Bu sayfadaki içerik, Adobe Flash Player'ın daha yeni bir sürümünü gerektiriyor.

Adobe Flash player Edinin


GÜNDEM POLİTİKA DÜNYA EKONOMİ SPOR 10 Kasım 2015
Mustafa KOCA
Mustafa KOCA kimdir?
1955 Yılında Mersin, Musalı Köyü'nde doğdum. ODTÜ Kimya Mühendisliği Fakültesinden mezunum. Tarımda ve Gıdada kullanılan Kansere neden olan Kimyasallara şiddetle karşıyım... Çocuklarda Zihinsel Gelişimin yapılandırılmasını anlatan KELEBEK TERBİYECİSİ ve tarım uygulamaları ile kanser arasındaki ilişkiyi anlatan TOPRAĞIN ÖLÜM ÇIĞLIĞI isimli yayınlanmış iki tane kitabım var... Yerel Gazetelerde KANSERLE ilgili çok sayıda makalem yayınlandı...
Email: [email protected]
  YAZARIN SAYFASI
Sağlıklı yaşamak için sorgulayın
HALA KENDİNİZİ SORGULAMAYACAK MISINIZ?  

Bilime ışık tutan pek çok bilim adamı bu dünyada yoksul yaşadı. Bu dünyadan uğurlanırken de yoksulların omuzlarında ebediyete yoksul uğurlandılar. İlk arayışları belki yoksulluklarına bir çözüm içindi, sonra bulduklarının insanlara faydalı olacağı düşüncesi açlıklarını, susuzluklarını, hatta uykusuzluklarını unutturdu. Aradılar, buldukları karşısında heyecanlandılar ama anlatamadılar. Ellerine geçen üç, beş kuruşu da zamanlarını da hayallerine harcadılar.



Bir insan düşünün; birlikte yaşadığı toplum için olabileceği kadar duyarlı, her şeye rağmen eline geçen her kuruşu ve tüm zamanını toplum sağlığı için harcarken, toplumun bir başka kesimi çaresiz, umutsuz ama alışkanlıklarından kesinlikle vazgeçme niyetinde değil? Nasıl bir çelişkidir anlayabilmiş değilim!



Sorgulamayan, yargılamayan, fikir üretemeyen bir toplum, maalesef ki siz de algısını başkalarının kontrolüne sunmuş birisisiniz. Sakın kızmayın bu ifademe, kızmak yerine bir kere düşünün! Ya da peş peşe soracağım sorulara yanıtlar verin.

Portakalı, narı, kiviyi kabuğuyla tüketiyor musunuz?

Meyvelerin çürümüş kısımlarının üzerini temizleyip tüketebiliyor musunuz? Ya da böyle bir alışkanlığınız var mı?

Senede bir defa olsa bile elma, armut, kavak, çınar, asma vb ağaçların kabuğunu tüketiyor musunuz?

Kilo verebilmek için diyet mi yapıyorsunuz?

Beslenme kaleminizde kaç çeşit bitki var?

Manavdan, ya da marketten meyve sebze alırken fiziki görünümleri iyi olanları mı alıyorsunuz?

Bağırsaklarınızda sizin yaşamınıza katkıda bulunacak yeteri kadar tür ve sayıda bakteri var mı? Beslenirken bu bakterileri ne kadar düşünüyorsunuz?

Sorun çözmek bütünlük gerektirir. Evi temizlemek için görünen pislikleri halının altına süpürmek geçici bir süre için evi temiz gösterebilir, ancak çözüm değildir. Eğer sağlıklı yaşamak istiyorsanız, sizinle birlikte ortak yaşadığınız tüm canlıların sorununu birlikte düşünüp birlikte çözmek zorundasınız.

Bugün pek çoğumuz vücudumuzda kendimize ait hücre sayısının on katı kadar bakteriyle ortak yaşadığımızı, vücudumuzda gerçekleşen metabolizma faaliyetlerimizin %70'den fazlasının gerçekleşmesinde bu bakterilerin rolleri olduğunu bilmeyiz, kabullenmek de istemeyiz ama gerçek bu. Beslenirken kendimiz için değil organizmayı oluşturan tüm hücreleri ve ortak yaşadığımız bakterileri de düşünerek beslenmemiz gerektiğinin farkına varmalıyız.

Günümüzde sağlık sorunlarını çözerken günübirlik davrandığınızın farkına varmalısınız. Eğer bedeninizin herhangi bir yerinde bir ağrı varsa bunun nedenlerinden birisi bağışıklık sisteminizin zayıflığı, bir diğeri beyninizle bedeniniz arasında iletişim kopukluğu, diğer bir neden de bağırsak floranızın zayıflığı olabilir.

Unutmayın ki vücudunuzu korumak için alacağınız önlemler, tedavi olmaktan çok daha kolay ve ucuzdur.

İçinde bulunduğumuz 2015 yılından itibaren kanser birinci sırada ölüm nedenleri içerisine girecek, 2020 yılından itibaren her yıl 5.000.000 insan kanserden ölecek. Bu biyolojik bir savaşın içerisinde olduğumuzun göstergesi değildir de nedir?

Sağlık sorunlarınıza daha ciddi bir bakış açısıyla bakmak zorundasınız. Doğru beslenmenin nasıl olduğuyla ilgili kendinize, bundan yüz yıl önce, bin yıl önce ninelerimiz, dedelerimiz nasıl beslenirlerdi sorusunu sorun. Alacağınız cevap en doğru beslenme biçimidir.

Ninelerimiz, dedelerimiz zamanında janjanlı ambalajlı, raf ömrü uzun ürünler yoktu. Raf ömrünü uzatmak için E kodlu koruyucu kimyasallar kullanılmazdı, GDO, hibrit gibi sözcükler lügatimizde yoktu. Sırtımızda elektrik yükü biriktirecek sentetik giyecekler, ayağımızda üzerimizde biriken yükün toprağa akmasını engelleyecek altı lastik ya da kauçuk ayakkabılar yoktu.

Günümüzde kalp damar rahatsızlıkları, obezite, kanser, alerjik ve psikolojik temelli rahatsızlıklar hızla artarken hala alışkanlıklarınızı sorgulamayacak mısınız?



   
2015-04-05
YORUM YAP
Yorumlarınız onaylandıktan sonra yayına verilecektir. Uygun görülmeyen yorumlarınız yayınlanmayacaktır. Yasal zorunluluk olarak yorum yapan ziyaretçilerimizin IP bilgileri kayıt altına alınacaktır. Teşekkürler...

  Bu yazıya ilk yorumu yapmak ister misiniz?



yazarın diğer yazıları