Bu sayfadaki içerik, Adobe Flash Player'ın daha yeni bir sürümünü gerektiriyor.

Adobe Flash player Edinin


GÜNDEM POLİTİKA DÜNYA EKONOMİ SPOR 29 Ağustos 2014
  YAZARIN SAYFASI
Yalan Söylemek Büyük Günahtır
    Hoca Efendinin Amerika'ya yeni gittiği günlerdi. O günlerde pek çok gazeteci kendisiyle röportaj yapabilmek için sıraya girmişti. İşte bu röportajların birinde gazeteci arkadaş kafasında bir fotoğraf karesi düşünüyor ve 'Hocam şöyle masanıza geçseniz ve elinizde kalem ile çalışıyor gibi yapsanız' diyor. Hoca Efendinin verdiği cevap bütün hayatını özetler mahiyettedir. 'Öyle yaparsam yalan olur. Siz beni çalışırken yakalayın ve fotoğrafı öyle çekin.'

    Belki çoğumuzun aklına gelmeyecek masum bir yalandır poz vermek ama yine de yalandır. Yalandan bu kadar korunan bir insan Kur'ani hakikatlerin esasını kavramış demektir. Hoca Efendinin hayatından daha buna benzer çok sayıda kareler aktarılabilir. Ama onu tanıyanlar için kafi ve vafidir. Yalan söylemekle ilgili Kitab-ı Mukaddeste çok sayıda ayet vardır. İşte bunlardan ikisi: Yalan sözden sakınınız (Hac 22/30). Ey İman edenler! Allah tan korkun ve doğru söz söyleyin (Ahzâb 33/70).

    Peygamber Efendimizin (sav) hayatında yalan ifadeye yer yoktur. Şakalarında bile yalandan çekinmiştir. Savaş durumunda dahi yalan söylediğine rastlanmamıştır. Hem yalanın fetvası da olmaz. Çünkü yalan müminin sıfatları arasında bulunmaz. Yalanla hiçbir mesele çözülmez. Çözdüğünü iddia eden kişi ancak kendini aldatır. Yalan, dinimize göre büyük günahların başında gelir. Bunun en önemli sebebi, her günaha kapı aralamasıdır. Zina yapan, cinayet işleyen, kumar oynayan, hırsızlık yapan ve masum insanlara iftira atan biri, yine en önemli silah olarak yalana müracaat eder.

    Savaş durumları yalanı meşru yapmaz. Düşman bile olsa ortada söz varsa doğru olmak durumundadır. Halit Bin Velid'in Mute savaşında askerlerinden bir kısmını düşmanı yanıltmak ve yeni kuvvetler geliyor hissini vermek için hareket ettirmesi, yalanla tevil edilemez. Yine elinde savaş topu bulunmayan birliklerin, odun kütüklerini boyayıp topa benzetmesi ve düşmanı caydırması birer savaş stratejisidir ve yalanla ilgisi yoktur.

    Yalan söylemek düşmana karşı yapılmadığı gibi kendi insanına karşı da yapılmaz. Ailede, okulda, çarşıda, mecliste ve küçükten büyüğe her dairede yalan söylemek caiz değildir ve söylenmesi durumunda kişi, bulunduğu topluluğun bozulmasına sebep olur. Tabi es sebebi kel fail hükmü burada geçerlidir. Ayrıca yalan söyleyen kişinin imanı tehlikeye girdiği gibi Hadislerin ifadesine göre söyleyen kişi kabir azabı çekmeye müstehak olur.

    Bu gün bir kısım medya organının aslı astarı olmayan ifadelerle Hizmet Camiasını karalaması yalan söylemeyi tarihte hiç olmadığı kadar yaygınlaştırmıştır. Her gün yeni bir yalanla okuyucunun veya seyircinin karşısına çıkanlar toplumda nasıl bir infial oluşturduklarını hesap etmiyorlar. Günümüzde yalan, iftira ve gıybet mevzusu ferdi olmaktan çıkmış ve sosyal bir eylem haline gelmiştir. Yani yalan ve gıybetin günahı bir iken milyonlar olmuştur. Bu yalan kervanına dahil olan biri farkında olmadan 7 kıtadaki Hizmet Erlerinin günahlarını yüklendiğini acaba biliyor mudur?

    Sokaktaki bir vatandaşın etrafını düşünmeden hayatını insanlığın kurtuluşuna adamış Hoca Efendi hakkında atıp tutması vicdanları yaralamaz mı? Hoca Efendi, Hizmet düşüncesiyle dop dolu yaşayan biridir. Bu yüzden ev-bark, mal-mülk edinmek gibi pek çok insanın ihtiyaç listesinde yer alan değerler onun listesinde yer bulamamıştır. Evladı iyal sahibi olma düşüncesi hayal dünyasına girememiş ama mefkure yolculuğu ona 7 kıtada 160 ülkededen çocuklar nasip etmiştir.

    Onu en güzel Gözyaşları anlatır. Damla damla göz pınarlarından sızan ve çağlayanlara dönüşen gözyaşları... Öyleki bu çağlayanın suyu dünyanın her coğrafyasına ulaşmıştır. Myanmar'da zulüm gören dindaşlara, Açe'de yetimlere, Suriye'de mazlumlara, Afaganistan'da fakir ve cahil bırakılmış halklara, Filistin'de zulüm altında inleyen mağdurlara, Afirika'da ve ciğeri yanmış insanların yaşadığı her ülkede dertlilere ab-ı hayat olmuştur. Dil ve Kültür Festivali vesilesiyle izlediğimiz 'Dünya Çocukları' aynı mefkurenin muştularıdır ve 'Yeni Bir Dünya Kurmak' için ümitlerimize fer olmuşlardır.

    Gözyaşı masumdur. Bir insan eğer başkası için ağlıyorsa bunda yalan yoktur. Hem Hoca Efendinin katıla katıla güldüğünü gören bir Allah kulu yoktur. Yüzünde küçük tebessümleri yakalamak bile onu sevenler için büyük bahtiyarlıktır. Ben 30 yıldır tanıyorum ve kahkaha ile güldüğünü görmedim.

    Hoca Efendi, çile insanıdır ve yeryüzünde sıkıntı devam ettikçe onun ağlaması durmayacaktır. Depremde, savaşta, terör hadiselerinde ve derdin olduğu her yerde hıçkırıklarının sesi duyulur. Yine kendi ifadesiyle, 'Ateş nereye düşşe önce beni yakar' der. Onun yolu, 'Gözümde ne cennet sevdası, ne cehennem korkusu' diyen ve kendini milletinin kurtuluşuna feda eden Bediüzzaman Hazretlerinin yoludur. Onun yolu, devrin zalim liderine istediği yanlı fetvaları vermek yerine hapihanede kamçılanmayı yeğleyen İmam-ı Azam Ebu Hanife Hazretlerinin yoludur. 1971 Muhtırasında hapishanede yatması, 1980 ihtilalinde bir cani gibi aranması ve 28 Şubat Darbesinde akla gelmedik iftiralarla karalanması, onun yaşadığı yolun farklı olmadığını bağırır durur.

    Unutmayalım, iki kere iki dört eder ve yalan söylemek büyük günahtır. Kim Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsa bunu böyle bilsin.

@kimyaci64



   
2014-06-27
YORUM YAP
Yorumlarınız onaylandıktan sonra yayına verilecektir. Uygun görülmeyen yorumlarınız yayınlanmayacaktır. Yasal zorunluluk olarak yorum yapan ziyaretçilerimizin IP bilgileri kayıt altına alınacaktır. Teşekkürler...

  YORUMLAR 1 sayfada toplam 1 yorum
Abdullah Nesip
2014-06-27 16:23:48    ip: 5.46.18.84???
Kitab-ı mukaddes yerine Kur'an-Kerim veya Kur'an -ı Hakim deseniz Üstat..
.......................................................................................................................................................................
1
yazarın diğer yazıları
- Manevi Değerlerde Yozlaşma
- Eleştiri Nasıl Yapılır?
- Algı Operasyonları
- Eyvah Tenasüh Akidesi Gerçekmiş!