Bu sayfadaki içerik, Adobe Flash Player'ın daha yeni bir sürümünü gerektiriyor.

Adobe Flash player Edinin


GÜNDEM POLİTİKA DÜNYA EKONOMİ SPOR 06 Ocak 2016
Göknur YUMUŞAK YAZICI
Göknur YUMUŞAK YAZICI kimdir?
Tarım bakanlığından emekliyim.Yıllardır şiir ve öykü yazıyorum.Çeşitli gazetelerde yazılarım yayınlandı.Halen Demokrat Urla ve İzmir izmir net gazetelerinde öykülerim ve makalelerimi yayınladığım köşem var. Kadın Yazarlar Derneği üyesiyim.Sosyoloji öğrenimi görüyorum.Kırsal kadınlarla ilgili çalışmalarıma emekli olduktan sonrada çeşitli derneklerde devam ediyorum.İki çocuğum var.
Email: [email protected]
  YAZARIN SAYFASI
Al Yanaklı Zehirler
Yaz gelince benim kabusum başlıyor.Kışın pazarda alışveriş yaparken sebze ve meyvelerdeki zehir kalıntıları pek anlaşılmıyor.Daha çok yeşil biber ve salatalıklar da kimyasal  gübre ve ilaç kalıntısı tadını ve kokusunu alabiliyorum. Ama genellikle bütün sebze ve meyveler tatsız ve tuzsuzlar.Kendi yetiştirdiklerim yada organik pazardan aldıklarımla kıyasladığımda  lezzetin kokunun vs. çok farklı olduğunu gözlemliyorum.

Özellikle yazın pazarda alışveriş yapmak beni yay gibi  geriyor  ve çok canım sıkılıyor.En kötüsüde bilmek ve çaresiz kalmak. O çok sevdiğim pembe güzelim şeftaliler;  ustaların ustası Yaşar Kemal'in betimlemelerindeki caanım al yanaklı şeftaliler gözümde düşmana bürünüyor.Al yanaklı zehirler oluyorlar.

Şeftaliler tüylü olduğu için zehirleri hapsediyor.Ve çok yumuşak dokulu oldukları için zararlı sinek ve kurtlar çok rahat delerek içine giriyorlar.Bu yüzden çok fazla ilaçlama yapılıyor.Bu kadar çok ve bilinçsizce ilaç kulalnılması şeftalileri adeta bir zehir topuna dönüştürüyor. İlaç kutularının üzerindeki etkinin geçme süresi ve hasat zamanı uyarısını da hiç bir çiftçi okumuyor.Hallerde ki denetimleri bilmiyorum.Bildiğim birşey var ki oda çok zehirli şeftalilerin pazarlarda satıldığıdır.Şeftalilerin yanından geçerken bile buram buram o çok aşina olduğum zehir kokusunu hissediyorum.Ben Narlıdere pazarından alışveriş yapıyorum. Her yaz aynı kabusu yaşıyorum.Çünkü bebekli aileler en çok şeftalileri yumuşak olduğu için bebeklerine yediriyorlar.Onların çocuklarına zehir yedirmesi yüreğimi yakıyor.2012 yılında Tarım Bakanlığı Alo 174 gıda hattına bu durumu bildirdim ve Narlıdere pazarındaki şeftalilerin tahlil edilmesini istedim.Birkaç gün sonra bana döndüler ve tüm şeftalilerin faturalı olduğunu söylediler. Yani sadece faturalı olup olmadığını kontrol etmişler. 2013 yılında yine bildirdim uzun uzun mevzuattan bahsettiler yine bir sonuç alamadım.

Ülkemizin  yılda kaç ton zehir ithal ettiğini doğrusu çok merak ediyorum. Çünkü çok fazla tarımsal ilaç kullanıldığını gözlemliyorum. İlaç bayiileri açılan bölgenin tarım potansiyeline göre değil tamamen ticari amaç  doğrultusunda açılıyorlar.Örneğin Antalyanın kumluca ilçesinde adım başı bir ilaç bayii var.İlçeyi gezdiğimde adeta ürktüm.Sanki bilim kurgu film setinde gibiydim.Bu kadar çok ilaç bayii demek tonlarca ilaç demekti.Şehri hemen kaçarcasına terk ettim.Sonra ki araştırmalarımda burada çok fazla kanser hastası olduğunu öğrendim.Bu tabii ki iki kere ikinin dört ettiği gibi kaçınılmazdı.Daha bunun gibi nice yerler var. Çok uluslu dev şirketler dünyanın her yerini ahtapot gibi sarmışlar.Önce kanser yapan  tarım ilaçlarını satıyorlar sonrada kanser ilaçlarını satıyorlar.Ve hep kazanıyorlar hep kazanıyorlar. Bizler ise hem onlarca para akıtıyoruz hemde kanserle  boğuşuyoruz.

Tarım ilaçları ve kanser ilişkisini birçok akademisyen gündeme getiriyor.Bu artık apaçık ortada. Ama pratikte pek birşey yapılmıyor. Çiftçiler ilaçların bazılarının renksiz ve kokusuz olmasının çok zehirli olamadığına yorumluyorlar.Oysa ilaç şirketleri bunu özellikle böyle üretiyorlar.Amaç çiftçileri aldatmak.

İlaç bayiilerinde ilaçların çok zehirlileri ayrı bir dolapta bulunuyor.Ama çiftçiler bunları kullanırken hiç te öyle özen göstermiyorlar. Ne maske nede eldiven takıyorlar.Yani çiftçiden tüketiciye hepimiz toptan her gün zehirleniyoruz.Şimdiki ilaçlar zehirli değil bir şey yapmıyor diyorlar .Evet çok miktarda alınmaz ise hemen öldürmüyor.Ama vücutta birikerek zamanla kansere yol açtığı artık bilinen bir gerçek.Yıkamayla yada pişmeyle de etkisi azalmıyor.Birde sistemik zehirler var.Bunlar bitkinin damarlarında dolaştığı için kesinlikle yıkamayla etkisi geçemez.Salça vs. gibi endüstiriyel ürünlerde kullanılan meyve sebzeler gibi hammaddelerde ilaç artıklı olabiliyor.Bu kanallada  zehir alıyoruz.

Bu konu beni oldukça çok rahatsız ediyor.Kendim bilgilerim ölçüsünde dikkat ediyorum kendimi kurtarayım diyemiyorum. Çünkü  insanların her gün zehirlenmesi beni çok etkiliyor.Yapılacak çok şey olduğunu da biliyorum fakat öylece elim kolum bağlı seyrediyorum sadece.

Devlet İstatistik Enstitüsü  Tarım bakanlığı ve Sağlık bakanlığı müşterek olarak yılda kaç ton zehir ve kimyasal gübre ithal edilip kullanıldığını  ve yılda kanserden kaç kşinin öldüğünü yada kansere yakalandığını  rakamlarla açıklaması gerekir sanırım.Bunları bilmeye hakkımız var. Tabii ki gerekli tedbirler alınmalı ve ne yapılması gerekiyorsa mutlaka yapılmalıdır.Sağlıklı günler diyemiyorum çünkü sağlıklı yaşayamıyoruz maalesef.



   
2014-06-28
YORUM YAP
Yorumlarınız onaylandıktan sonra yayına verilecektir. Uygun görülmeyen yorumlarınız yayınlanmayacaktır. Yasal zorunluluk olarak yorum yapan ziyaretçilerimizin IP bilgileri kayıt altına alınacaktır. Teşekkürler...

  YORUMLAR 1 sayfada toplam 5 yorum
Mustafa Koca
2014-07-04 20:30:28    ip: 85.106.155???
Değerli arkadaşım sağlıklı yaşamak için mutlaka pahalı olan ürünleri almak zorunda değiliz. Her ürün mevsiminde yenilmeli. Hatta öyle ki uygulama seralarından bana hediye gelen ürünleri dahi yemiyorum. Geleneksel bir hazırlık yapıyoruz, tarladan sebze çıkıncaya kadar sebze tüketmiyoruz. Siz organik domatesi kurutun bir lezzet kıyaslayın. Konuyla ilgili önümüzdeki günlerde bir yazı yayınlayacağım... Saygılarımla...
.......................................................................................................................................................................
sinem
2014-07-02 14:08:31    ip: 95.14.113.???
Mustafa Bey, insanların sesleri artık daha çok çıkıyor. bu kimyasalların, gdo'ların ve ismini bile bilmediğim bir çok hastalık yapıcı şeylerin zararlarını gün geçtikçe daha çok insan anlamaya başlıyor. ama yine de şu anki tepkiler yeterli değil. insanlar eğitilmedikçe, yaşam seviyeleri yukarı çekilmedikçe bu devran böyle döner gider. organik pazarlar varmış, ya da büyük marketlerin organik gıda satan reyonları var. ordaki ürünler o kadar pahalı ki... insan istediği kadar bilinçli olsun onları alamıyor. kilosu 9 liradan kabak alıp kim yemek yapabilir ki ( çok zenginler hariç) işin bi de bu yönü var maalesef...
.......................................................................................................................................................................
Mustafa Koca
2014-07-02 01:40:43    ip: 85.106.183???
Sinem Hanım atalarımızdan öğrendiğimiz bir söz vardır. Ağlamayan çocuğa mama verilmez diye.... Bizler, duyarlı insanlar, özellikle de anneler bir araya gelmeliyiz ve sorunları sesimizin duyulabileceği kadar yüksek sesle haykırıp erklere ulaştırmalıyız...Çağdaşlığımızın ölçütü de budur... Sessiz kalındıkça sorunun farkına varılmaz. İnsanlar kanser, kemik erimesi, kas yırtılması, kalp damar rahatsızlıkları gibi sebeplerle ölürler.... Bizim KİMYASAL KARŞITLARI adıyla bir sosyal paylaşım grubumuz var... Kendilerine çağdaşım diyen herkesi grubumuza bekliyorum.
.......................................................................................................................................................................
Mustafa Koca
2014-07-01 01:09:42    ip: 85.106.183???
Değerli arkadaşım çok güzel bir konuyu dile getirmişsiniz. Vücudumuzda 150 çeşit metabolizma faaliyetinde rol alan elmaya bizzat Gıda Tarım Hayvancılık İlçe Müdürlüğünce duyuru yapılarak 23 kez zehir uygulanıyor. Eğer bir, iki kez eksik vurulsa elma iç kurdu oluşacak. Bazı insanlar dillerinde meyvede kurt olursa ilaç etkisi olmaz şeklinde bir ifadeyi dolandırıp duruyorlar. Kanserin sebebi bir tek iyon, bir tek molekül, bakteriyi mutasyona uğratacak bir tek dış etkidir. bakterileri o kadar çok mutasyona uğrattık ki, bilim adamları yakın gelecekte Modern Tıbbın iflas edeceğini söylüyorlar. Eğer insanlar üretirken de tüketirken de belli bir ahlaka ya da bilince ulaşmadan çok zayiatlar veririz. 2020 yılında kanserden ölecek insan sayısı 5.000.000 . Bunlar iyimser rakamlar... Kaleminize sağlık, güzel ifade etmişsiniz...
.......................................................................................................................................................................
sinem
2014-06-30 14:05:26    ip: 78.179.94.???
gerçekten ağzınıza ellerinize aklınıza sağlık. neden yetkililer bunları göremiyor? neden çocuklarımıza bebeklerimize bunları yedirmek zorunda kalıyoruz. her birimizin köye göçüp tarla yapma imkanımız olmadığına göre, niye birileri bu duruma bir dur demiyor. ben de bu konudan ürküyorum, ben de çok üzülüyorum. keşke bir şeyler yapabilsek :(
.......................................................................................................................................................................
1
yazarın diğer yazıları