Bu sayfadaki içerik, Adobe Flash Player'ın daha yeni bir sürümünü gerektiriyor.

Adobe Flash player Edinin


GÜNDEM POLİTİKA DÜNYA EKONOMİ SPOR 16 Eylül 2016
  YAZARIN SAYFASI
Kötülüğün Sesini Susturabilirsiniz
İyiliği özendiren, yanlışları ortaya çıkaran, devletinin, milletinin huzuru, bütünlüğü için çaba sarf eden, mazlumları koruyan, kardeşçe barış içinde yaşama duygusunu aşılayan, sevgiyi, vicdanı esas alan duyarlı insanlara içinde bulunduğumuz şu dönemde ne kadarda çok ihtiyacımız var.   

 Çoğu zaman duyarlı insanlar karalanıp, yok edilmek isteniyor. Haksızlıklara karşı duyarlı ve uyarmakta basarılı olan insanlara karşı kıskançlıktan dolayı bilinçsizce kusur arama yarışına giriyoruz.

Karşımızdakine çelme takmayı, istismar etmeyi, aşağılamayı, düşmanlık, kin, nefret duymayı ve suçlamayı tercih ediyoruz, birbirimizin güzel yönlerini övmek, takdir, İltifat ve teşvik etmek yerine yeriyoruz! 

Bu da duyarlı insanların gerçekleri dile getirme şevkini kırıp, geri çekilmelerine sebep oluyor. Kösteklemek veya köstekliyenlere tepkisiz kalmak doğru değildir, bize düşen doğruyu desteklemektir..

Çünkü İslam duyarlı olmayı gerektiriyor! Toplumun kaderini çizenler de böyle duyarlı, vicdanlı insanlar değil midir. Duyarlı insanlar toplumda uyarıcı sensör görevini görür, karanlıklara ışık tutarlar. 

Allah bizlerden şunu is-temektedir: Sizden; hayra çağıran, iyiliği (marufu)emreden ve kötülükten (münkirden)sakındıran bir topluluk bulunsun. Kurtuluşa erenler işte bunlardır. ÂLİ İMRÂN Suresi/104

Kuranda da belirtildiği gibi kötülüklere, haksızlıklara karşı her daim mücadele eden bir topluluk olmalıdır. İyiliği telkin edip, kötülükten meneden insani Allah c.c övmüş sevdiği kullarından saymıştır. 

Dinimiz bize toplumsal sorumluluklar yüklemiştir. Bir toplumda iyiliği emretmek müminlere farzdır. Bu ayet müminin zalimin karşısında hakkı açıklamaya davet eder.

Bir benzetmeyle toplumdaki uyarıcı insanların önemini arz edelim..

 Örnek: BEDENİMİZİ DÜŞÜNELİM:

Vücudumuzun içinde bedenimize zarar verebilecek, bütün mikropları önceden fark eden mikroplara karşı uyaran, bizi koruyan, savunan, bağışıklık sistemimiz vardır. Enfeksiyona yol açabilen virüs, bakteri, mantar ve parazit gibi mikro organizmaların zarar verici etkilerine karşı bizleri korur. 

 Toplumun özgür kalabilmesi için ise hür ve cesur insanların zalime sen zalimsin demekten korkmayacak yiğitlerin bulunmasına bağlıdır. Böyle insanlar toplumun bağışıklık sistemini oluşturur. Toplumun duyarlı insanları yoksa bananecilik, nemelazımcılık, baskınsa bağışıklık sistemi felç olmuş demektir. Toplum yok olma tehlikesindedir.

Bu kişiler olmadığında düşmanların engellenmesi, savaşılması, yok edilmesi mümkün olmaz, toplum felaketleri önceden bilemez ve tedbir alamaz, tehlikelerden habersiz olduğumuzdan ve önlem alınmadığından dolayı tehlikelere karşı yenik, bitkin, güçsüz düşeriz.

Bu nedenle aynı gemiyi paylaştığının idrakinde olan ve uyarması gerekenlerin uyarmadığı, suskun kaldığı takdirde de geminin batmasıyla kendisinin de onlarla birlikte batacağının bilen kişilerin olması hayatidir..

İşte bağışıklık sistemimiz sağlıklı yaşamamız için ne kadar önemliyse toplumumuza yaklaşan tehlikeleri, zarar veren unsurları ortaya çıkaran, yanlışları açıklayan, doğruları savunan, duyarlı insanlar olması o kadar önemlidir.. 

Günümüzdeki toplumlarda ise doğru ile yanlış tamamen birbirine karıştırılmıştır. Fedakârlık yapmanın, dürüst olmanın, kısacası vicdana uyarak davranmanın, kişiye bazı şeyler kaybettireceğine dair yanlış bir inanç vardır. 

İnsanlar doğru olanı yaptıkları, söyledikleri için "saf veya enayi ‘' olarak değerlendirilmekte, kendi çıkarları uğruna başkalarının haklarını çiğneyenler ise "zeki, uyanık, becerikli" insanlar olarak yorumlanmaktadırlar. Hâlbuki bu çok büyük bir yanılgıdır. Kuran ahlakına tamamen zıt olan bu durum günümüzde birçok toplum da ne yazık ki kesin bir anlayış olarak yerleşmiştir.

Hakkı gördüğünde söylemekten ve o büyük günü hatırlatmaktan sizi insanlara olan korkunuz engellemesin çünkü eceli yaklaştırmaz ve hiçbir rızkı da uzaklaştırmaz diyor peygamberimiz! Tirmizi ibni mace,taberani. 

 Ve yine Peygamberimiz: Din nasihattir diyor. Müslim  

İyiliği emredip, münkeri engellerken aslında Müslüman nasihat etmektedir. 

Zaten inancımız gereği bir zulüm varsa o zulme karşı ahlaki bir duruş sergilemeliyiz. Mümin bir insan nemelazımcılık yapmamalı, bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın dememelidir.

Dünya sadece aktif kötüler yüzünden değil; en çok pasif iyiler nedeniyle yaşanılamayacak hale gelmiştir. Tolstloy

Kötülerin kazanması için iyilerin suskun kalması yeterlidir. Alıntı

Zulme göz yummak, umursamamak, Allah'ın bizden istediği el emri bil maruf ven nehyi anil münker iyiliği emer kötülüğü neyh etme emrini görmezden gelmek olur. İmanı canlı sadık Müslüman gevşeklik, pasiflik, vurdumduymazlıktan son derece uzaktır. Mümin emri bil maruftan geri durmaz, gevşeklik göstermez, münkiri hoş görüp ona yaklaşmaz, gücü yettiğince onu değiştirmeye gayret eder. 

Başkalarının acısıyla kaygılanmayan kişi, sana insan demek yakışık almaz. Diyor. Şeyh Sadi Şirazi

Toplumsal değişimin olması için ilk adım bireysel değişmedir, bizler fertler olarak biran önce kendimizi değiştirmeliyiz diğer insanlarda zaten iyi insanları örnekleyip değişeceklerdir inşaAllah ! 

İstiklal marşı şairimiz Mehmet Akif Ersoy ne güzel söylemiş;

Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem,

Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim,

Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim.

Adam aldırma da geç git, diyemem, aldırırım.

Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım.

Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu...


Allah hakkı savunma cesareti gösterenlerden olmamızı nasip etsin. İnşallah



   
2014-12-05
YORUM YAP
Yorumlarınız onaylandıktan sonra yayına verilecektir. Uygun görülmeyen yorumlarınız yayınlanmayacaktır. Yasal zorunluluk olarak yorum yapan ziyaretçilerimizin IP bilgileri kayıt altına alınacaktır. Teşekkürler...

  Bu yazıya ilk yorumu yapmak ister misiniz?



yazarın diğer yazıları