Bu sayfadaki içerik, Adobe Flash Player'ın daha yeni bir sürümünü gerektiriyor.

Adobe Flash player Edinin


GÜNDEM POLİTİKA DÜNYA EKONOMİ SPOR 03 Mayıs 2015
  YAZARIN SAYFASI
Kur'ansız Dindarlar
Tarih boyunca tüm Peygamberler sadece dinsizliğe karşı değil, kendi dönemlerinin din adamlarına ruhbanlarına, bağnazlarına, müşriklerine karşı da mücadele etmişlerdir. Bu nedenle bu yazımda kendini dindar zanneden ama  kuran ahlakından uzak  sözde dindar insanlardan bahsedeceğim..

Kuran'da bir insanın yaşamının her anında gereksinim duyacağı temel bilgilerin tümü verilmektedir. Allah'ın sözü olan Kuran, doğru ile yanlışın, iyi ile kötünün ne olduğunu insanlara bildiren hak kitaptır. 

Andolsun, size (bütün durumlarınızı kapsayan) zikrinizin içinde bulunduğu bir Kitap indirdik. Yine de akıllanmayacak mısınız? [Enbiya Suresi, 10]

Biz Kitap'ta hiç bir şeyi noksan bırakmadık... [En'am Suresi, 38]" ve birçok ayette de olduğu gibi Rabbimiz Kuran yeterlidir ve apaçıktır diye buyurmaktadır. 

Biz dinimizi kurandan başka her yerden öğreniyoruz ama oturup da kurandan bize iletilen vahiyleri incelemiyoruz.

Kurandaki tanımlara göre hayatını inşa eden kişi Allaha kul olarak özgürlüğün doruğuna ulaşır. Hayatını Allahtan başkalarının din diye dayattığı uydurmalara göre yönlendiren kişi ise hayatına yön verenlerin kölesi olur. İnancımıza göre dinimize bakış açımızı aile kültürel etkiler toplumsal ahlaki kurallara göre düzenlenmemesi gerekir, bu nedenle Atalarının dini üzere olanlar kuranda kınanmıştır.

 Lokman 21 -Onlara; "Allah'ın indirdiklerine uyun" denildiğinde, derler ki; "Hayır, biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız." Şayet şeytan, onları çılgınca yanan ateşin azabına çağırmışsa da mı (buna uyacaklar)

 Günümüzde ne acıdır ki din yalnızca ibadetten ibaret olarak algılanıyor. Bu gün Müslümanlar sadece ibadet Müslüman'ı oldular. Bu ise hac üstüne hac yapıp, defalarca umreye gidip böylelikle üzerine düşen görevleri yapmanın huzurunu yaşayan, yanındaki yetimi, öksüzü gözetmeyen veya asgari ücretle çalışıp ev geçindiren yakınına, komşusuna yardım etmeyen bir dindar kesimi oluşturdu. Oysa din sadece ibadet değildir. KURAN yaşamın her anına müdahildir, yani yaşam tarzıdır, aksi takdirde bir insan düşünün şekli konularda çok titiz her gün namaz kılıyor, oruç tutuyor, elinde tespih çekiyor, başında takkesi, yüzünde sakalı, Kuran'ı ezbere biliyor, Arapçasından okuyor, fakat tatbik etmiyor. İnsanlara, canlılara çocuklara, karşı tavrında soğuk, gaddar katı ve affedici değil.  Bu dindarlık değildir. Dindar görünümlü dinsizdir. İnsan hem aklını, hem ahlakını, hem karakterini Rahmani görüşlerle aydınlatmalı, süslemelidir.

 Kuran her an her zaman canlı aktif bir özne gibidir. Onunla konuşup diyalog kurmak gerekir. Kuranın yaptığı uyarılar ve verdiği bilgiler doğrudan insan odaklıdır. Bunun için insana ruhsal yapısını tanıtması, kişiliğini, duygu ve düşüncelerini, ihtiyaç ve nefsanî yönelimleri ile zaaf ve sorumluluklarını göstermesi açısından onunla iletişim kurarak, farkındalık kazanmayı sağlamalıyız. Böylelikle Allahın öğütlerine yasalarına sarılıp heva ve heveslerden din dışı eylemlerden zalimlik haksızlıktan uzak kalmış oluruz.

  Ayrıca din adına bize öğretilen kuran dışı kuranla zıt öğretileri terk etmek gerekir. Kurana baktığımızda ve içimizdeki akıl ve vicdan kitabıyla kıyasladığımızda hurafelerin kuran dışı kaynakların vicdana nasılda ters düştüğünü görürüz. Hurafelerin oluşturduğu toplum modellerinde hiçbir zaman toplumun haklarını savunan, canlıları, doğayı, çevreyi koruyan, temiz tutan tutumları göremezsiniz. Bakın orta doğudaki ve Avrupa'daki ülkelere ve yaşayan insanlara asıl kuran uygun kuralları onlar yaşıyorlar. İşte İslam dünyasının din adına düştüğü CEHALETİN KAYNAĞI İslam harici uygulamalardır.

 Burada sadece birkaç örnek vereceğim bundan önceki diğer yazılarımda hurafeler daha detaylı bulunmaktadır oradan bakabilirsiniz ..

 Namazı bozan şeyler kara köpek, eşek, domuz ve kadındır. (Müslim, Salat 265; Tirmizi Salat 253/338; Ebu Davud, Salat 110/720)

 Uğursuzluk üç şeyde vardır: Kadında, evde ve atta. (Ebu Davud, Tıb 24/3922; Müslim, Selam 34/115; Buhari, Nikâh, 17/4805)

 Peygamber, savaşta kadınların va çocukların öldürülmesinin bir sakıncası olmadığını söyledi' (Buhari, Cihad/146; Ebu Davud 113)

 Bu tür düşünceleri din zanneden ve din adına savunan Bağnaz ve yobazların bu  hurafelere neden saplaştıklarını şimdi işid gibi örgütlerden dolayı daha iyi anlıyorum, kadınları köle yapan ,çocukları öldüren, canlılara zarar veren,sebepsiz yere  binlerce yıllık tarihi eserleri kırıp ,yakanlar İşte Kendi içlerindeki kini, nefreti ,sevgisizliği  bu uydurmaları dinin emirleri gibi görüp vicdanlarında  meşrulaştırmayı  amaçlamışlardır.

 Karakterlerine uyan bu sözleri peygambere itaat edin ayetiyle pekiştirip, sözde rablerinin emirleri gibi göstererek hâşâ Allah dayandırıp, bunları uygularken de kendilerini dine uyduklarını zannedip, çirkin karakterleriyle takvalı olacaklarını düşünürler. 

 Peygamber size ne verdiyse alın size neyi yasakladıysa kaçının (bkz. haşr 7) ayetinin savaş ganimetleri ile ilgili husus olduğunu aynı ayetin başında görmekteyiz.

 -Ben sadece, bana gönderilen vahye uyuyorum. (enam 50 den)Allah 'a ve peygambere itaat ayetlerinin VAHYE İTAAT olduğunu görüyoruz..

 "Kendi hükmünde hiç kimseyi ortak kılmaz." (Kehf suresi 26 )

 Bunlar bu ayeti görmezden gelirler!!  Kendilerince kuranda olmayan bir çok haramlar belirlerler müzik,erkeklere altın,resim heykel,kaşların alınması,dövme yaptırmanın yasaklanması ,erkeklere sakal kesmenin kırmızı elbisenin yasaklanması gibi vs.. yasaklar uydurur,oysa bu yasaklara kendileri de uymazlar,onlar için, din ne kadar zorsa o kadar makbuldür. Zorlaştırmak için de Peygamberimiz (sav) ve sahabeden gerçek dışı örnekler verirler. Bu örneklere uymayanların da Peygamberimiz (sav)'in şefaatine nail olamayacağını, hatta kâfir olacağını, cehennemlik olunacağını iddia ederler. 

 Unutmamak gerekir ki, Peygamberimiz (sav)'in sünneti Kuran'dır. Resulullah (sav), Kuran'a uygun olmayan hiçbir şey asla söylemez ve yapmaz.

 (Bir bidat olarak) Türettikleri RUHBANLIĞI ise, Biz onlara yazmadık (emretmedik). Ancak Allah'ın rızasını aramak için (türettiler) ama buna da gerektiği gibi uymadılar. Bununla birlikte onlardan iman edenlere ecirlerini verdik, onlardan birçoğu da fasık olanlardır. (Hadid Suresi, 27)

 Rabbimiz 'Allah, size kolaylık diler, zorluk dilemez' (Bakara Suresi, 185) buyurmuştur.

 Dillerinizin yalan yere nitelendirmesi dolayısıyla şuna helal, buna haram demeyin. «¸çünkü Allah'a karşı yalan uydurmuş olursunuz. Şüphesiz Allah'a karşı yalan uyduranlar kurtuluşa ermezler. (16/116)

 Oysa helal ve haram Kuran'da çok açık bildirilmiştir. Helal dairesi çok geniştir, din kolaydır. Müslümanlar Allah'ın bildirdiği sınırlar içinde alabildiğine özgür yaşarlar. 

Ayrıca Heykeli put edinip tapmaktır yasak olan. Hurafeyi esas alıp ayetlerin hükmünü görmezden gelen kişiler müşrik olarak tanımlanır Kuran'da. Müşrik ve münafık Kuran'ı yeterli görmez ve hurafeyi Kuran'dan öne geçirir. 

 Bağnaz ve yobazlarla sohbet ettiğinizde şunu fark edersin empati yapamazlar, kaba ve sertçe konuyu çözümlemeye yönelik değil de kişiselleştirerek savunmaya, çatışmaya dayalı tartışmaya başlarlar, iyilikle dile getirmezler, hoşgörülü değillerdir, sığ ve dar çerçeveden bakarlar, kemikleşmiştir düşünceleri, geniş düşünemezler, hakaretle doludur sözleri, çirkin söyler acımasızca karalarlar insanları, inatçı, yenilmeye doymayan güreşçi gibi asla yanıldığını kabul etmezler, sinirli, asabi kuran ahlakından uzaktırlar.

 Kendileri gibi düşünmeyenleri cehennemlik olarak görürler, art niyetlidirler, söylemek istediklerinizin tam tersini anlayan yalnızca dini konularda değil her konuda muhafazakârdırlar (muhafazakâr denilince toplumumuzda dinine bağlı olan insanlar gelir hemen akla, tutucu olmak demek eğrimi, doğrumu, kurana uyuyor mu uymuyor mu demeden atalarından gördüklerini sorgulamadan saplaşmaktır geleneklere) 

 Atalarının dini üzerine saplaştıkları için kindar, şiddete meyillidirler, neden mi ?çünkü insanlarda kurallara uyma alışkanlığıyla sorumluluk bilincinin yerleşmiş olması arasında sıkı bir ilişki vardır. Kuranın kurallarına uyan insanda içselleşen güzel ahlak ve davranışlar görülür görüldüğü gibi bunların ahlaklarının davranışlarının dini dayanaklarında kuran yoktur hurafeler vardır. 

 Oysa kurana bakın: Güzel davranışlarla davran. Hicr Suresi, 85 diyor rabbimiz de.

 Nahl 125: Rabbinin yoluna hikmetle, güzel öğütle davet et ve onlarla, en güzel olan neyse o yolla mücadele et.(...)

 Bugün İslam adına uydurulmuş hurafelere uyan hasta zihniyetli, bağnaz insanlardan dolayı İslam dini dünya çapında Kuran'da tarif edildiğinden çok farklı bir biçimde tanınmakta ve algılanmaktadır.

 Müminler yalnızca Kuran'ın buyruklarına göre hareket etmelidirler. Nitekim Allah Kuran'da

inananlara şöyle emretmektedir:

 Bu indirdiğimiz mübarek bir Kitap'tır. Şu halde O'na uyun ve korkup-sakının. Umulur ki

esirgenirsiniz. (Enam Suresi, 155)

 Kuran, bir hatırlatmadır. İnsanı özüne döndürür.  Demek ki unutulan bir şey var !!!!!!!!

Çünkü Özünde iyi olan insan zamanla sapmıştır, kendine karşı yabancılaşmıştır. 'Zikir' (Hatırlatma) olan Kur'an, insanı yeniden doğru yola iletir, onu kendi kendisiyle barıştırır.

Müslüman Allah inanan mümin ise buyruklarına uyan uygulayandır. Bu nedenle Mü'min; kendini bulan , kendisini bulmuş, kendisiyle buluşmuş kimsedir.kurana sarılan müminlerden olmak dileğiyle inşaAllah..

 Rehberi kuran olmayanın rehberi şeytandır!

 Ey iman edenler Şeytanın adımlarına uymayın kim şeytanın adımlarına uyarsa bilsin ki gerçekten o şeytan çirkin utanmazlıkları emreder.(24.21)






   
2015-03-01
YORUM YAP
Yorumlarınız onaylandıktan sonra yayına verilecektir. Uygun görülmeyen yorumlarınız yayınlanmayacaktır. Yasal zorunluluk olarak yorum yapan ziyaretçilerimizin IP bilgileri kayıt altına alınacaktır. Teşekkürler...

  YORUMLAR 1 sayfada toplam 1 yorum
Ayhan Maloglu
2015-03-01 12:53:01    ip: 88.245.251???
Hadi cagin müslümani dinini , imanini kurandan alamadi. Peki ya bunu ne yapacagiz hepsinin tek kaynagi kuran iken . Tefrikaya düsüp birbirine bunu nasil yaptilar.Cemel Vakası ya da Cemel Savaşı; 656 yılında, Halife Ali bin Ebu Talib ile Muhammed'in dul eşi Aişe'nin taraftarları arasında, Basra'da gerçekleşen muharebe. Bazı kaynaklarda Basra Savaşı olarak da anılır. Müslümanlar arasındaki ilk iç savaştır. Cemel Savaşı Ali'nin zaferiyle sonuçlandı. Aişe'nin müttefiklerinden Talha bin Ubeydullah ve Zübeyr bin Avvam öldürüldü. Aişe, Ali tarafından Medine'ye gönderildi. Savaşta her iki taraf da yaklaşık onar bin kayıp verdi.[1] "Cemel" sözcüğü Arapçada "deve" anlamına gelir. Cemel Vakası, Aişe'nin devesi etrafında gerçekleştiği için bu isimle anılmıştır.
.......................................................................................................................................................................
1
yazarın diğer yazıları