Bu sayfadaki içerik, Adobe Flash Player'ın daha yeni bir sürümünü gerektiriyor.

Adobe Flash player Edinin


GÜNDEM POLİTİKA DÜNYA EKONOMİ SPOR 10 Ekim 2013
Kerim BAYDAK
Kerim BAYDAK kimdir?
Kerim BAYDAK 01.01.1961 ADIYAMAN doğumlu. Anadolu Üniversitesi İşletme Fakultesi İşletme Bölümü’nden mezun oldu. Adıyaman’da Yenigün gazetesi ve akabinde, Güne Bakış, şu anda da Adıyaman da Yeniyol adlı gazetede günlük olmak üzere çeşitli internet sitelerinde köşe yazıları yazmakta ve şiirleri yayınlanmaktadır. Kerim BAYDAK’ın yayınlanmış eserleri: 1 - OTUZA KADAR – Roman - 2004 - Avcı Ofset ve Matbaacılık 2 - ENTERESAN KÖYÜN ENTERESAN HİKÂYELERİ – Hikâye - 2006 - Gündüz Yayınları (Sabit İNCE ödülleri 2008 Hikâye dalında 1. Mansiyon ) 3 - AĞLAMA GÜLÜM – Şiir - 2007 - Gündüz yayınları 4 - ACIYIN BANA - Şiir – 2011 - Enzim Ajans 5 - ASLAN HÜSAYİN – Biyografi – 2012 - İz Ajans Yayıncılık 6 – Gecenin İçinden Güneşin Doğuşu ( Nemrut Dağı)-Şiir- 2012- Adıyaman Belediyesi Kültür Yayınları
Email: [email protected]
  YAZARIN SAYFASI
Düğün, taziye yan yana…
Yaz mevsimin gelmesiyle beraber ırgatlıkta başlamış oldu. Tabi beraberinde bir an önce çalışmaya gidebilmek için düğünler da yapılmaya başlandı. Öyle ki aynı anda, aynı yerde hem düğün yapılıyor, hem de taziye olabiliyor. Bir tarafta eğlence ve mutluluk, bir tarafta üzüntü ve keder...

Bir tarafta insanlar sevinirlerken, yanı başında taziyeden dolayı sevdiklerini kaybetmiş olmanın verdiği rahatsızlığı yaşayanlar var. Hem düğünlerde, hem taziyetlerde eskiyi arar olduk. Eski gelenek ve görenekler geride kaldı. Hayâ ve edep kalmadı.

Özellikle düğünlerde ne olduğu belirsiz müzik eşliğinde, çılgınca eğlenceler ortaya çıktı. Saygısızlığın, arsızlığın ve aymazlığın biri bin para. Tabiri caizse; düğünlerde yapılanlar kabak tadı vermeye başladı. Mutaassıp ve muhafazakâr birçok aile, ortaya çıkan bu yeni akım karşısında ne yapacağını ve nasıl davranacağına karar veremeyip şaşırmış durumda..

En yakınımızdakilerin ve en sevdiklerimizin bile bunun adına düğün merasimi dedikleri kargaşadan, karmaşadan ve gürültü kirliliğinden başka bir şey olmadığı bu sevinç günlerine gitmek, insana yapılan eziyetten başka bir şey değil. Onların sevinçlerine ortak olmak bir dert, olmamak ayrı bir dert... Mahallelerde, cadde ortalarında yapılan düğünlerde; özellikle genç kız ve erkeklerin çılgınca eğlendikleri, ne olduğu anlaşılmayan saz, söz ve eğlenceden ibaret bir hale gelmiş.

Daha bir kaç gün önce, caminin yanında bulunan taziye evinde, sevdiğimiz birinin taziyetleri kabul edilirken; hemen yanı başında davul-zurna çalmaya başladı. Orkestra eşliğinde çalan müziğin ritmine kendini kaptıran, kolbastı oynayan, halay çeken, gençlerin sesi daha gür çıkıyordu ve hocanın okuduğu Kuran sesini bastırıyordu maalesef. Bir yanda pürdikkat kesilerek anlaşılmaya çalışılan Hocanın sesi, diğer yanda kulakları tırmalayan müzik ve insan sesi. Taziye cemaatinin birbirlerine anlamsız bakışları... Ne yaman çelişki.

Elbette düğünlerimiz olacak. Bir yanda ezanlar okunurken camiye gelen insanlar, diğer yanda volümü yüksek yapılan düğün merasimi...

Gel de çık bu işin içinden. Düğünlerin olmasına karşı değiliz; ama örfümüze, ananemize, geleneklerimize ve göreneklerimize uygun bir şekilde yapılan düğünler elbette tercihimizdir. Düğün yapanlar, mevcut eğlencelerini iptal etmeyeceklerinden, mecburen taziye sahipleri başka bir yerde taziyetleri kabul ettiler. Çünkü hiçbir şey anlaşılmıyor, taziye amacından çıkmıştı artık. İnsan düğünlerdeki manzaralara baktığında üzülmemesi mümkün değil. Çünkü kimse kimseye selâm veremiyor, verse bile duyulmuyor. Kimse kimseyi duymuyor, hayırlı olsun diyemiyor, elini sıkamıyor, aşırı ses kirliliğinden sevinçleri ve mutlulukları paylaşamıyor.

Düğün başlangıcından bitimine kadar çalan müzik, kulakları sağır ediyor âdeta. Düğünlerde atılan havaî fişekler, insanı geldiğine pişman ettiriyor. Diğer yandan; ne cenazeye saygı, ne komşuya saygı, ne büyüğe saygı, ne hocaya saygı, ne de kendine saygı kalmış. Her şey zevk, sefa, coşkulu oyun ve eğlence olmuş. Günlerce devam eden ve gece geç saatlere devam eden düğünlerin hemen yanı başında taziyeye gelenler; müzik mi dinleyecek, yoksa Kur'an okuyup dualar eşliğinde taziye dileklerini mi iletecek? İnsan üzülüyor, yazık vallahi! Bunların bir şekilde denetim altına alınması gerekir. Düğünse düğün salonlarında, taziyeyse, taziye evlerinde yapılmalıdır. Elbette herkes istediği şekilde düğün yapabilir; ancak çevresini de rahatsız etmemek şartıyla...

Bizimki sadece dile getirmek, gerisi onların/sizlerin bileceği iştir. Düğün de olacak, taziye de olacaktır; ama herkes birbirine saygılı olacaktır/olmak zorundadır.

   
2013-07-12
YORUM YAP
Yorumlarınız onaylandıktan sonra yayına verilecektir. Uygun görülmeyen yorumlarınız yayınlanmayacaktır. Yasal zorunluluk olarak yorum yapan ziyaretçilerimizin IP bilgileri kayıt altına alınacaktır. Teşekkürler...

  Bu yazıya ilk yorumu yapmak ister misiniz?



yazarın diğer yazıları
- Başkalarından Önce Kendimize Bakabilseydik
- Camiler ve Din Görevlileri Haftası
- 7 Rakamıyla İlgili Olarak...
- Madde Bağımlılığına Dikkat Etmeliyiz
- Haydi, Karar Ver Bakalım!
- Besni Eğitim Bayramı
- 'Sen Bu Taksimatı Nerden Öğrendin?'
- Türkiye'yi Sonunda Savaşa İttiler
- Bu Kısır Döngüyü Kırmak Gerekir
- Ortadoğu'ya Bu Teveccüh Neden?
- Bu Hikaye Sizin İçin...
- Vazgeçilmeyen Ortadoğu
- Hiç Affedemiyoruz...
- Altın Alırken Dikkatli Olun!
- Esad Suriye’yi Bitirecek