılar.' (İsmail Karaçam 'İslam'da Tevbe')

Ve işte Allah azze ve celle'nin nasıl bir toplum istediği ortada; salt ibadet anlayışıyla Allah'a yönelen değil, hata eden ve onu anladıktan sonra Allah'a yönelen bir toplum istemekte. Aynı zamanda böyle bir toplumun mekanizması muayyen bir şahsiyet birliği üzerine kurulmuş oluyor. Ve hatayı anlamak nefisle cihadın kilit noktasıdır da, bu farkındalıkla artık nefisle cihad başlamış olmaktadır. Tabi ki bütün bunlar Allah'a yapılan kuru bir tevbeyle değil, tevbenin kabulünün şartlarını yerine getirmekle gerçekleşmektedir. İşte Allah (c.c) bize nasıl bir tevbe etmemiz gerektiğini Tahrim suresi 8. ayetinde belirtmektedir: 'Ey iman edenler, Allah'a Nasuh bir tevbe ile tevbe edin.' Nasuh tevbe'nin ne olduğunu ise bize şu hadis açıklamaktadır: 'Muaz ibn-i cebel (r.a), Rasulullah (s.a.v)'e: Ya Rasulullah dedi, Tevbe-i Nasuh nedir? Rasulullah (s.a.v) buyurdu ki: Kulun yapmış olduğu günaha öyle nedamet etmesi ve Allah'a öyle özrünü arz etmesidir ki, sonra da, sütün memeye tekrar dönme ihtimali olmadığı gibi, o günaha dönmemesidir.' Tevbe'nin kabulünün şartları ise şu şekilde açıklanmıştır:'Tevbe'nin üç esası vardır: kötülüğü terk etmiş olmak, bu kötü fiile nedamet etmek, (bir daha) ona dönmemeye azmetmek. Şayet (bu kötülüğün sebep olduğu) hak başka bir adama ait ise, o zaman dördüncü bir esas daha (bulunmak lazım gelir ki, o da) bu hak sahibi ile helalleşmektir.'(Sahih-i Müslim)

Ve şunu da unutmamak gerekir ki, Tevbe etmeye sebep, hiçbir zaman için günah işlemek olmamalı. Aksine, tevbe ve istiğfar günah işlemeden yapılmalı ki, günaha engel olsun. Çünkü yapılmasına sebep olan şeyi, sebep olmadan yapmak sebepleri ortadan kaldırır. Nitekim peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)'de 'şüphesiz ben günde yetmiş defa Allah'a istiğfar ediyorum'buyurarak bu gerçeği ortaya koymaktadır. Tabi ki bundan peygamberimizin istiğfar etmediği halde günah işleyeceği düşüncesi doğmamalıdır, bu söz konusu bile değildir. Bahsi edilen hadisten anlamamız gereken yukarda açıkladığımız şekliyle olmalıdır.

Şunu da belirtmek isterim ki; hayatımızın her alanında yaptığımız hatalardan dolayı mutlaka kimsenin anlamadığı ama bizim çok iyi anladığımız dürtülerle uyarılarak uyandırılmaya çalışılmışızdır. Bu birçok muhtelif sebeple gerçekleşir; bazen günlük hayatta şahit olunan bir olayla, bazen katıldığımız bir ders ortamında, kimi zamanda okuduğumuz bir kitapla vs. bu uyarıların olmaması, hatasını anlamayan biri için muhaldir. '... Bunlara ne oluyor ki hiçbir sözü anlamağa yanaşmıyorlar? ...' (Nisa 78)

Ve yine bu uyarıların olması hatasını anlamayan biri için Rahmet-i ilahi'dir. Bu uyarılar karşısında hatasını terk edip tevbe istiğfarda gecikeni ise, Allah'ın tokadı beklemektedir, bunun olmaması da diğerleri gibi muhaldir. "Ve onlar ki çirkin bir iş yaptıkları veya nefislerine zulmettikleri vakit, Allah'ı anarlar da derhal günahlarına istiğfar ederler. Günahları da Allah'tan başka kim bağışlar? Hem onlar yaptıklarında bile bile ısrar etmezler. İşte bunların mükâfatı, Rablerinden bir mağfiret ve içlerinde ebedi kalmak üzere altından ırmaklar akan cennetlerdir; güzel iş yapanların mükâfatı ne güzeldir." (Al-i İmran 135-136)

KARDEŞLİKLE TEVBENİN DEVAMI

İslam günahları tevbe ile bağışladıktan sonra; fertlerin aynı hataya bir daha düşmemesi için, işin ikinci aşamasında kardeşlik devreye girer. Eğer söz konusu fert, zayıf bir kişiliğe sahipse, hatasından dolayı terk edilip kınanması onu tekrar günah bataklığının içine sokabilir. Allah nasıl ki onu kapısından kovmayıp tevbesini kabul ediyorsa Müslüman kardeşleri de onu şeytana bırakmamak için elinden tutmalı, öyle ki kardeşliğini eskisinden daha şiddetli göstermeli. Her ne kadar kardeşliğe ihtiyaç duyan fertte zayıf kişiliği öne sürdüysek de, kardeşliği gösteren kişi için böyle bir ayırım söz konusu olmamalı. Onun için kardeşinin zayıflığı veya olmayışı kardeşliği göstermeye sebep değildir, her iki durum da onun için müsavidir. Kardeşlik böyle bir durumda olmazsa olmazlardandır, çünkü o fıtri bir ihtiyaçtır.

Kardeşlik dediğin ne olmuş bak, kardeşim demekten ibaret

Kusuru örtmek yerine gıybeti yapılır olmuş, bu ne rezalet

Tutmaz elinden bırakırsın şeytana, hani nerde merhamet

Uzak tutarsın kendinden kınar geçersin, böylemi olur ümmet

Sevgindir onu ayakta tutacak olan nasıl bilmezsin ki hayret

İşte budur benliğimizi sarıp kuşatan içimizdeki asıl cehalet

Böyle bir ihtiyacın olmayışını dikkate almadan Rabbiyle irtibatını güçlendiren, hedefine yeniden kilitlenerek yoluna devam edenin durumu ise daha güzeldir. Söylenen hiçbir şeye kulak asmaz, canı yansa da kınanması onu çürütmez, pişirir. Belki yıllarca ders alsa bile ulaşamayacağı bir seviyeye gelir, o bütün bu yokluk içinde var olur. Yolda seyir halinde uyuklarken uçurumdan yuvarlanmaya ramak kala dürtüyle kendine gelen şoför gibi daha dikkatli seyir eder artık. Gözlerini yoluna diker ve ne etrafında bulunan geçici güzelliklere bakar nede yorgunluğu ve tembelliği onu gaflete düşürebilir. Yaptığı hatayı anlaması veya ortaya çıkması, onun için bir kayıp değil, aksine başarıya atılan bir adım olur. Çünkü o bilir ki başarısızlık aynı zamanda başarının başlangıcıdır, bilmektir, anlamaktır... "Bazen Allah sana ibadet kapısını açar fakat kabul kapısını açmaz. Kimi zaman da senin hakkında günah takdir eder, bu da senin hedefe ulaşmana sebep olur. O zaman sana boyun eğme ve pişmanlık bırakan günah, kibir ve kendini beğenmene sebep olan ibadetten daha hayırlıdır." İbn-i Ataullah

Hiç şüphesiz en güzel olan; kimseyi dikkate almadan yapılması gereken ne ise onu yapmaktır. Kim ne söylerse söylesin, arkasından ne konuşursa konuşsun, bunu da imtihanın bir parçası görmek ve azmetmektir.

Yapayalnız çaresiz ve terk edilmiş olsan da bu davada

Yalın ayak ve ümitle durmadan koşacaksın hak yolda

Yaklaşamıyor ve ulaşamıyorsan mutlak olan Rahman'a

Olduğun gibi değil olman gerektiği gibi olmalısın bu aşkta

Yazımıza Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v)'in duasıyla son veriyoruz: "Allah'ım sen benim Rabbimsin. Senden başka ilah yoktur. Beni sen yarattın ve ben senin kulunum. Gücüm yettiğince sana verdiğim ahde ve vaade sadakat gösteririm, yaptığım şeylerin şerrinden sana sığınırım, bana ihsan eylediğin üzerimdeki nimetlerini itiraf ediyorum. Günahımı da itiraf ediyorum, o halde günahlarımı bağışla. Günahları bağışlayan ancak sensin. (BUHARİ)



   
2014-06-27
YORUM YAP
Yorumlarınız onaylandıktan sonra yayına verilecektir. Uygun görülmeyen yorumlarınız yayınlanmayacaktır. Yasal zorunluluk olarak yorum yapan ziyaretçilerimizin IP bilgileri kayıt altına alınacaktır. Teşekkürler...

  YORUMLAR 1 sayfada toplam 1 yorum
Bir Garip Yolcu
2014-06-27 09:00:45    ip: 5.47.51.24???
( İlk yorum yapan okuyucu ) Bu yazıyı ilk okuduğumda ne gözyaşlarıma nede hıçkırıklarıma hakim olabildim anlatmak istenilenler, günahkar olan biz kullara çok güzel msj' lar veriyor ve tabi anlamak isteyenlere… Rabbim gerçek ve samimi içtenlikle yapılan tevbeleri asla geri çevirmez bizlerinde af edilen kullar olma duası ile... Yüreğinize sağlık yazılarınızın devamını dilerim....
.......................................................................................................................................................................
1
yazarın diğer yazıları