Bu sayfadaki içerik, Adobe Flash Player'ın daha yeni bir sürümünü gerektiriyor.

Adobe Flash player Edinin


GÜNDEM POLİTİKA DÜNYA EKONOMİ SPOR 29 Ağustos 2015
Serdar USMAN
Serdar USMAN kimdir?
1971 Ankara doğumlu olan Serdar Usman, Mısır El-Ezher Üniversitesi mezunu. Usman, evli ve 3 çocuk babası.İngilizce ve Arapça biliyor. Dış ticaret uzmanı olan ve 17 yıldır bu mesleği devam ettiren Usman, birçok firmanın da dış ticaret danışmanlığını yürütüyor. Avrupa, Asya, Afrika ve Amerika'daki pek çok ülke ile ihracat faaliyeti yürüten Usman çok sayıda sosyal sorumluluk faaliyetinin yanında sivil toplum kuruluşlarında da görev aldı. Usman, bir diğer taraftan yerel bir gazetede 8 yıl köşe yazarlığı yaptı. Şu anda Hakimiyet Gazetesinde köşe yazarlığı yapan Usman, bunun yanında da Konya Pusula Gazetesinde ekonomi danışmanlığı yapmaktadır.
Email: [email protected]
  YAZARIN SAYFASI
Kanla Yoğrulan Bayramlarımız
Sevgili okurlarımın ramazan bayramlarını şimdiden tebrik ediyor ve bu vesile ile bayramları zehir olan İslam beldelerinde ki kardeşlerime sabır ve zafer niyaz ediyorum.
Bildiğiniz gibi dini bayramlar bizim için sevinç ve neşe ifade eder. Yüce duyguların coştuğu, sevgi ve saygı, hislerinin mü'minler arasında alabildiğine canlandığı güzel günlerden biridir. O günde yardımlaşma ve kaynaşma son sınırına varır.
Bayram insanları kaynaştırıp bir araya getiren en güzel vesilelerden biridir. Öyle ki, günümüzde inkıtaa uğramaya yüz tutmuş büyüklerimizi ziyaret ederek hal hatır sorma alışkanlıklarımız hiç değilse dini bayramlarımızda şahlanışa geçmektedir.
Özellikle üç gün sonra idrak edeceğimiz Ramazan Bayramının ayrı bir yeri vardır. Otuz gün boyunca Allah'ın rızasına nail olmak için oruç tutan Müslümanlar için Ramazan Bayramının anlamı her gün tutulan orucun iftar vaktindeki sevinci gibi, tutulan bir aylık orucun toplu bir bayrama kavuşma mutluluğunu ifade eder. Bir ay gibi uzun bir süreyle, özellikle Ramazan'ın yaz mevsimine denk geldiğinde sıcak günlerde nefislerine oruç tutturan müminler, sabır imtihanını vererek manevi sorumluluktan kurtulmanın sevincini Ramazan Bayramında yaşama imkânına kavuşurlar.
Ramazan ve Kurban bayramları ilk olarak hicretin 2. yılından itibaren kutlanmaya başlanmış olup Müslümanlar olarak bizim yüreklerimizde ayrı bir heyecan vesilesi olarak karşılığını bulur. Ama benim şahsi düşüncemi de bu araya sıkıştırma ihtiyacının hâsıl olduğunu söylemeliyim. Günümüz gelişmelerine baktığımız zaman İslam ümmeti olarak büyük bir oranımızın karanlık bir asrı yaşadığımızı söylemek istiyorum. Peygamber Efendimiz (sav) kalkıp gelse İslam dünyasının kan revan içinde ki durumunu görse kesinlikle İslam ümmetine bugünkü anlamda bayram ifa etmeyi yasaklar ve Müslümanları dua ve niyazda bulunmaya ve en önemlisi zulmün olduğu beldelere taarruzu emrederdi. İslam ümmeti olarak yaşanan acı gelişmeler karşısında sakin kalabilen vurdumduymaz, empati yoksunu, menfaati için düşünmeden kardeşini sırtından hançerleyebilen bir karakterle donandığımızı ifade etmeliyim.
Her şeye bir cevabımız olduğu gibi buna da verecek cevabımız illa ki vardır. Ama ümmetin acısına merhem olmayan yasak savıcı düşüncelerle kokuşmuş ahlaki yapımız bizi Allah (cc) huzurunda dik tutabilecek midir? Hiç sanmıyorum.
Efendimiz (s.a.v) her vesile ile bizleri ibadete ve ahiret amellerine teşvik buyurmakta olup yılın iki bayram gecesinde de tatlı uykularımızdan kalkarak kalkıp ibadet etmeyi tavsiye ederlerdi. Bugün kendi kendimize bir soru yöneltelim. Hangimiz kalkıp ta oluk oluk akan Müslüman kanı için gece yarılarında dua ve niyazda bulunuyoruz?
Haydi, soruyu değiştirelim. Müslüman olarak İslam âleminin bu durumu karşısında gerçekten üzüntü duyabiliyor muyuz? Kalplerimizden geçeni düşünelim. İş dilden dökülen kuru laflara kalırsa kara kara günlere kaldık. Bizden iyi hatip, bizden sağlam mücahit kalmaz. Ak ile karanın, doğru ile yanlışın net olarak ortaya döküleceği hesap gününe çıktığımız zaman ezileceğimiz suallere nasıl cevap verebiliriz? Gerçekten sıyrılıp, paçayı yırtar mıyız? Hadi diyelim, bu dünyada birçok işimizi torpille, eşle dostla bir şekilde çözüyor ve işlerimizi rayına sokuyoruz. Peki, orada ki durum karşısında ne yapacağız? Net ortaya çıkan ahvalimizi bu dünyada ki birkaç hoş kelam ve maddi gücümüzle çözüp ortaya koyabilecek miyiz? Korkunç durumumuzun farkına varmamız için illa vefat ederek berzah âlemine ulaşmamız mı gerekir? Ulaşsak ne olacak ki? Defter kapanmış. İş hesaba kalmış.
Müslümanlar olarak işimiz gücümüz caka satmak olmuş. Dedikodu, gıybet, fitne, haset, fesatlık aklınıza gelirse tüm nefsani marazlar bizleri esir almış. Allah aşkına adam gibi sıla-i rahim yapabiliyor muyuz? Kıldığımız namazların tuttuğumuz oruçların suratımıza birer paçavra gibi atılacağı o hesap gününe ulaştığımız vakit yaptığımız tüm amellerimizin toplamında sonucu ak yüzle kapatabilecek miyiz? Laf oyunlarıyla dünyada devam edegelen şovmen Müslümanlığımızın bize ne gibi faydası olacak sanıyorsunuz? Allah korusun ama çoğumuzun kıldığı namazlar, tuttuğu oruçlar, yaptığı hac ibadetleri ve verdiği zekâtlar, tezat İslami yaşantımız yüzünden bizleri gerçek âlemde içinden çıkılamaz bir hale sokmayacak mı? Kendi kendimizi avutarak layık gördüğümüz cennet hayallerimiz karşılaştığımız gerçekler karşısında buhar olup gidecek. Cehennem azabının ürkütücü tablosu karşısında dehşete kapılacağız.
Eyy gençlerimiz! İnternet karşısında türlü türlü oyunlar oynayarak, babalarınızın analarınızın şımartmasıyla ulaştığınız gayri ahlaki yapınızla koşun huzura!
Eyy genç kızlarımız! Sizlerde vücut ölçülerinize birebir uygun tahrik edici pantolonlarınızı, eteklerinizi, mini fistanlarınızı giyinerek, çırılçıplak olmanızdan hiç farkı olmayan cicili bicili elbiselerinizle koşun huzura!
Eyy esnaf kardeşlerim, üç lira daha fazla kazanmak için ticaretinizde sahtekârlık yapmayı başarı gibi addeden iğrenç yapınızla koşun huzura!
Eyy sanayici kardeşlerim, işçinin alın terinden çaldıklarınızla koşun huzura!
Eyy siyasetçi kardeşlerim! Arkadan film çevirmeyi, birilerini ezmeyi, birilerini oyalamayı, birilerini kandırmayı, birilerini aşağılamayı maharet eden duruşunuzla koşun huzura!
Hadin gidin kutlayın bayramınızı! Nasıl olsa ateş çemberi daha sizi kuşatmadı. Yediğiniz önünüzde yemediğiniz ardınızda...
Gidin be kardeşim gidin! Bayramsa bayramınız mübarek olsun.

 



   
2015-07-15
YORUM YAP
Yorumlarınız onaylandıktan sonra yayına verilecektir. Uygun görülmeyen yorumlarınız yayınlanmayacaktır. Yasal zorunluluk olarak yorum yapan ziyaretçilerimizin IP bilgileri kayıt altına alınacaktır. Teşekkürler...

  Bu yazıya ilk yorumu yapmak ister misiniz?



yazarın diğer yazıları