Bu sayfadaki içerik, Adobe Flash Player'ın daha yeni bir sürümünü gerektiriyor.

Adobe Flash player Edinin


GÜNDEM POLİTİKA DÜNYA EKONOMİ SPOR 18 Ağustos 2016
Muzaffer OĞUZ
Muzaffer OĞUZ kimdir?
www.belirtiyorum.com da köşe yazarı. 17 Mart 1971’de Düzce’de doğdu. Babasının işi gereği daha 5 aylıkken Kocaeli’ye göç etti. İlk, orta ve Lise tahsilini Kocaeli’de tamamladı. Trakya Üniversitesi’nde okurken tekrardan girdiği ÖSS sınavında Ondokuz Mayıs Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü’nü kazandı. Kimya öğretimini tamamlayarak aynı yıl (1994) Şanlıurfa ilinde Kimya Öğretmenliğine başladı. Bu arada İzmir’de 247. kısa dönem olarak vatani görevini tamamladıktan sonra Zonguldak iline tayin edildi. Zonguldak’ta 3 yıl çalıştıktan sonra 2000 yılında Kocaeli iline tayin oldu. Hala Körfez ilçede bir lisede müdür yardımcısı olarak görev yapıyor. Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi Kamu Yönetimi mezunuda olan Oğuz, son 10 yıldır çeşitli gazete ve dergilerde yazılar yazıyor. Kocaeli iline hitap eden bir internet haber portalında (www.belirtiyorum.com) editörlük ve yazarlık yapmaktadır. A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı da olan Muzaffer Oğuz, evli ve 2 erkek çocuk babasıdır.
Email: [email protected]
  YAZARIN SAYFASI
Kamuda Çalışan İş Güvenliği Uzmanları (İGU)
Yazılarımı sürekli takip edenler çok iyi biliyorlar ki, uzun süredir kamuda çalışan iş güvenliği uzmanlarının acilen sürece yönelik işbirliği yaparak özellikle okullarımızda güvenli ortam yaratma adına iş güvenliği kültürünün yaygınlaşması için etkili olmaları gerektiğine dikkat çekiyorum.
Çünkü gün geçmesin ki okullarımızda yaşanan ve ölüm yada yaralanma ile sonuçlanan kazalar yaşanmasın... Çok küçük ihmallerin büyük kazalara sebep olduğunu okuyor, izliyoruz...
Üsküdar'da bir ortaokulda yapılan bir deney esnasında 11 yaşındaki M. Ö. iki gözünü kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya kalmış, okullarımızda iş güvenliği ve sağlığı tedbirlerinin 2016 yılına ötelenmesi kararının tekrardan gözden geçirilmesini zorunlu kılmıştır.
Bu okulumuzda iş güvenliği çerçevesinde çalışmalara başlanmış olsaydı belki verilen eğitimlerle daha güvenli ortamlarda deney yapılmasının önemine, önceliğin kişi güvenliği tedbirlerinin alınmasına dikkat çekilmiş olunabilirdi.
Tam da bu noktada Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Sağlığı Güvenliği Meclisi verilerine bakmakta büyük yarar görüyorum.
Yıllara göre ölümlü iş kazaları kriter alındığında ölen işçi sayısı şöyle: 2008 yılında 865 işçi, 2009 yılında bin 171 işçi, 2010 yılında bin 444 işçi, 2011 yılında bin 700 işçi, 2012 yılında 744 işçi, 2013 yılında bin 235 işçi ve 2014 yılında bin 886 işçi yaşamını yitirmiştir.
2014 yılını aylara göre incelediğimizde ise; Ocak ayında 97, şubat ayında 82, mart ayında 122, nisan ayında 121, mayıs ayında 417, haziran ayında 146, temmuz ayında 127, ağustos ayında 159, eylül ayında 146, ekim ayında 160, kasım ayında 123 ve aralık ayında da 127 işçinin hayatını kaybettiğini görüyoruz. Görüldüğü gibi rakamlar korkunç boyutta...
2014 yılında Kocaeli'de 67 işçinin öldüğü, ülke genelinde ise bin 886 kişinin yaşamını yitirdiği iş kazalarında yine birinciliği inşaatlar alıyor.
Bu işçilerden 423'ü inşaatta çalışırken, 421'i trafik ve servis kazası nedeniyle, 395'i zehirlenme ve boğulma ile, 386'sı madende iş esnasında, 309'u tarım işkolunda, 298'i düşme, 29'u meslek hastalığı nedeniyle can verdi.
Arşivlere baktığımızda okullarda ise demir kapının, basketbol potasının, kale direğinin, lavabonun öğrenci üzerine düşmesi nedeniyle ölümler meydana geldiği, kapı kolunun çarpmasıyla, deney esnasında görme kayıplarının yaşandığı, yine okullarda yüksekten düşme, merdivenlerden düşme gibi hadiselerin yaşandığına şahit oluyoruz. Bu tür olaylar en aza indirilebilir...
Bu nedenle her ne kadar zorunluluk 2016 yılında başlıyormuş gibi görünse de 30 Haziran 2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın 69056431/200/113 sayılı talimatı, 29 Aralık 2012 tarih ve 28512 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Değerlendirme Yönetmeliği, 18 Ocak 2013 tarih ve 28532 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulları Hakkında Yönetmelik ile 29 Aralık 2012 tarih ve 28512 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İş Güvenliği Uzmanlarının Görev, Yetki, Sorumluluk ve Eğitimleri Hakkında Yönetmelik çerçevesinde bir an önce kamuda da çalışmalara hız verilmesi gerekmektedir.
Kaldı ki son günlerde yine bu yönde bir çok yasal çalışmalar yapılmakta, taslak metinler ortalıkta dolaşmaktadır. Bir takım düzenlemelerin yapılması da an meselesi olup kamuoyunca merakla beklenmektedir.
Kamuda özellikle de mili eğitimde iş güvenliği konusunda birkaç şehirde hızla çalışmalar yapılmış, İl ve ilçe milli eğitim müdürlükleri bünyesinde oluşturulan komisyon ve koordinatörler üzerinden çalışmalar da çok yol alınmıştır.
Kocaeli'de de son günlerde bir hareketlilik başlamış, bir şube müdürü bünyesinde oluşturulan birim üzerinden görevlendirme yapılması çalışmalarında belirli bir noktaya gelinmiştir.
Bu çerçevede Kocaeli genelindeki tüm iş güvenliği uzmanları ile bir toplantı yapılmış ve bu toplantı gayet verimli geçmiştir.
Ancak bununla kalınmayıp acilen iş güvenliği uzmanları ile birim yetkililerinin katılacağı bir çalıştay toplanmasına da ihtiyaç duyulmaktadır.
Çünkü kamuda çalışan iş güvenliği uzmanları çok büyük bir sorumluluk altına girerken, bu arkadaşların büyük bir çoğunluğu iş sağlığı ve güvenliği bilincine sahip olmayan idarecilerine bu durumu anlatabilmiş değildir.
İşin ciddiyetinin farkında olmayan özellikle de son günlerde yoğun bir şekilde yeni görevlerine başlayan çiçeği burnunda okul müdürleri bu konudaki yasal süreçten bilgisiz ve işin aciliyetine de hiç inanmadıkları için iş güvenliği uzmanlarına ciddi sorunlar çıkarabilmektedirler.
Edindiğimiz bilgilere göre iş güvenliği uzmanı arkadaşlarımıza 'şu kadar ders ücretini /koordinatörlüğünü keserim' diyebilen okul müdürleri mevcut iken bu konuda nasıl yol alınacağı da bir garabettir.
Kaldı ki cüzi bir ücret karşılığında sadece ve sadece iş sağlığı ve güvenliği kültürünün yaygınlaşması adına bu işi yapmaya razı olan kamudaki iş güvenliği uzmanı arkadaşlara teşekkür edip saygı duyulması gerekirken yukarıda belirttiğim tarzda yaşanacak olumsuzluklar umarım arkadaşlarımızın şevkini kırmayacaktır.
İGU arkadaşlarımızın bu bilinci yaygınlaştırabilmek için öncelikle bu konulardan bihaber idarecilere konuyu çok iyi anlatmaları gerekmektedir.
Yaşanan sorunlar bununla da çözülemeyecek ve mutlaka iş güvenliği uzmanlarının yaşayabileceği sorunların tartışılması sağlanarak gerekli tedbirlerin alınması yönünde çalışmalar yapmaya, kararlar alınmaya, yasalar yönetmelikler oluşturulmaya üst makamlar zorlanmalıdır.
Bunun yapılabilmesi içinde iş güvenliği uzmanlarının sorunlarını çözmeye yönelik, bağımsız, gücünü tamamen iş güvenliği uzmanı üyelerinden alan sivil toplum örgütlerine sahip çıkılmalıdır.
Bu konuda arka bahçe olmayan, güdümsüz, bağımsız, özgür oluşumların desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum.
Üye profilinin siyasi olmadığı, tamamen meslek çıkarlarını ve iş güvenliği kültürünün yaygınlaştırılarak çağdaş bir toplum olmanın gereğine inanan, kamudaki sadece belli bir sendika mensuplarının toplandığı değil aksine herkese kucak açabilen oluşumlara destek verilmesi gerektiğine inanıyorum.
Ülkemizde iş sağlığı ve güvenliği kültürünün ve bilincinin oluşturulmasına yönelik bu güne kadar yaptığı çalışmalarla kendini kabul ettiren ve en eski oluşum olan İş Güvenliği Uzmanları Derneği (İSGDER) hakkında fazla bilgi vermeme gerek yok.
Merak eden okurlarım nette yapacakları küçük bir araştırma sonucunda bu güne kadar kat edilen yolda İSGDER yetkililerinin; ne kadar kanun tasarısına, yönetmelik önerilerine, katıldığı çalıştaylara, Bakanlık yetkilileri ile yapılan toplantılara çok kolay ulaşabilirler.
İSGDER'in önümüzdeki süreçte kamuda çalışan iş güvenliği uzmanlarına yönelik çok köklü çalışmalara imza atacağı bilgisine ulaştıktan sonra hiç tereddütsüz bu derneğe üye oldum ve şu anda yönetim kurulu üyesiyim.
Sadece meslek sorunlarının konuşulduğu bir ortam olması nedeniyle çok farklı görüşte insanların dostane olarak bir arada yer aldığı bir sivil toplum örgütü olduğunu özellikle vurgulamak isterim.
Kamudaki iş güvenliği uzmanlarının sorunlarına yönelik yapılacak çalışmalarda tüm arkadaşlarımızı da aramızda görmek isterim.
Aslında kamuda çalışan biri olarak her zaman savuna geldiğim bir konu daha var ki, keşke diyorum kamu çalışanlarında tek bir sendika olsa da farklı görüşteki kişiler değişik zamanlarda yönetimleri ele geçirmek için gayret etse, sonuçta tüm üyelerinin çıkarlarını korumaya çalışacakları için bu günkü gibi parçalanmış olma durumu da otomatikman ortadan kalkmış olsa diyorum ve bu nedenle hala bir sendikaya üye olmuşta değilim.
Umarım İSGDER çatısı altında tüm iş güvenliği uzmanları hiçbir ayrım gözetilmeksizin kendilerini ifade etme imkanını da bulurlar. Buradan yeri gelmişken hemen yeni bir bilgiyi de sizlerle paylaşmak isterim.
Yurdun bir çok ilinde örgütlü olan İSGDER kısa bir süre sonra konfederasyonlaşmaya gidiyor.
İSGDER, hala iş güvenliği uzmanlarının en büyük oluşumu olarak yoluna devam ediyor ve kısa süre sonrada en büyük konfederasyon olarak tüm iş güvenliği uzmanlarının en güvenilir sesi olarak yola devam edecek.
En güvenilir noktada buluşmak üzere, Tüm İGU arkadaşlarımıza kazasız, belasız, başarılı çalışmalar diliyorum.

Hoşçakalın...



   
2015-01-08
YORUM YAP
Yorumlarınız onaylandıktan sonra yayına verilecektir. Uygun görülmeyen yorumlarınız yayınlanmayacaktır. Yasal zorunluluk olarak yorum yapan ziyaretçilerimizin IP bilgileri kayıt altına alınacaktır. Teşekkürler...

  Bu yazıya ilk yorumu yapmak ister misiniz?



yazarın diğer yazıları