Bu sayfadaki içerik, Adobe Flash Player'ın daha yeni bir sürümünü gerektiriyor.

Adobe Flash player Edinin


GÜNDEM POLİTİKA DÜNYA EKONOMİ SPOR 22 Eylül 2014
Salih Sedat ERSÖZ
Salih Sedat ERSÖZ kimdir?
1956 Konya Akören doğumluyum. Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi Biyoloji bölümü mezunuyum. Gazetecilik, MEB' da öğretmenlik ve idarecilik, Konya İl Kültür Müdürlüğü, Konya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcılığı ve Daire Başkanlığı görevlerinde bulundum. 1978 yılından itibaren Türkiye’de Yarın ve Merhaba gazetelerinde yazdım. Şu anda Memleket gazetesinde yazıyorum. Evli ve 4 çocuk babasıyım.
Email: [email protected]
  YAZARIN SAYFASI
Terör örgütlerinin oluşma ortamları
Dünyanın süper ülkeleri, son günlerde IŞİD denilen terör örgütünü yok etmek için koalisyon oluşturma ve bu koalisyona Türkiye'yi de dâhil etme çabası içindeler.

IŞİD yani 'Irak Şam İslâm Devleti' adı ile faaliyet yapan, İslâm adını kullanarak insanları vahşice katleden, çok sayıda cami ve türbeyi yıkan ve Kâbe'yi de yıkacaklarını ilan eden bu örgütün nasıl ve ne şekilde oluştuğuna biraz gerilere giderek bakmak lâzım.

Sovyetler Birliği'nin 1979 yılında Afganistan'ı işgal etmesiyle başlayan ve yaklaşık 10 yıl süren Ruslarla, Afgan mücahitleri arasındaki savaş, 1989 yılında Sovyet askerlerinin büyük kayıplar vererek çekilmesi ile son bulmuştur.

Sovyet askerlerinin, ülkede 10 yıl boyunca Afgan halkına verdiği büyük zararlar ve yaptığı zulümler, Afganistan'da çok sayıda örgütün oluşmasına yol açmıştır. Ruslara karşı omuz omuza mücadele veren bu örgütler, Sovyetlerin ülkeden çekilmesinden sonra, Afganistan merkezi hükümetinin de zayıflaması ile kendi aralarında iktidar savaşına başlamışlardır. Bu örgütlerin en güçlülerinden olan Taliban, 1996 yılında Afganistan'ın büyük bölümünü ve başkent Kâbil'i yönetimi altına almıştır. Yine güçlü örgütlerden olan Usame Bin Ladin'in liderliğindeki El Kaide ise, Müslüman ülkelerde, halifelik altında büyük bir devlet kurma inancını benimsemiştir. Taliban ile El Kaide,  ittifak halinde faaliyet yapmışlardır.

11 Eylül 2001 saldırılarının El Kaide tarafından yapıldığı iddiasıyla, ABD öncülüğündeki koalisyon güçleri Afganistan'ı işgal ettiler ve Taliban yönetimini devirdiler. İşgalin ilk yıllarında gücünü çok kaybeden Taliban daha sonra toparlandı ve halen eylemlerine devam ediyor. El Kaide ise, Usame Bin Ladin'in 2011 yılında ABD operasyonu ile öldürülmesine rağmen, dünyanın birçok ülkesine yayılmış olarak hücresel faaliyetlere devam ediyor.

IŞİD, Irak savaşının başladığı yani ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerinin Irak'ı işgal ettikleri 2003 yılında kuruldu. 2004 yılında da, El Kaide'ye bağlılığını ilan etti ve Irak El Kaidesi adını aldı. IŞİD, Irak savaşının yoğun olarak yaşandığı dönemlerde ve daha sonra da Suriye'de başlayan iç savaşta büyük etkinlik göstermiştir. Bu etkinliği halen devam etmektedir. IŞİD'in Suriye ve Irak'ta toplam olarak 30 bin ile 50 bin arasında savaşçısı olduğu tahmin edilmektedir ve dünyanın en zengin terör örgütüdür.

Bu bilgiler bize şu sonucu veriyor. Taliban ve El Kaide, Afganistan'ın işgali sonucu, IŞİD ise Irak'ın işgali sonucu oluşmuştur. IŞİD, bugün iç savaşın hüküm sürdüğü Suriye ile darmadağınık bir yapı haline getirilen Irak'ta etkinliğini sürdürmektedir. Yani nerede bir zulüm ve sonrasında oluşan boşluk ve kaos ortamı var ise orada mutlaka bir örgütleşme söz konusu olmuştur.

Bu arada şunu da belirtmek gerekir ki, Türkiye'de PKK' nın oluşması da bir zulüm dönemi sonrasında olmuştur. Geçtiğimiz günlerde yıldönümünde hatırladığımız 12 Eylül 1980 ihtilalinin hüküm sürdüğü zamanlarda, Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde yaşayan vatandaşlarımıza yapılan zulümler, PKK'nın oluşmasına ve silahlı eylemlere başlamasına zemin hazırlamıştır. Bilhassa Diyarbakır cezaevinde tutuklu ve hükümlülere uygulanan insanlık dışı zulümler ve büyük işkencelerden sonra cezaevinden çıkanlar, intikam duygusu ile dağın yolunu tutmuşlar ve örgütün silahlı eylemlerini başlatmışlardır. Bilindiği gibi PKK'nın ilk silahlı eylemi 15 Ağustos 1984 Eruh ve Şemdinli baskınlarıdır.

IŞİD'i ortadan kaldırmak için, öncelikle Irak ve Suriye'de oluşan boşluğu ve kaos ortamını ortadan kaldırmak gerekir. Suriye'deki iç savaşın sona ermesi ve halka dayalı güçlü bir iktidarın oluşması ile Irak'taki bölünmüşlüğün ve kargaşanın sona ermesi ve tüm halk kesimlerini temsil eden bir yönetimin oluşmasının sağlanması ile ancak IŞİD yok edilebilir.  

Dünyanın süper güçlerinin, oluşmasına zemin hazırladığı örgütlerden olan IŞİD'i yok etmek için kurulan koalisyona Türkiye'yi de dâhil etmek için verdikleri büyük çaba, Ortadoğu'da yaşanan olayların içine Türkiye'yi de çekme ve ülkemizi zayıflatma planından başka bir şey değildir. Şu ana kadar, hükümetimizin bu konuda gösterdiği hassasiyet takdire şayandır ve bu hassasiyet bundan sonra da korunmalıdır.

MERKEZİ EZAN VE MERKEZİ VAAZ SONA ERİYOR

Konya il Müftümüz muhterem Ali Akpınar hocamız, merkezi ezan ve merkezi vaaz sisteminin sona erdirileceğini bildirdi. 28 Şubat ürünü olan bu sistem, cami imamlarını tembelliğe iten ve onların araştırma, inceleme, hitabet, ezan okuma özelliklerini ortadan kaldıran bir sistem idi. Bu yönüyle kaldırılması iyi oldu. Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez hocamızın da daha önceden bu yönde açıklamaları olmuştu.

Ancak, bilindiği gibi hitabet bir kabiliyettir ve ayrı bir sanattır. Hitabet kabiliyeti olmayan cami imamları da mutlaka vardır. Bu camilerdeki eksikliği ortadan kaldırmak için, merkezi vaaz sistemini tümden kaldırmak yerine isteğe bağlı olarak bazı yerlerde devam ettirmek mi gerekir acaba diye düşündüm. Bu düşüncemi muhterem hocamız değerli il müftümüze buradan iletmiş oluyorum.

Sağlıklı ve mutlu kalınız efendim.



   
2014-09-18
YORUM YAP
Yorumlarınız onaylandıktan sonra yayına verilecektir. Uygun görülmeyen yorumlarınız yayınlanmayacaktır. Yasal zorunluluk olarak yorum yapan ziyaretçilerimizin IP bilgileri kayıt altına alınacaktır. Teşekkürler...

  Bu yazıya ilk yorumu yapmak ister misiniz?



yazarın diğer yazıları