Bu sayfadaki içerik, Adobe Flash Player'ın daha yeni bir sürümünü gerektiriyor.

Adobe Flash player Edinin


GÜNDEM POLİTİKA DÜNYA EKONOMİ SPOR 04 Kasım 2015
Kerim BAYDAK
Kerim BAYDAK kimdir?
Kerim BAYDAK 01.01.1961 ADIYAMAN doğumlu. Anadolu Üniversitesi İşletme Fakultesi İşletme Bölümü’nden mezun oldu. Adıyaman’da Yenigün gazetesi ve akabinde, Güne Bakış, şu anda da Adıyaman da Yeniyol adlı gazetede günlük olmak üzere çeşitli internet sitelerinde köşe yazıları yazmakta ve şiirleri yayınlanmaktadır. Kerim BAYDAK’ın yayınlanmış eserleri: 1 - OTUZA KADAR – Roman - 2004 - Avcı Ofset ve Matbaacılık 2 - ENTERESAN KÖYÜN ENTERESAN HİKÂYELERİ – Hikâye - 2006 - Gündüz Yayınları (Sabit İNCE ödülleri 2008 Hikâye dalında 1. Mansiyon ) 3 - AĞLAMA GÜLÜM – Şiir - 2007 - Gündüz yayınları 4 - ACIYIN BANA - Şiir – 2011 - Enzim Ajans 5 - ASLAN HÜSAYİN – Biyografi – 2012 - İz Ajans Yayıncılık 6 – Gecenin İçinden Güneşin Doğuşu ( Nemrut Dağı)-Şiir- 2012- Adıyaman Belediyesi Kültür Yayınları
Email: [email protected]
  YAZARIN SAYFASI
Yazık, Çok Yazık Oluyor Bu Ülkeye...
Osmanlının yıkılmasından sonra kurulan Türkiye Cumhuriyeti devleti, dünyadaki mevcut düşmanlarının elbirliği, menfaat birliği yapmasıyla, her geçen gün yalnızlığa doğru hızla adımlarla ilerliyor. Çevresinde komşularıyla her geçen gün kangrenleşen sorunlarıyla kendi kabuğuna hapsedilmiş duruma getiriliyor. Zaten düşmanlarının kendisine biçtiği elbiseye hapseden güç sahibi şer devletleri, bir türlü kendini toparlamasına izin vermiyorlar. Sürekli içişlerine müdahale ederek kuklalarıyla, maşalarıyla, düzenli satılmış hain/hainlikler ve hinliklerle, güya özgürlük getirmek bahanesiyle, Arap Baharı safsatasıyla, Türkiye çevresindeki birçok ülkeyi ateş çemberine attılar. Hem ekonomik olarak, hem yönetim olarak, kendilerine bağımlı, esir, mecbur hale getirdiler. Daha da rahat etmediler, şimdi de bu ateş çemberine Türkiye'yi dâhil etmek istiyorlar. Bu uğurda, olması gereken her türlü girişimden, hareketten geri kalmıyorlar. Sürekli değişen, gelişen, ilerleyen Türkiye'yi bir türlü hazmedemeyen düşmanlar,  sahneye koydukları kirli oyunlarla, çemberi kırıp dünyaya yayılmasına müsaade etmiyorlar.

Çeyrek asır içerisinde dünyaya kendini ifade ederek, Türkiye'yi dünyada lider ülke durumuna getiren çeşitli alanlardaki liderleri; ya alaşağı ettiler ya da bir şekilde etkisiz hale getirdiler, öldürdüler. Cennet ülkemizin görünen ve görünmeyen sayısız düşmanları var. Bu düşmanlar içerideki taşeronlarıyla resmen ve aleni olarak ülkeyi bir iç savaşa doğru sürükleyerek, Arap Baharı çerçevesinde karıştırdıkları Suriye gibi yapmak istiyorlar. Birtakım örgütler eliyle gerçekleştirdikleri katliamlarla,  çeşitli terör eylemleriyle insanları arasında düşmanlığı körüklüyor ve ülkeyi bir kaos ortamına itiyorlar.

Daha düne kadar iyi-kötü, dost-düşman ayaklarına yatarak, Suriye'yi paylaşmaya çalışanlar, bugünler de terör örgütleri bilinen çeşitli yasadışı gruplarla ülke içerisinde bir güvenlik zafiyeti oluşturmaya çalışıyorlar.

Türkiye üzerinde oynanan bu kirli oyunda, ABD, Rusya,  İngiltere, Fransa, Almanya, Mısır, İsrail, akabinde İran ve Çin ajanları cirit atmaktadırlar. Hepsinin amacı, Türkiye'yi kaosa iterek karıştırmak, ülke üzerinde yaşayan çeşitli halklar arasında bir iç savaş çıkarmaktır.

Tarihi süreç içerisinde, dış kaynaklı düşmanlıkları belki anlamak mümkün olabilir, ama
içimizdeki düşmanları, işbirlikçileri anlamak mümkün değil.


Reyhanlı'da, Suruç'ta, Diyarbakır'da şimdi de Ankara da yapılan saldırılarla, patlatılan bombalarla birlik, beraberlik ve içerisinde yaşayarak, her halleriyle birbirleriyle kaynaşmış olan insanları, Türk-Kürt, Alevi-Sünni, şucu-bucu gibi ayırımcı ve ötekileştirici nedenlerle birbirlerine düşman etmeye çalışıyorlar. Yapılan katliamları birbirlerinin üzerine yıkmak, kimseye bir şey kazandırmaz. Esas dış kaynakları ve bunların taşeronluğunu yapanları bulmak ve etkisiz hale getirmek gerekiyor.

Seçimler öncesi bir takım örgütler vasıtasıyla, intihar bombacılarının kullanıldığı terör eylemlerinde, insanların birbirlerine olan bakış açılarını hep olumsuz hale getirmeye, suçları belli kişi ve gruplar üzerine yıkmaya çalışarak, korku ve endişeden oluşacak bir kaos ortamı yaratıyorlar.

Patlatılan bombalarla yüzlerce insanımız hayatını yitirdi, yüzlerce de yaralı var. Gençlerin kandırılarak canlı bomba haline getirilmesi de başka bir acı ve vahim bir durum. Dini bir takım sapkınlıklar içerisinde,, ideolojik saplantılarla terörün en acımasız ölüm ve şiddet eylemler sarmalında kullanılmasında, sorumlular kimlerdir, nasıl kandırıyorlar eleştirisini de yapmak gerekiyor. Dış kaynaklı siyaset saplantıları ve ülkelerin ali menfaatleriyle ülkenin iç dinamiklerini bozmaya, yok etmeye yönelik bu terör eylemleri ve bombalama olaylarıyla insanlarımız yok yok ediliyor, bölgesel farklılıkların ortaya çıkmasında ve bakış açılarında sıkıntılar yaşanıyor.

Hâlbuki bu ülkede kimse kimseye düşman değil. Bir takım dış kaynaklı taşeronlar vasıtasıyla, sürekli bu kabuk tutan yarayı kaşımaktadır. Yıllar yılı bu ülke üzerinde hep oyunlar oynandı. Sürekli karabulutlar dolaştı tepesinde. Karabasanlara gark oldu bu insanların yaşamları.
Hala durmuyorlar, sürekli din ve mezhep kavgaları, ideolojik ayrıştırmalar, barış ve kardeşliği körükleyici kutuplaşmalar, muhtelif zamanlarda kan, şiddet ve bombalama gibi terör eylemleriyle bu halkı birbirine düşman etmeye, bu güzelim memleketi karıştırmaya, yok etmeye çalışıyorlar; ama başaramadılar, başaramıyorlar, başaramayacaklardır.
Hevesleri kursaklarında kalacaktır. Bu millet etle tırnak gibidir, birbirinden ayrılamazlar-ayıramayacaklardır. Düşman içten ziyade dıştadır. Bunu iyi görmek ve okumak gerekir. Tabi içimizdeki taşeronları da iyi tahlil etmemiz gerekir. Yazık oluyor bu memlekete  ve  yaşayan güzelim insanlara, hem de çok yazık!! Yeterince bu terör belâsına kurban verdik yetmedi mi?


 
Kerim BAYDAK

[email protected]



   
2015-10-15
YORUM YAP
Yorumlarınız onaylandıktan sonra yayına verilecektir. Uygun görülmeyen yorumlarınız yayınlanmayacaktır. Yasal zorunluluk olarak yorum yapan ziyaretçilerimizin IP bilgileri kayıt altına alınacaktır. Teşekkürler...

  Bu yazıya ilk yorumu yapmak ister misiniz?



yazarın diğer yazıları