Bu sayfadaki içerik, Adobe Flash Player'ın daha yeni bir sürümünü gerektiriyor.

Adobe Flash player Edinin


GÜNDEM POLİTİKA DÜNYA EKONOMİ SPOR 23 Ağustos 2016
Şeyma Nur BOZTEPE
Şeyma Nur BOZTEPE kimdir?

Email: [email protected]
  YAZARIN SAYFASI
Birlik ve Beraberliğin Önemi
Müslümanlar Arasında Birlik ve Beraberliğin Önemi

Asırlardan bu yana Müslüman olmayanların Müslümanları öcü görüp onları sosyal hayat ve temel hak ve hürriyetten mahrum bırakarak ötekileştirmesine alışmıştık alışmış olmasına da esas alışamadığımız 'Müslümanların Müslümanları ötekileştirmesi'dir.

Bir Müslümanın sevimli bulduğu şey bir başka Müslüman kardeşine nefret edilecek şey gibi geliyorsa fitne rüzgarı esmeye başlamış demektir..
Ve fitnelerin en beteri iflah olmayanı da Müslümanın elinden, dilinden ötekileşme zehrinin akıtılmasıdır. Bizden değilse adam değildir hatta kul değildir cümlesinin altında yatan gizli hastalık şirkten daha tesirli yıkımlar bırakacaktır. Ya bizdensin yada.....

Fitneye davet eden şeytanın ıslığı kulağa ne de hoş geliyor. Nakarat nakarat yankılanıyor: Bizden olmayanların canı cehenneme. Müslümanlar arasında yükselen ve derinleşen adalet, kardeşlik, vefa, Müslümanca değerler, infak, tasadduk değil; hırs, acımasızlık, sevgisizlik, kıskançlık, günü kurtarma, torpil ve nifaktı.
Sanki gizli bir el, en ahlaksız, en çıkarcı, en bencil, en sinsi, en müfrit yanlarımızı bulup tetiklemiş, yükseltmiş, ödüllendirmiş, çoğaltıp tüm İslam coğrafyasına serpmişti tarlaya buğday tohumu saçar gibi. İslam sevgiye en fazla önem veren dindir. Bundan dolayı İslam medeniyeti sevgi medeniyetidir; Müslüman toplum da sevgi toplumudur.

Çünkü İslam, sevgi olmadan imanı kabul etmez; insanın varlıkla tüm ilişkilerini sevgiye dayalı olarak yeniden kurar insanın bütün davranış ve ilişkilerinde sevgiyi ve rahmeti yansıtmasını zorunlu kılar. Fert ve toplum seviyesinde sevgi ve İslam ilişkisinin en güzel tezahürü Sahabe döneminde ortaya çıkmıştır. Daha sonraki dönemler ise bu altın çağa yakınlıkları nispetinde sevginin aynası olmuşlardır.
Müslümanı Müslüman yapan kardeşlik nerede kaldı? İslamın getirmiş olduğu en önemli esaslardan bir diğeride 'Uhuvvet'diye tabir edilen kardeşlik esasıdır.

Rabbimizin talimatıyla bu kardeşliğin temeline ilk harcı koyan sevgili peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v)dir.Bilindiği üzere O, Medine'ye hicretleri esnasında 3 önemli faaliyete imza atmıştı. Bunlardan biri,Medine mescidinin inşası,ikincisi 47 maddeden oluşan Medine sözleşmesi ve Ensar - Muhacir kardeşliğidir.Bu kardeşlik bilinmeden, anlaşılmadan gerçek kardeşliği kavramamız zor olacaktır. O bakımdan bu kardeşliğin gerçekleşmesini sağlayan bağın gerçek iman olduğunu görüyoruz.

İlk İslâm topluluğu Medine'de oluşmuştu. Bu topluluk, kardeşlik, birlik ve dayanışma temelleri üzerine kurulmuştur. Bu şehirde Evs ve Hazreç adlarında iki kabile vardı. Bu kabileler arasında çok eskilere dayanan düşmanlık mevcut idi. İslâmın getirdiği kardeşlik, herkes gibi bu iki kabileyi de etkilemiş ve aralarındaki düşmanlığı yok ederek onları kardeş yapmıştı..

Kur'an, Müslümanların dünya ve ahirette saadete erebilmeleri için toplumun fertleri arasında sağlam ve kuvvetli bir bağ kurmuştur. O bağ da din kardeşliğidir. Bu bağ, nesep ve kan bağından daha kuvvetli, daha sağlam ve daha kalıcıdır.
Sosyal hayat denildiğinde aklımıza ilk gelen sûre, tereddütsüz, ‘Hucurat'suresidir. Bu kısa sûre, yalnızca onsekiz âyetten ibaret olmakla birlikte, sosyal hayatta yüzyüze gelinen en temel problemlere temelli çözüm getiren ölçüler içermektedir; ve bu bakımdan, mü'minâne bir sosyal hayatın belkemiği hükmündedir.

Gıybet, suizan, alaycılık, tecessüs, milliyetçilik, yargısız infaz.. gibi sosyal hayatı zehirleyen bir dizi probleme çözüm getiren sûrenin, hepimizin ezberine kazınmış 'Mü'minler ancak kardeştirler' mealindeki âyeti de içermesi, elbette bir rastlantı değildir. Mü'minlerin ancak kardeş olduğunu' bildiren bu sûre, getirdiği emirler ile, mü'minler arasında kardeşliğin nasıl tesis olunacağını da bilfiil gösterir.

Kendi hayatımızda bizatihî tecrübe ettiğimiz üzere, bir kardeşlik ikliminin canlanması ve de canlı kalması, gıybetin, suizannın, birbirimizin özel hayatına tecessüs yoluyla müdahalenin uzağında durmayı gerektirir. Her Müslümanın Müslüman kardeşine karşı birtakım vazifesi vardır.
Müslümanın bu vazifesinin şuurunda olması için ve Müslüman kardeşiyle sevgi, karşılıklı şefkat ve yardımlaşma esasları üzerine sosyal ilişkiler kurması için en hayırlı sebep ve en kuvvetli etken, din kardeşliğidir. Allah, bütün Müslümanları iyilik ve güzellikte birbirleriyle yardımlaşmaya, günah ve düşmanlıkta ise birbirlerine destek olmamaları ve yardımlaşmamaları gerektiğini belirtmektedir. Yüce Allah barışın ve kardeşliğin hakim kılınmasında bir takım hususlara dikkatimizi çekmiştir.

Öncelikle fert ve toplum hayatında sevgi ve barış duygusunun teşvik edilmesi,ve bunları ihlal edebilecek tutum ve davranışlardan kaçınılması istenmektedir.Bunun yanında toplumda güven duygusunun hakim kılınması,hak ve adalet anlayışının yerleşmesi ve fertler arasında hoş görünün hakim kılınması,dinimizin arzu ettiği kurallardır. Peygamberimiz(s.a.v): 'Nefsim kudret elinde olan Allah'a yemin olsun ki:İman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olamazsınız.'

'Hiçbiriniz, kendisi için istediğini müslüman kardeşi için de istemedikçe, iman etmiş olmaz. Ve yine Hz.Peygamber (s.a.v.) şöyle buyuruyor: 'Müslüman, müslümanın din kardeşidir. Müslüman kardeşine haksızlık etmez ve onu başına gelen musibette yalnız bırakmaz. Her kim müslüman kardeşinin yardımında bulunur ve onun ihtiyacını görürse, Allah da ona yardım eder ve muhtaç olduğunu ona verir.

Her kim bir müslümanın sıkıntılarından birini giderirse, Allah Teâlâ da buna karşılık kıyamet sıkıntılarından birini giderir. Her kim bir müslümanın aybını örterse, Allah Teâlâ da âhirette onun ayıbını örter.' 'Birbirinize haset etmeyiniz. Alışverişte birbirinizi aldatmayınız. Birbirinize dargın durmayınız ve birbirinizden yüz çevirmeyiniz. Birinizin bitmek üzere olan pazarlığını bozmayınız. Ey Allah'ın kulları kardeş olunuz. Müslüman müslümanın kardeşidir; ona zulmetmez, onu yardımsız bırakmaz, ona hor bakmaz.' Peygamberimiz üç defa göğsüne işaret ederek; 'Takva işte buradadır. Bir kimsenin kötü olması için din kardeşini hor görmesi yeterlidir.

Müslümanın müslümana kanı, malı ve ırzı haramdır.' Peygamberimiz müslümanları tek vücut kabul etmekte ve şöyle buyurmaktadır: 'Birbirini sevmekte, birbirine acımakta ve birbirine şefkat hususunda, müminlerin örneği bir ceset gibidir. Bu cesetten bir organ rahatsız olursa, cesedin diğer organları uykusuzluk ve humma ile ona çağrışırlar.' Toplumların varlığının devamını sağlayan en büyük kuvvet, hiç şüphe yok ki kardeşliktir, birlik ve beraberliktir. İslâm dini, âyet ve hadislerle temellendirdiği kardeşlik kavramıyla, toplumda ilişkilerin sağlıklı ve düzgün olmasını hedeflemiş ve bunu imanla ilintilendirmiştir.Bu gücü kaybeden toplumların varlığı çöker.

Bunun içindir ki, yüce Allah Kur'anı Kerim'de: 'Toptan Allah'ın ipine sarılınız, parçalanıp ayrılmayın. Allah'ın üzerinizdeki nimetini düşünün. Hani siz birbirinize düşmanlar idiniz de O, gönüllerinizi birleştirmişti.
İşte O'nun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz.'(Al-i İmran/103) Milletlerin yükselişi, huzur ve ahengi, adaletin, güvenin, kardeşliğin, sevginin ve saygının varolup olmamasıyla doğru orantılıdır.

Eğer biz, toplumda huzur ve emniyetin hakim olmasını, hoşgörü ve kardeşliğin tesis edilmesini arzu ediyorsak, Rabbimizin ve peygamberimizin bu hususlarla alakalı olarak bizlere hayat veren emir ve tavsiyelerine kulak vermeye mecburuz.Bunun neticesinde,iyi insanlardan meydana gelmiş bir toplum oluşturulmuş olur. İnsanlar arasında gerçek manada huzur ve esenlik tesis edilmiş olur.

İslamın kamil manada yaşandığı bir toplumda,dargınlık ve kırgınlıklar olmaz, kalp kırılmaz. Sevgi saygı ve hürmette kusur edilmez. riya, hased, gıybet ve dedikoduya yer kalmaz. Ayıp ve kusurlar araştırılmaz.

Müslümanın en büyük imtihanı Müslüman kardeşini yalnızlığa, umursamazlığa götüren ötekileştirme fitnesidir. Vahiy ve sünnet ile inşa olmuş insanlar 'bana dokunmayan yılan ya kardeşime dokunursa' endişesini taşır. İslamın inşa ettiği şahsiyetler için köprü altında yatan çocuklar, İslam coğrafyasında katledilen bebekler, Allah'ın mülküdür. Aç yatan, açıkta kalan, borçlu olan, sıkıntısı olan komşusu, kardeşidir.

Zaman içerisinde, İslam toplumunda görülen bir takım olumsuzlukların yegane sebebi, Müslümanların kur'an ve sünnet çizgisinden sapmalarının bir neticesidir.
Tek çözüm,'Allah'ın ipine'sarılmak,islami değerlerimize sahip çıkmak ve yaşamakla mümkün olacaktır.


   
2014-10-25
YORUM YAP
Yorumlarınız onaylandıktan sonra yayına verilecektir. Uygun görülmeyen yorumlarınız yayınlanmayacaktır. Yasal zorunluluk olarak yorum yapan ziyaretçilerimizin IP bilgileri kayıt altına alınacaktır. Teşekkürler...

  YORUMLAR 1 sayfada toplam 2 yorum
Hafız Kemal
2016-07-07 20:56:43    ip: 37.155.252???
MaşaAllah kardeşim Allah fehmini ve fıkhını artırsın çok güzel nasihat olmuş İnşaAllah...
.......................................................................................................................................................................
Funda aydın
2016-06-21 04:21:36    ip: 195.155.19???
Ağzına sağlık dostum yazmaya devam etmeli ses getirmelisin bence
.......................................................................................................................................................................
1
yazarın diğer yazıları