Bu sayfadaki içerik, Adobe Flash Player'ın daha yeni bir sürümünü gerektiriyor.

Adobe Flash player Edinin


GÜNDEM POLİTİKA DÜNYA EKONOMİ SPOR 10 Kasım 2015
  YAZARIN SAYFASI
Hoyratlık ve Gayretkeşlik
Son günlerde ülkemizde, her şeyi kendilerinden menkul gören bazı aklı evvellerde, akıl almaz bir hoyratlık ve haddini bilmezlik olduğu gibi bunların karşısında da alabildiğine bir gayretkeşlik içinde olan kişiler ortada gezmeye başlamıştır. Uzun zamandır birilerinin eteğinin altından çıkmayanların, tuz yemiş keçiler gibi sulu dere aramak için koşuştuklarını gözlemliyorum.

Kronik çıkar hastalığının pençesinde kıvranan bu aklı evvellerin,  yemlendikleri yerlerden ümitlerini kesmişçesine, yeni otlaklara konmak için tedbirler almaya, strateji geliştirmeye ve yeni sahiplerini merasimlerle karşılamaya hazırlanmaktadırlar.

Bakıyorum da, birilerinin ölümüne kapısında yattıklarını sandığımız bu insanlar, bugünlerde de sahiplerini satmak için pazar aramaktadırlar. Hoş, bizim kapılarda yatanlarla da, satanlarla da pek ilgimiz ve işimiz olmamıştır. Bundan sonrada olmaz inşallah! 

Gelelim işin özüne,

Yaşadığımız Ülkeyi ve Ülke halkını sevmek, ona en iyi hizmeti doğru ve samimi olarak yapabilmekle ölçülür. Bu ölçünün kriterlerinden birincisi sağlam bir duruş sergilemek, ikincisi de vizyon sahibi İdealist bir insan olmaktır.

Herkes istese de vizyon sahibi olamayabilir ama cibilliyet sahibi herkes sağlam bir duruş sergileyebilir. Vizyon sahibi olabilmenin yolları, ya hal ilmini öğrenmek ya da akademik anlamda ilim yapabilmektir.  Duruş için, herkesin hal ilmini bilmesine, akademik eğitim almasına ihtiyacı yoktur. Cibilliyetli bir duruş için şanlı bir mazisi olan Milli Ahlakımız, Âlemlere rahmet olarak gönderilmiş Peygamberimizin (s.a.v) tebliğ ettiği inancımız yeterlidir.

Milletimizin kahır çoğunluğu, Milli Şuur ve İslam Ahlakının içinde saf tutularak duruş sergilenmesinden yanadır.

Bu saf içinde duruş sergilemenin, gönlüm o tarafta olsa da ne kadar doğru ne kadar yanlış olduğunu tartışmak, hüküm yürütmek haddimin ve yetkimin dışındadır.  Ha bu safta durmaya itiraz edenlere de hoş görü ile bakılmasından ve saygı duyulmasından yanayım. İtirazı olanlarla, fikri mücadelenin yapılması taraftarıyım ama kin ve nefret duygusun bizleri teslim almasına da şiddetle karşıyım.

Türk Milletinin 250 bin evladını şehit eden, İngiliz, Yunan, İtalyan ve Fransız ile dost ve müttefik olabilmişsek, Devletin duygusallığa ve hamasete teslim olmasına müsaade etmemeliyiz. Kan davası güdenleri ne Allah, ne de Anadolu halkının affedeceğini sanmıyorum.



İyilik ve kötülük akıl sahibi insan için değer kazanan ve kaybeden bir vakıadır. İnancı, siyasi görüşü, ideolojisi ve cemaati için duruşunu ortaya koymuş kardeşlerimizin önünün açılması demokrasinin olmazsa olmaz koşulu olmalıdır. İtirazım, ortada gezen ve her gün yazı tura atan meşrebi ve mezhebi anlaşılamayan, çıkar virüsü bulaşmış, her an inancını, siyasi görüşünü, ideolojisini ve cemaatini ikinci plana iten çıkarcılara ve onların oluşturduğu guruplaradır. Allahın selamını bile vermeyen biri, varlıklı, Cemaatçi, tarikatçı, hizmet adamı sıfatlarını taşımadan önce insan olmalıdır.  Kibirli insanı Allah da sevmez,  hak yolunu bilen hiçbir insan da sevmez.  Dün ve bu gün olduğu gibi, Anadolu halkı ve Müslüman Türk Milleti hiç umulmadık bir zamanda Ülkeyi yönetenler ile yönetmeye talip olanlara ve onların yılmaz savunucularına ibret almaları için gerekli mesajları da verir.  İnatla söylüyor ve yazıyorum, hamaset ve duygu zehirlenmesinden kurtulamayanlar, korun yakan yüzünü görüp aydınlatan yüzünü göremeyenler ülke sorunlarına sağlıklı çözüm üretemezler. Artık birlikte çözüm üretmek için seçim sonuçlarını iyi okumalıyız. Aklımızı ve yüreğimizi ortaya koyarak nefsimizi terk etmeliyiz. Birliğe ve beraberliğe en çok ihtiyacımız olduğu şu günlerde halkımızın sandıkta verdiği birlik ve beraberlik mesajını iyi okumalıyız. Samimiyeti ön plana çıkarıp evrensel değerler ile yerel değerlerimizi buluşturarak tabularımızı yıkmalıyız. Öncelikle, başta cumhurbaşkanımız olmak üzere, dört siyasi partimizin yöneticileri, halkın verdiği mesajı iyi okumalı, çıkar maratonunu terk etmelidirler. Aksi halde bu anlamsız maratonu devam ettirdiğimiz de mutlaka bir yerler de soluğumuz kesilir ve düşmeye mahkûm oluruz.

ALLAH' EMANET OLUNUZ.



   
2015-06-18
YORUM YAP
Yorumlarınız onaylandıktan sonra yayına verilecektir. Uygun görülmeyen yorumlarınız yayınlanmayacaktır. Yasal zorunluluk olarak yorum yapan ziyaretçilerimizin IP bilgileri kayıt altına alınacaktır. Teşekkürler...

  Bu yazıya ilk yorumu yapmak ister misiniz?



yazarın diğer yazıları
- Kaybolan Gençliğimiz