Bu sayfadaki içerik, Adobe Flash Player'ın daha yeni bir sürümünü gerektiriyor.

Adobe Flash player Edinin


GÜNDEM POLİTİKA DÜNYA EKONOMİ SPOR 29 Ağustos 2015
Ahmet LAZ
Ahmet LAZ kimdir?
1956 da Kilis'te doğdum. İlk orta ve lise eğitimimi Kilis'te, Lisans eğitimimi de Hacettepe Ünv. Matematik mezunu olarak Ankara'da tamamladım. Afşin/Elbistan termik santral montajında planlamacı, Türkiye Diyanet Vakfında Bilgi İşlem Müdürü, Kendi işimde ise yönetici olarak Bilgisayar ve Yazarkasa sektöründe çalıştım. Emeklilik hayatımı Kilis'te yaşıyorum. Yerel Kilisinsesi gazetesinde ( www.kilisinsesi.com.tr ) yazıyorum.
Email: [email protected]
  YAZARIN SAYFASI
Uçuk Vaatler
Seçim günü yaklaştıkça siyasilerin vaatleri de çoğalmaya başladı. Yıllar öncesinde liderlerin ev, araba, yüksek maaş zammı, ikramiye, askerlik, emeklilik ile ilgili vaatlerini de, vaat edenlerin sonlarını da hepimiz gördük.
Liderler işi o kadar ileriye götürmüşlerdi ki, ‘kim ne veriyorsa ben beş fazlasını veriyorum' diyenlere de rastlamıştık. Türkiye artık o günlerin Türkiye'si değil. Üretmeden tüketmenin mümkün olmadığını milletimiz anladı da bazı siyasilerimiz anlayamadı.
Anlayamayan siyasilerimizin de zaten geçmişte söz verip sözlerini yerine getirmedikleri hafızalarımızda duruyor. Sübvansiyonların (maliyetinin altında satarak, farkını, verdiğimiz vergilerden karşılamak), karşılığı olmayan vaatlerin, borçlanarak devlet yönetmenin yanlış olduğunu hepimiz anladık.
Gerçekleşmesi mümkün olmayan vaatlerin havada uçuştuğu bu günlerde, özellikle emekliler ve asgari ücretliler ikna edilmeye çalışılıyor. Bu iki kesim gerçekten sıkıntı içinde yaşamını sürdürüyor.
Hesap kitap bilmeyenler, bu iki grubu da istismar ediyorlar. Aslında asgari ücret, vasıfsız ve deneyimsiz bir kişiye ödenen ücret demektir.
İşletmenin gelişimine, kârlılık durumuna göre kısa sürede asgari ücretle çalışanların geliri de yükselir. Ücretin miktarından çok, alım gücünün yüksekliği çok önemlidir. Ancak her iki kesim için çok önemli olan sağlık ve eğitim konularında devletin desteği ve başarılı uygulamaları var.
Şu anda çektiğimiz sıkıntılar, özellikle 2000 öncesindeki popülist uygulamaların sonucu. İnsanların en verimli yaşı olan 40-45 yaş aralığında emekli edilenler, hem kalkınmamıza yeterli katkıyı verememiş, hem de şimdiki adı SGK olan kurumu batma noktasına getirmişti.
Gerçekleşmesi mümkün olmayan dedik ama banknotların üzerindeki rakamların önüne sıfırlar ilavesi ile bunlar mümkün.
Bugün üzerinde 50 yazan paranın önüne bir çift sıfır koyarsanız rakam beş bin olur. İşte bu para, karşılıksız yani üretim olmadan dalavere ile yapılmış demektir.
Bu paranın gerçek alım gücü de 50 TL kadardır. 50 nin önüne iki sıfır koyarak yaptığınız 5000 TL yi maaş olarak dağıtın. Sonra da asgari ücreti beş bin yaptım deyin.
Allah akıl fikir versin. Türkiye, son on yılda eski TL den altı tane sıfır attı. Hazineyi de cumhuriyet tarihinde olmayan ölçüde para ile doldurdu. 2002 öncesinde borçlarımız, milli gelirimizin yüzde 75i iken bugün artık yüzde 37 si.
Olmayan mazotu ister 1 liraya, isterse de 50 kuruşa satın. 1970 lerde Ecevit'in başbakan olduğu, Deniz Baykal'ın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olduğu dönemlerde, ne benzini ne de mazotu bulmak mümkün değildi.
Tüp gaz ve margarin kuyruklarında ömrümüzün önemli bir kısmını harcadık. Bu kişilerin bir önceki geçmişlerinde de ekmek, gaz ve tuzun bile yok olduğunu, bunların satışının karneye bağlandığını büyüklerimizden dinlerdik. Yine ‘benzin vardı da biz mi içtik' diyen Süleyman Demirel yönetimini de hatırlayanımız çoktur. Devletin yaptığı hizmetlerin finanse edildiği gelir kapılarını kapatırsanız, o hizmetleri de isteyemezsiniz.
Bir lidere göre mazotun maliyeti 120 kuruşmuş. 150 kuruşa satarsam zarar etmiş olmam diyor. Peki yolları, hastaneleri, uyduları, tank ve uçakları, hızlı trenleri, hava ve deniz limanlarını nasıl yapacak, okul kitaplarını nasıl ve hangi gelirlerle dağıtacaksınız? Türkiye'yi nasıl imar edeceksiniz?
Halkımızın on yıldan beri alıştığı refahı nasıl sağlayacaksınız? Türkiye'nin gelirleri oto yollarımızın sadece bakımına yetecek mi o zaman? AK Parti dışındakilerin iktidar olma niyetleri de umutları da yok. Çünkü ülkemizi geliştirecek bir fikirleri de yok.
Ortaya attıkları dayanaksız fikirleri ile milleti aldatacaklarını düşünüyorlar. Bu hareketleri ile kendi oylarını mümkün mertebe yükselterek, AK Partiyi hırpalamak amacındalar.
Sonuçta ortaya çıkabilecek bir kaos ortamından da faydalanmayı umut ediyorlar. Bol keseden atmaları da hırçınlıkları da bundandır.
Ancak milletimiz bu oyunlara gelmeyecek, kötü niyetlilerin heveslerini kursaklarında bırakacaktır.
Bu arada vaatler kervanına iktidar da katıldı.
Dövizli askerliğin bin avroya düşürülmesi, emekli maaşlarının en az 1100 TL ye çıkarılması konularında başbakan da vaatler yapıyor.
Hâlbuki iktidardakiler, vaatler yapmak yerine, icraat yapmalı değil mi? Bunları şimdiden yapmanın engeli nedir? Daha refah günlerde yaşamak umuduyla kalın sağlıkla...

Ahmet Laz

[email protected]



   
2015-05-19
YORUM YAP
Yorumlarınız onaylandıktan sonra yayına verilecektir. Uygun görülmeyen yorumlarınız yayınlanmayacaktır. Yasal zorunluluk olarak yorum yapan ziyaretçilerimizin IP bilgileri kayıt altına alınacaktır. Teşekkürler...

  Bu yazıya ilk yorumu yapmak ister misiniz?



yazarın diğer yazıları