Bu sayfadaki içerik, Adobe Flash Player'ın daha yeni bir sürümünü gerektiriyor.

Adobe Flash player Edinin


GÜNDEM POLİTİKA DÜNYA EKONOMİ SPOR 30 Kasım 2014
Gökhan ERİŞ
Gökhan ERİŞ kimdir?
İmanın,barışın,sevginin peşinde olduğu gibi görünen göründüğü gibi olan kişilik.
Email: [email protected]
  YAZARIN SAYFASI
Sağduyu ve Hakduyu
Ünlü ateist filozof ve eski bir rahip olan Jean Meslier sağduyu yada tanrısızlığın ilmihali olarak bilinen eserinde şöyle diyor;
Bu kadar güclü bir Allah neden insanların kalplerinin bozulmasına izin veriyor ve bu bozulmanın sonucu olarak neden sonsuz cezalara carptırıyor?
Çok açıktır'ki dünya hayatı kimin sapıp kimin doğru yolu bulacağını görmek için hazırlanmış bir sistemdir.
Burda esas mana bize göstermektir aslında kişinin iman etmesi yada inkar etmesi tamamiyle kendi sorumluluğudur Allah türlü vesilelerle insanlara doğruyu ve yanlışı göstermeye çalışır fakat herkes kendi istidatınca hareket eder.
Yani Allah insanların ateist olmasına izin verdi ve bunun sonucunda onları sonsuz bir cezaya mahkum etti diye ona zorba bir hükümdar gözüyle bakmak vicdani değildir çünkü insana düşünme ve seçme hakkı verilmiştir.

Örneğin bir yola girdiniz ve yolun başında dikkat uçurum var diye bir uyarı levhası var fakat siz bunu görmediniz yola devam ettiniz ve ilerde uçurumdan düştünüz bu noktada Allah neden benim bu yola girmeme müsaade etti diye bir soru sormaya hakkınız yoktur çünkü siz uyarı levhasını görmediniz daha dikkatli olsanız görebilirdiniz.
Meslier dünyadaki kusurların,savaşların,hastalıkların Allah tarafından bilinçli olarak tasarladığını algılayamıyor yada bunu anlamsız ve gereksiz buluyor.
Hiçkimse dünyanın mükemmel bir yer olduğunu iddia etmiyor insanın acziyetini anlayabilmesi ve türlü durumlarda nasıl tepki vereceğinin gözlemlenmesi açısından zıtlıklar üzerine kurulu bir dünya var.
Allah 'Dileseydim hepinizi tek bir ümmet yapardım fakat size verdiklerimde sizi denemek istedim'(Maide/48) buyuruyor.
Yine bu noktada Kuran'daki bir ayet öne sürülerek insanın seçme hakkı olmadığı iddia edilir. 'Allah dileseydi elbette hepinizi tek bir ümmet yapardı fakat Allah dilediğini saptırır dilediğini hidayete erdirir'(Nahl/93)

Evet ayeti bu şekliyle okursanız tıpkı meslier gibi Allah'ın kendi keyfine göre insanları saptıran yada doğru yola yönelten zorba bir hükümdar olduğu kanaatine varabilirsiniz fakat Kuran'ı tamamen okuyan ve önyargısız olarak yaklaşan biri Allah'ın insana seçme hakkını verdiğini ve bu seçimlerin sonucuna göre hidayete yada dalalete sürüklediğini bilir yoksa Allah hiç kimseyi kendi keyfine göre dalalete sevketmez.

Kafirlerin kalplerinin mühürlenmesi bu aşamadan sonra olur yoksa Allah hiç kimseyi kafir olarak yaratmaz.
Yine bu noktada hemen şu soru gündeme gelir 'İyide doğduğum ülkeyi, annemi, babamı hatta dinimi ben seçmiyorum nasıl oluyorda Allah beni böyle adaletsiz bir sınavdan sorumlu tutuyor ve hatta başarısız olursam beni sonsuz bir azapla cezalandırıyor?
Şöyleki Allah insanı düşünebilen ve seçme hakkı olan yegane varlık olarak yaratmıştır,insan dünyayı anlamlandıran en değerli varlıktır insanı çıkarırsak dünyanın hiçbir anlamı kalmayacaktır.
Düşünün'ki Allah ben seni halife olarak yarattım buyuruyor bu şerefe seni layık gördüm diyor insanın öncelikle burdaki değeri çok iyi algılaması gerekli.
İnsan olarak yaratılmış olmak çok büyük bir onurdur örnek vermek gerekirse bir heykeltraş düşünelim bu sanatçı dünyanın en muhteşem en harika heykeli yapıyor sonra heykel sanatçısına isyan ediyor beni neden yarattın diyor.

Şimdi bu noktada sanatçı kızmakta haklı değilmidir?
Ben bir taş yığınıyken seni dünyanın en harika heykeli haline getirdim fakat sen bana isyan ediyorsun beni yok sayıyorsun kendi kendine oluştuğunu iddia ediyorsun oysa dünyada senin bir eşin benzerin yok olmasıda mümkün değil çünkü sen benim üstün sanatımın ve zekamın ürünüsün dese haklı değilmidir.
Doğal olarak bu isyanın sürekli devam etmesi halinde sanatçı eserini çöpe atma hakkınada sahiptir sonuçta onun eseridir.İşte dostlar bu örnekte eser insan,sanatçı Allah,çöpte cehennemi temsil eder.
Allah bizi doğduğumuz ülkeden yada ailemizden sorumlu tutmaz hatta uyarır atalarınız yanlış yolda olabilir düşünüp araştırın geleneklere oldugu gibi inanmayın der.
Sorgulayıp düşünmeden inanan biri gerçek anlamda iman etmiş sayılmaz.
Din bir gelenek gibi yaşanırsa taklidi iman olur onu tahkiki imana yükseltmek ancak aklın mührü vurulunca mümkün olur.
İnsan bu alemde bir şaheserken bunun farkına varamadığında yaratılmış olmanın önemini kavrayamadığında beni neden yarattın gibi sualler sorar oysa bu ona verilmiş büyük bir armağandır lakin pekçoğumuz bunu idrak edemez.
İnsanoğlu elbette düşünmeli herşeyi sorgulayarak inanmalıdır ne yazık'ki pekçok alim sorgulamaktan kaçmış bunun kendisini yanlış yollara sürükleyeceğinden korkmuştur oysa doğru bilgiye sadece sorgulayarak ulaşılır Haktan ayrılmadan yapılan sorgu bizi doğruya götürecektir aramakla bulunmaz ama bulanlar arayanlardır demişler elbette herşeye çok net kesin cevaplar bulmak mümkün değildir
Allah bazı şeylerin sır olarak kalmasını istediyse buna saygılı olup bu çercevede düşüncelerimizi yoğunlaştırmalıyız.
Sonuçta kabul etmemiz gereken bir gerçek var'ki kalıplar içindeki sınırlı bir aklın sınırsız bir gücü %100 idrak etmesi mümkün değildir ve buyüzden bazı şeyler Allah dilemedikçe sır olarak kalacaktır.Selam ve dua ile...



   
2014-11-27
YORUM YAP
Yorumlarınız onaylandıktan sonra yayına verilecektir. Uygun görülmeyen yorumlarınız yayınlanmayacaktır. Yasal zorunluluk olarak yorum yapan ziyaretçilerimizin IP bilgileri kayıt altına alınacaktır. Teşekkürler...

  Bu yazıya ilk yorumu yapmak ister misiniz?



yazarın diğer yazıları
- Hayat Sınavının Temel Prensipleri
- Manevi Hastalıkların Tedavisi
- Mutluluğun Sırrı
- Eğitimsiz Doğu Ahlaksız Batı!