Bu sayfadaki içerik, Adobe Flash Player'ın daha yeni bir sürümünü gerektiriyor.

Adobe Flash player Edinin


GÜNDEM POLİTİKA DÜNYA EKONOMİ SPOR 12 Ağustos 2016
Dilek EJDER
Dilek EJDER kimdir?
ARAŞTIRMACI YAZAR, AFORİZMACI, BESTECİ VE ŞAİR; Zemherinin Kardeleni Sarıkamış'ta doğdu Ejderin Kızı; O tam bir sentez avcısı olduğu için Türkiye'nin hemen hemen her tarafını kaçış karış gezdi ve gördüğü tüm memleket tablolarını yüreğinin duvarlarına astı ve belleğine kazıdı. Altmışa yakın yazar ve şairler derneğine üye olup, birkaç yazar ve şair derneklerinin yöneticiliğini de yapan yazar çeşitli faaliyetlerde ve sosyal aktiviteler de hep başarı göstermeye çalıştı. Uluslararası analiz yolculuğu ise Amerika, Almanya, Dubai, Fransa gibi yerlerde soluk almıştır. 5 yaşında kalemiyle tanışan yazar, sonradan yazar olmak için değil, edebiyatın mutfağından geldiği için pişirmiştir kendisini. Sadece Kral değil ona göre bütün halk çıplaktır bazen ve Krala çıplak olduğunu haykıran o çocuk gibidir her daim. Eserleri; Zemherinin Kardeleni Sarıkamış. Şehitlerin Ölmedi ki Türkiyem. Töre Esaretinde Aşk. Doğuda Kız Türkiye de Kadın Olmak. Ah Gülizar. Vee Büyü Aşk Ve Sırr-ı Alem..
  YAZARIN SAYFASI
O Günü Hiç Unutmadım Öğretmenim
Hayatım boyunca kulaktan dolma duyumlara hiç ama hiç inanmadım ben... Bunu da ilkokul öğretmenim Emre Şahinciye borçluyum. Neden mi? Bir gün ders arası yine belleğimize yerleştirmek üzre hayat dersine geçti Emre Şahinci... 'Bakınız çocuklar, hayatınız boyunca kulaktan dolma duyumlara asla ve asla inanmayınız!' dedi.  Ve en ön sırada oturan bir arkadaşımızı yanına çağırdı. Kulağına bir hayvan ismi fısıldadı. Ve devam etti; şimdi sen git yanındaki arkadaşının kulağına aynısını fısılda, oda hemen yanındaki arkadaşının kulağına... Bu ilk sıradan son sıraya kadar devam etsin' dedi. Sınıfta bir cümbüş, bir cümbüş; çocuklarının hepsi bir oyun coşkusuna kaptırmışlardı kendilerini. Bense öğretmenimizin ne yapmaya çalıştığını merakla bekliyordum yine; zira biliyordum ki yine belleğimize kazınacak bir hayat dersindeydik. Bu oyun sanılan dersin sonu ne ola ki? Kulaktan kulağa duyulan bu hayvan ismide ne alaki? Ve şu sır dolu fısıldama faslı bitti nihayetinde. Herkes duyduğuna göre oyun bitti. Öğretmenimiz;

"Şimdi gelelim oyunun ikinci yarısına. İlk sıradan herkes  tek tek ayağa kalkarak kendi kulağına fısıldanan ismi söylesin" dedi. Kim kimin kulağına ne fısıldamış yani? Nerdeyse tamamı yalan duymuş, bir diğerinin kulağına da kendi yalanını fısıldamış işte. Ve böylece horozdan çıkmıştık ya yola, hayvanat bahçesinde tüm hayvan isimleriyle durmuştuk son durakta! Öğretmenimiz Emre Şahinci tebessüm ederek; 'İşte, bakın çocuklar ben ilk sıra arkadaşınızın kulağına horoz demiştim ama son sıraya gelene kadar horoz kertenkele oluvermiş' dedi ve devam etti... 
Şimdi gelelim üçüncü oyunaaa;
 Her kez sırayla tek tek kalkıp arkadaşı kulağına ne fısıldamış söylesin ve böylece kim kendi kulağına ne duymuş ve ne fısıldamış yan kulağa görelim bakalım dedi' Bir yüzleşme başladı sonra. Yani tekrar ilk sıradan son sıraya kadar sesli itiraflar başlandı... 
İlk öğretmenimizden başlandı; öğretmenimiz;


'Ben horoz demiştim.'

Evet, öğretmenim ben sizden horoz duydum.' Yanındaki kalktı; 
'Ben tavuk duydum.' Bir sonraki; 


'Ben at duydum.' Daha sonraki; 
'Ben kaplumbağa duydum...' !!!


Peki dedi öğretmenimiz şimdi gelelim dördüncü oyuna; dördüncü oyun hayat oyunu olacak... Yarın hepiniz hayat okuluyla baş başkalacaksınız. Hakkınızda irili ufaklı şeyler duyacaksınız elbet. Duyduğunuz bir söz, size gelene kadar koca koca cümleler olacak ve apayrı şekillere girecek bilesiniz; tıpkı horozun kertenkeleye dönüştüğü gibi. Siz siz olun kulaktan dolma sözlere inanmayınız. Ne kendi hakkınızda, nede başkası hakkında duyduklarınıza itibar etmeyiniz. 
Bakınız işte; örnekte horoz kertenkele olduysa, 'Can' deyişlerde'Çor' olur, ona göre!' dedi.


Canım öğretmenim Emre Şahinci; canlandırarak sergilediğiniz bu örnekten sonra, ben asla ve asla kulaktan dolma duyumlara inanmadım, itibar etmedim, etmeyeceğim de. Bir tek 'Allah' dediklerine inandım, oda ben inandığım için inandım... Gerisi hep o yalan fısıltıyı hatırlattı bana. Siz ve sizin gibi görevini hakkıyla yerine getiren öğretmenler ne büyüksünüz öğretmenim.

Evet, bugün evvela baş öğretmenimiz güzel efendimiz Peygamberimiz (SAV) in, sonra Cumhuriyetimizin öncüsü Mustafa Kemal Atatürk'ümüzün, sizin ve sizin nezdinizde tüm öğretmenlerimizin öğretmenler gününü kutluyor, tüm öğrencilerinde öğretmenlerinin kıymetini bilmelerini diliyorum.

Sevgilerimle

Dilek EJDER


 

 



   
2015-11-24
YORUM YAP
Yorumlarınız onaylandıktan sonra yayına verilecektir. Uygun görülmeyen yorumlarınız yayınlanmayacaktır. Yasal zorunluluk olarak yorum yapan ziyaretçilerimizin IP bilgileri kayıt altına alınacaktır. Teşekkürler...

  Bu yazıya ilk yorumu yapmak ister misiniz?



yazarın diğer yazıları