Bu sayfadaki içerik, Adobe Flash Player'ın daha yeni bir sürümünü gerektiriyor.

Adobe Flash player Edinin


GÜNDEM POLİTİKA DÜNYA EKONOMİ SPOR 07 Aralık 2013
Ali SOYLU
Ali SOYLU kimdir?
Ali Soylu Elazığ’ın Baskil ilçesinde doğdu. Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nden mezun oldu. Pennsylvania'nın Philadelphia şehrindeki Drexel Üniversitesi’nde master, Temple Üniversitesi’nde doktora yaptı. Ali Soylu Oklahoma'da Cameron Üniversitesi'nde öğretim üyesi olarak yönetim ve organizasyon dersleri vermektedir. Zaman, TodaysZaman ve Yeni Şafak'ta da yazan Dr. Ali Soylu 2014'de Ankara'da ipek Üniversitesi'nde çalişmaya devam edecektir.
Email: [email protected]
  YAZARIN SAYFASI
Değişimler hep sancılı olmuştur
Bilindiği gibi toplumlar düzeyinde değişimler iki şekilde tezahür eder. Biri zor ve şiddet kullanılarak tepeden inme ihtilal, darbe gibi yöntemlerle, diğeri de ihtiyaca binaen, günün koşullarına uyma, toplum ve bireylerin ihtiyaçlarını giderme adına doğal yollardan, gönüllülük esasına dayanarak gerçekleşen değişimlerdir.

Sovyet Rusya'da gerçekleşen Bolşevik İhtilali büyük bir değişimdi. Ancak bu değişim toplum tarafından gönüllülük esasına göre yapılmadığı için ancak yetmiş yıl dayanabildi. Avrupa'da Hitler faşizmi, Fıransız İhtilali gibi tepeden inme veya tabandan gelme bir çok değişim süreci yaşanmıştır. Son iki yüzyılda Osmanlı'da ve Cumhuriyet Türkiyesi'nde de önemli değişim süreçleri yaşandı. Bu değişim süreçleri hep sancılı geçti.

Toplumun ihtiyaçlarını karşılama adına, toplum tarafından kabul gören değişimler uzun ömürlü ve kalıcı olurken belli bir gurubun maddi ve ideolojik ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik değişimler kısa ömürlü olmuştur. Devlet, toplum, kurum ve şahıslar düzeyinde tezahür etmekte olan değişim, asla durmayan, süregelen ve gelecekte de devam edecek aktif bir süreçtir. Bu sürecin maddi yönü olduğu gibi sosyolojik ve pisikolojik yönü de vardır.

Değişim olumlu ya da olumsuz olsun mutlaka dirençle karşılaşır. Toplumsal ve bireysel menfaatler, ideolojik ve dinsel önyargılar, gelenekler, değişim hakkında bilgisizlik, değişim konusunda geçmişte yaşanmış olumsuz deneyimler, güç sahiplerinin güç kaybetme endişeleri gibi faktörlerden dolayı değişim süreci dirençle karşılaşabilir. Bu direncin aşılması idarecilerin basireti, yönetim kabiliyeti, değişimin çoğunluğun menfaatine olduğu ve azınlığın zararına olmadığı (bilgilendirme); ve toplumun, bireylerin bilinci, eğitimi, müsbet düşünceleri ve akl-ı selimlerine bağlıdır.

Türkiye'de 2002'de CHP, ANAP ve MHP Koalisyonu'nun yıkılmasıyla önemli bir değişim süreci başladı ve AK Parti İktidarı ile devam etmektedir. Yukarda bahsettiğimiz çerçevede değişim zaman zaman sancılı ve zaman zaman da dirençle karşılaşmıştır. Bu değişimin doğasında olan normal bir durumdur. Osmanlı'dan başlayarak Türkiye'nin son iki yüzyılda yaşadığı değişimlere sosyolojik açıdan baktığımızda diğerlerin aksine son on yılda yaşanan değişimin toplumda bir tabanı olan, ülke, toplum ve birey menfaatlerini gözeten, gönüllülük esasına dayalı bir değişim olduğunu söyleyebiliriz. Bu söylem siyasi, ideolojik ya da tarafgir bir söylem değildir.

İnsaf sahibi herkes Türkiye'de son on yılda yaşanan değişimin ülke, toplum ve birey menfaatine müsbet bir değişim olduğunu görebilir. Siyasi ve ekonomik istikrar, ekonomik istatistikler, rakamlar ve uygulamalar bu değişimin olumlu yönde seyrettiğini akl-ı selim sahibi herkese açıkça göstermektedir. Kişi başına düşen milli gelirdeki artış, Lira'nın değer kazanması, enflasyon ve faiz oranlarındaki azalış, birey ve azınlıklarla ilgili özgürlüklerin artması, ülkenin uluslararası arenada itibar kazanması, hataları ve eksikleriyle bu değişimin doğru yolda ilerlediğini göstermektedir.

Önümüzdeki yıl Türkiye önemli bir dönemeçten daha geçecektir. Yerel seçimler ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonuçları ülkenin bu değişim sürecinde önemli rol oynayacaktır. Bunun farkında olan iç ve dış şer odakları bu süreci manipüle edip vatandaşın iradesini ve tercihini etkilemeye çalışmaktadırlar.

Önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı seçimine kadar bu şer odakları kamuoyunu yanlış yönlendirmeye devam edeceklerdir.

Hükümetin, özellikle de Başbaka'nın bu değişim sürecini zaaf göstermeden, her kesimi kucaklayıcı, gerginlik ve nefrete sebep olmayacak yapıcı bir üslupla idare etmesi gerekir. Ülke hassas bir dönemden geçmektedir.

Sıfırdan bir devlet inşa etmek kadar zor olan bu sürecin sahil-i selamete ulaşması, kazanılan maddi-manevi değerlerin, özgürlüklerin ve en önemlisi bu milletin ve ülkenin dünyadaki itibarinin zedelenmemesi için herkesin müsbet hareket etmeyi düstur haline getirmesi gerekir. Öfke ile kalkan zarar ile oturur. Hiç kimsenin bir çuval inciri berbat etmeye hakkı yoktur.

   
2013-07-11
YORUM YAP
Yorumlarınız onaylandıktan sonra yayına verilecektir. Uygun görülmeyen yorumlarınız yayınlanmayacaktır. Yasal zorunluluk olarak yorum yapan ziyaretçilerimizin IP bilgileri kayıt altına alınacaktır. Teşekkürler...

  Bu yazıya ilk yorumu yapmak ister misiniz?



yazarın diğer yazıları