Bu sayfadaki içerik, Adobe Flash Player'ın daha yeni bir sürümünü gerektiriyor.

Adobe Flash player Edinin


GÜNDEM POLİTİKA DÜNYA EKONOMİ SPOR 26 Eylül 2016
Mustafa EROL
Mustafa EROL kimdir?
Artvin’in Yusufeli ilçesinde 21.03.1965 tarihinde doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimimi Akyazı, Sakarya’da tamamladı. Ege Üniversitesi, Fen Fakültesi, Fizik Bölümü’nden 1986 yılında mezun oldu. Milli Eğitim Bakanlığı bursu ile İngiltere Lancaster Üniversitesi’nde yüksek lisans ve doktora eğitimini Yoğun Madde Fiziği üzerine yaptı. Dokuz Eylül Üniversitesi, Buca Eğitim Fakültesi’nde 1993 yılında yardımcı doçent, 1995 yılında doçent oldu ve 2001 yılından bu yana profesör olarak çalışmaktadır. Bugüne kadar yaklaşık 70 bilimsel makale ve 3 adet kitap katkısı yayınlamıştır. Ulusal ve Uluslararası kongre ve sempozyumlarda yaklaşık 65 bildiri sunmuştur. Son yıllarda özellikle “Bilinç” ve “Kuantum Fiziği” ilişkisi üzerine çalışmalar yapmaktadır. Türk Fizik Derneği İzmir Şubesi ’nin 2004 yılından beri başkanlığını yürütmektedir. 2009 yılından beri Beşiktaş kongre üyesidir. Web: http://kisi.deu.edu.tr/mustafa.erol https://twitter.com/profmustafaerol
Email: [email protected]
  YAZARIN SAYFASI
Siyaset ve Algı Yönetimi...
İnsanlar doğası gereği sadece duyu organlarıyla dış dünyayı algılayabilirler. Yani gördükleri, kokladıkları, tattıkları, dokundukları ve duyduklarıyla dış dünyada neler olup bittiğini anlayabilirler. Dolayısıyla insanların tüm tercihlerinde, kararlarında, düşüncelerinde, duygularında ve inançlarında belirleyici olan şey duyu organları vasıtasıyla beyne/bilince ulaşan bu bilgilerdir.
Beyin/bilinç kendisine ulaşan bu bilgilerin ışığında değerlendirme yapar, yorumlar ve tepkisini ortaya koyar. Dolayısıyla insanlar ve toplumlar için ‘algılama' son derece kritik bir kavramdır. Algı yönetimi veya algı mühendisliği ise insanların ve toplumların algı dünyalarını bilinçli olarak şekillendirmek ve yönetmek anlamını taşımaktadır.

Siyaset, ülke halklarının veya çok büyük toplulukların yönetimini konu edindiğinden ‘algı mühendisliği' ile doğrudan ilişkili bir çalışma alanıdır. İnsanlar seçimlerde tercihlerini ortaya koyarken mevcut algı durumlarıyla hareket ettiklerinden günümüzde özellikle siyasetçiler için ‘algı yönetimi/mühendisliği' son derece önemli bir konu haline gelmiştir. Bugün artık bunun farkında olmayan bir siyasetçi veya siyasi parti yoktur.

Bir toplumda neler olup bittiği konusundaki tüm bilgileri insanlara medya ulaştırmaktadır. Özellikle geleneksel ‘yazılı ve görsel' medya araçları sosyal medya konusundaki olağanüstü gelişmelere rağmen hala önemini asla yitirmemiştir. Diğer bir deyişle geleneksel medya organlarıyla insanların algıları çok büyük ölçüde yönetilebilmekte ve kontrol altına alınabilmektedir. Yani algı mühendisliğinin temel aracı geleneksel medya olarak ta adlandırılabilen kitle iletişim araçlarıdır. Bu nedenle medyanın kontrol altına alınması veya medya desteğinin alınması bir siyasetçi için oldukça önemlidir.

Şimdi gelelim ülkemizdeki duruma. Ülkemizde aslında tüm siyasi partiler toplumsal ‘algı yönetimi' konusunda belli bir çaba harcamaktadır. Ancak iktidar partisinin bu konuda iktidar olmanın verdiği ayrıcalık ve gücü sonuna kadar kullandığını kesinlikle söyleyebiliriz. Özellikle seçimlerde belirleyici olan ‘merkezi seçmen kitlesinin' takip ettiği popüler ve ulusal medya organlarının desteğinin alınması ve kontrol altında tutulması hedefe ulaşmanın en etkin yoludur. Ve bu destek mevcut durumda iktidar partisi açısından gerçekleşmiş gibi duruyor.

Ancak medyanın gerçekleri yayınlamak yerine iktidar partisinin baskısı ve kontrolü altına girmesi o ülkenin çok büyük problemlere girmesine neden olabilir, hatta geri dönülmez bir takım sonuçlar bile doğurabilir.

Acaba bundan neyi kastediyor olabilirim?

Bir örnek vermek gerekirse, bana göre iktidar partisinin güneydoğu sorununu çözmek amacıyla yürüttüğü müzakereler konusunda ciddi bir algı yönetimi taktiği uygulanmaktadır. Şöyleki; iktidar partisi yetkilileri her fırsatta müzakerelerin başladığı zamandan bu yana herhangi bir terör olayının yaşanmadığını medya organlarında sürekli olarak ifade edilmektedirler. Oysaki zaman zaman satır aralarında da olsa güneydoğuda bazı araçların yakıldığı, askerlerimizin kaçırıldığı, gençlerin polisle ve askerle çatıştığı haberleri de yine medya aracılığı ile halka ulaştırılmaktadır. Bütün bu terör olaylarına rağmen halkın algısında ‘müzakerelerle terör olayları tamamen kesildi' gibi bir görüntü oluşturulmaya çalıştırılarak bir nevi ‘algı mühendisliği' yapılmaya çalışılmaktadır. Ülkenin özellikle başbakanı ve diğer önemli siyasetçilerinin ağzından defalarca terör olaylarının tamamen kesildiğini duyan halkın çok büyük bir kesimi de gerçek farklı olsa da buna inanmaktadır. Dolayısıyla gerçeklerin dışında çok farklı bir toplumsal algı yaratılmaktadır.

Böylesine bir davranışın bu ülkeye nasıl bir zararının olacağını varın sizler düşünün.

Toplumsal algı yönetimi konusu son zamanlarda çok daha önemli bir noktaya gelmiştir. Bu türden yanıltıcı oluşumlardan etkilenmemek ve gerçekleri daha net görebilmek için her kesimden medya organlarını takip etmek son derece önemlidir. Ayrıca sizlere ulaşan bilgilerin mutlak surette sorgulanması, belli bir mantık süzgecinden geçirilmesi ve zihninizdeki mevcut diğer bilgilerle karşılaştırılması gerekmektedir. Aksi takdirde gerçeklerin ortaya çıkması ve bu ülkenin doğru bir limana ulaşması asla mümkün olmayacaktır.

Prof. Dr. Mustafa EROL 

   
2013-12-14
YORUM YAP
Yorumlarınız onaylandıktan sonra yayına verilecektir. Uygun görülmeyen yorumlarınız yayınlanmayacaktır. Yasal zorunluluk olarak yorum yapan ziyaretçilerimizin IP bilgileri kayıt altına alınacaktır. Teşekkürler...

  Bu yazıya ilk yorumu yapmak ister misiniz?



yazarın diğer yazıları