Bu sayfadaki içerik, Adobe Flash Player'ın daha yeni bir sürümünü gerektiriyor.

Adobe Flash player Edinin


GÜNDEM POLİTİKA DÜNYA EKONOMİ SPOR 01 Eylül 2015
Mert ARSLANOĞLU
Mert ARSLANOĞLU kimdir?
Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği'nden mezunum, beş yıl önce kendi şirketimi kurdum. Evliyim, iki çocuk sahibiyim. Çok yoğun çalışmama rağmen yazmak benim tutkum. Düşüncelerimi çok kolay yazıya dökebiliyorum ve insanlarla düşüncelerimi paylaşmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Tam anlamıyla araştırmacı bir kişiliğe sahibim. Tarih, bilim, kültür ve sanat dalında bilgilerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Özellikle antik çağlarda yazılan eserleri incelemeye, binlerce yıl öncesinden günümüze kalan yazıtlara karşı çok ilgim var. Bloghaber, Milliyet Blog, Radikal Blog sitelerinde yazıyorum.
Email: [email protected]
  YAZARIN SAYFASI
Ölümden kaçmak...
Ölümden kaçmak, ölümü unutmaya çalışmak...

Evet nasıl bu dünyaya gözlerimi açtığım bir an varsa o gözlerimi kapatacağım bir anda var. Bugün mü olur, yarın mı olur, yoksa yıllar sonra mı olur bilmiyorum. Evet yazımın başlığı 'ölümden kaçmak ve ölümü unutmaya çalışmak'. Çünkü birçok insan sanki ölüm yokmuş gibi yaşıyor, var gücüyle ölümü unutmaya çabalıyor. Hâlbuki ölüm hepimizin hiçbir şekilde kaçamayacağımız bir gerçek. Er ya da geç ölüm anımızla buluşacağız. Ölüm iman eden insanlar için ise korkulacak bir an değil tam tersine müthiş güzelliklerin, sonsuz mutluluğun başlayacağı bir an, bunu çok iyi biliyoruz.

Hâlbuki birçok kişi ölümden o kadar korkuyor ki... Çünkü ölümü adeta bir yok olma gibi görüyor. Mezarda çürüyeceğini düşünüyor. Her şeyini, bedenini, sevdiklerini, yaşamını bir anda kaybedeceğini düşünüyor. İmansız bir ruh hayatın yalnızca dünyadan ibaret olduğunu zannediyor. Ve bunun için de ölesiye dünyaya yapışıyor. Dünyayı o kadar çok seviyor ki, her ne olursa olsun asla bırakmak istemiyor. Bin yıl yaşasa bin yıl daha isteyecek ve kuşkusuz o da ona yetmeyecek...

Oysa ölüm hayal olan bir hayatın bitip sonsuza kadar sürecek olan gerçek hayatımızın başlangıcıdır. Peygamberimiz 'insanlar uykudadır, ölünce uyanırlar' diyor. İmanlı bir insan için ölüm adeta çok güzel bir hediye. Yıllardır büyük bir özlemle, aşkla, sevgiyle beklediğimiz Allah'a kavuşma vaktidir ölüm. Benim için de öyle. Bende bu dünyada Allah için yaşayıp, Allah için tebliğ yapıp, Allah için nefesimin son anına kadar salih amellerde bulunmak istiyorum. Ve kaderimde yine O'nun belirlediği vakitte yine O'nun izniyle Allah'a ve cennete kavuşmak istiyorum.

Biliyorum ki bu dünya çok eksik, biliyorum ki bu dünya çok zor, biliyorum ki bu dünya imtihanlarla dolu. Bu dünyanın en güzel yanı iman dolu bir kalple yaşamak, Allah için çabalamak, imtihanlara güzellikle sabretmek, sürekli tebliğ yapmak ve daima 'Rabbim ne yaparsa en doğrusunu yaratır, her olayda hayır ve hikmet vardır' demek.

Yoksa cennetten bakıldığında bu dünyanın ne kadar eksik, köhne, puslu bir yer olduğunu görebiliyorum ben. Cennet bahçeleriyle, cennet sokaklarıyla, cennet köşkleri ve sofralarıyla, cennet kıyafetleriyle kıyaslandığında dünyanın ne kadar kötü kaldığını hissedebiliyorum ben. Ve tüm müminlerin gerçek yurdu olan cenneti çok özlüyorum. Oradaki samimi sohbetleri duymak, sahabeleri, dünyalar güzeli peygamberleri görmek istiyorum.

Ölümden sonraki hayatı bilmeyenler ise dünyaya yapışıp kalıyorlar. Hırsla tüm zevkleri tüketmeye çalışıyorlar ama bir türlü mutlu olamıyorlar. Bilmiyorlar ki imansız bir kalp dünyada mutlu olamaz, bilmiyorlar ki Allah'ı unutan bu dünyada huzur bulamaz.

İnkar edenler ateşe sunulacakları gün, (onlara şöyle denir:) "Siz dünya hayatınızda bütün 'güzellikleriniz ve zevklerinizi tüketip- yok ettiniz, onlarla yaşayıp- zevk sürdünüz. İşte yeryüzünde haksız yere büyüklenmeniz (istikbarınız) ve fasıklıkta bulunmanızdan dolayı, bugün alçaltıcı bir azap ile cezalandırılacaksınız." (Ahkaf Suresi, 20)

İmanlı bir kalp ölümü aşkla ve şevkle bekliyor, imansız bir kalp ise ölümden sürekli kaçıyor, işte gerçek bu. İster kaçın, ister unutmaya çalışın ölüm melekleri görevlerini yapmak üzere çoktan hazır bir şekilde bekliyor. Kimimiz için bir saniye sonra, kimimiz için ise yıllar sonra. Ölümü unutmak, hiç akla getirmemek, ahireti terk edip dünyaya dalmak, Allah'ı unutmak çok büyük akılsızlıktır ve sonu çok büyük bir pişmanlıktır. Her insan ölüm anı gelip de ölüm melekleri karşısına geldiğinde bu söylediklerimin çok doğru olduğunu anlayacaktır. Unutamayın ki ölümü unutan insan yalnızca ve yalnızca kendisini kandırır. Ölümle birlikte hayat ve ahiret arasında aşılmaz bir duvar örülecek ve artık geriye dönüş asla mümkün olmayacaktır. Bu yüzden dünyaya kapılmak yerine kalbinizi imanla doldurun, dünyanın geçiciliğini fark edin ve büyük bir şevkle sonsuz hayatınızı bekleyin. Eğer imanla bu dünyayı terk ederseniz karşılaşacağınız cennetin güzelliği ve ihtişamı karşısında sizin de soluğunuz kesilecek ve sizin de dudaklarınızdan 'Rabbim sana şükürler olsun, bana bu sonsuz güzelliği bağışladığın için' sözleri dökülecek...

Her nefis ölümü tadıcıdır. Kıyamet günü elbette ecirleriniz eksiksizce ödenecektir. Kim ateşten uzaklaştırılır ve cennete sokulursa, artık o gerçekten kurtuluşa ermiştir. Dünya hayatı, aldatıcı metadan başka bir şey değildir. (Ali İmran Suresi, 185)

Allah, mü'min erkeklere ve mü'min kadınlara içinde ebedi kalmak üzere, altından ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde güzel meskenler vadetmiştir. Allah'tan olan hoşnutluk ise en büyüktür. İşte büyük kurtuluş ve mutluluk budur. (Tevbe Suresi, 72)

Allah onlar için, süresiz kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler hazırladı. İşte büyük 'kurtuluş ve mutluluk' budur. (Tevbe Suresi, 89)

Tüm yazılarım: http://mertaslanoglu.blogspot.com/

 

 



   
2014-12-27
YORUM YAP
Yorumlarınız onaylandıktan sonra yayına verilecektir. Uygun görülmeyen yorumlarınız yayınlanmayacaktır. Yasal zorunluluk olarak yorum yapan ziyaretçilerimizin IP bilgileri kayıt altına alınacaktır. Teşekkürler...

  Bu yazıya ilk yorumu yapmak ister misiniz?



yazarın diğer yazıları