Bu sayfadaki içerik, Adobe Flash Player'ın daha yeni bir sürümünü gerektiriyor.

Adobe Flash player Edinin


GÜNDEM POLİTİKA DÜNYA EKONOMİ SPOR 09 Mayıs 2015
Gürbüz BATTAL
Gürbüz BATTAL kimdir?
1951 Sarıkamış Yeniköy doğumlu. 1969 yılında Kars Kâzım Karabekir İlköğretmen Okulu’ndan mezun oldu. Manisa’da 37 yıl sınıf öğretmenliği yaptı. 2006 yılında emekli oldu. 6 yıldır Manisa Özel Eğitim İş Uygulama Merkezi'nde sınıf öğretmenliği yapıyor. Evli, üç çocuk babası, dört torun dedesi.
Email: [email protected]
  YAZARIN SAYFASI
Devletin resmi ideolojisi olmaz!
Başbakan Ahmet Davutoğlu, 23 Kasım 2014'te Tunceli'de Dersim olayları ile ilgili olarak yaptığı konuşmada. ' İskilipli Atıf Hoca ile Seyid Rıza'nın idama yürüyüşlerindeki temel ortaklık, devletin resmi ideolojisinden farklı düşünmekti. Biz şunu diyoruz, bundan sonra devletin resmi ideolojisi olmayacak. Devletin bir tek, millete bağı ve aidiyeti olacak. Milletin, toplumun her kesimiyle bağı olmayan bir devlet resmi ideolojiyle yaşayamaz. Hep beraber konuşacağız, kızmadan, öfkelenmeden. Hepimizin yaşadığı acıları paylaşarak konuşacağız... Şimdi herkesin onurla, gururla, öne çıkıp ne düşüncedeyse, ne ideolojideyse, hangi etnik veya mezhebi veya dini arka plandan gelmişse gururla, onurla bunları dile getirme vaktidir' dedi.

Bunu çok önemli bir olay olarak görüyorum.

Öncelikle devletin resmi ideolojinin ne olduğundan başlamak istiyorum.

Resmi ideoloji, devlet organlarının vatandaş davranışlarına yön veren politik, hukuki, bilimsel, felsefi, dinsel, moral ve estetik düşünceler bütünüdür. Bu konuda devlet kurumu belli kurallar ve yöntemler koyar, herkesin bu kurallara uymasını ister.

Resmi ideoloji uygulayan devletlerde resmi tarih de resmi ideoloji kavramı etrafında şekillenir. Bu devletlerde resmi ideoloji ve resmi tarih eleştirilere kapalıdır. Hiç kimse bu konuda eleştiride bulunamaz.

Her devlet kurulduğunda kendisini koruyacak kurallar koyar ve devletin güvenliği ve geleceği tehlike altına girerse gerekli tedbirler alır.

Burada sorun yok. Sorun, devletin, herkesin kendi resmi ideolojisine göre yaşamını şekillendirmesini ve kayıtsız şatsız bu kurallara uymasını istemesidir.

Unuttukları şeyin ise herkesin kendileri gibi inanmak ve ibadet etmek zorunda olmamasıdır.

Resmi ideoloji konusunda eleştirilerin yoğunlaştığı en önemli noktalardan birisi, Cumhuriyet'in diyanet işleri politikasıdır. Bu yapılanma, Alevilerin tepkisini çekmektedir. Aleviler yıllarca kendilerini saklamak, gizli ibadet etmek zorunda bıraktı.

Dünyadaki en büyük silahın ‘inanmak' ya da ‘iman' olduğu dikkate alınırsa insanın inandığı gibi ibadet edememesi ne kadar azap verici bir durumdur.

İnancını yaşayamama sadece Alevilerde değil inancından dolayı başörtüsü takmak zorunda olan kızların başlarını zorla açtırma uygulaması da büyük travmalara sebep olmuştur.

Devletin resmi ideolojisi yüzünden insanlar dışlandı, çok acılar çekildi, hakaretlere uğradı, sürgün edildi. Devletin resmi ideolojisine aykırı davranış gösteren her kesimden insanlar büyük mağduriyetler yaşadı.

Kürt, Kürt olduğunu, Ermeni, Ermeni olduğunu, Yahudi, Yahudi olduğunu, Alevi, Alevi olduğunu inkâr etmek zorunda kaldı.

Yıllarca Türkiye Cumhuriyeti ırkçı bir devlet olarak suçlandı.

Hâlbuki 1924 Anayasası'nın 88. maddesinde Türkiye, ahalisine din ve ırk farkı olmaksızın vatandaşlık itibariyle Türk ıtlak ( adlandırma, adlandırılır) olunur demektedir. Anayasanın bu maddesi devletimizin ırkçı temellerle kurulduğu tezini kökten çürütüyor.

 Buna rağmen yıllarca tek tip insan yaratılmaya çalışıldı. Yerleşim yerlerinin isimleri değiştirildi. Vatandaşın çocuğuna dilediği ismi vermesi yasaklandı.

Devletimiz vatandaşına güvenmediği gibi kendisi de vatandaşa güven veremedi.

Çoğu Avrupa devletleri kurulurken her şey insan için prensibi uygulanırken bizde ‘ her şey devlet için' prensibi uygulanmıştır. Bu yüzden ne insanımız ne de devletimiz huzur buldu.

Burada devlet erkini elinde tutan yapıların önemli bir günahı var.

Yurttaşlar sıkıntılarını dertlerini ortaya koyamadı. Bu dert ve sıkıntılarını anlatanlar bölücülükle, hainlikle suçlandı.

Davutoğlu, Alevilerin ve herhangi bir toplum kesiminin başka toplum kesimlerine karşı ayrıcalık yapılmayacağını, buna izin verileyeceğini belirttikten sonra toplum içinde herkes eşit vatandaşlık haklarından istifade eder' diyor.

Doğrusu da budur. Bundan sonra hiçbir gücün dil, din, ırk ve inanç mensuplarına karşı ayrımcılık yapmayacağı günler dileğiyle kalın sağlıcakla....

   
2014-12-08
YORUM YAP
Yorumlarınız onaylandıktan sonra yayına verilecektir. Uygun görülmeyen yorumlarınız yayınlanmayacaktır. Yasal zorunluluk olarak yorum yapan ziyaretçilerimizin IP bilgileri kayıt altına alınacaktır. Teşekkürler...

  Bu yazıya ilk yorumu yapmak ister misiniz?



yazarın diğer yazıları
- Protokol Kutlamaları